AÇLIK SINIRINDA YAŞAMAK..
Ahmet ZORLU
İlk yansıma Türk-İş’ten geldi.
Güzel ülkemde 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 812 Tl, yoksulluk sınırı ise 5 bin 904 lira oldu.
6 Lira üzerinden hesapladığımızda Türkiye’de asgari ücret dolar karşısında net yüzde 21 eridi.
Yani yılbaşında yoksulluk sınırında yaşayanlar açlık sınırları kapsamına, orta gelir sınıfında yer alanlar ise daha şimdiden yoksulluk sınırının altına inerek sınıf değiştirdi.
İktidar, kalem oyunları ile ekonomik verileri ayakta tutmaya çalışıyor.
Yasanın, ‘Bu kaynak başka amaçla kullanılamaz’ hükmüne rağmen İşsizlik Sigortası Fonu, “Tek Hesap” adı altındaki havuza devredildi. Çalışanların ve işverenin ödediği pirimler kim vurduya gitti.
Oysa İşsizlik Fonu kamuya ait değil.
Yasaya göre “Fon gelirleri işsizler haricinde hiçbir maksat için kullanılamaz” hükmü var.
Nasıl başardılarsa İşsizlik Fonu son 5 yıldır enflasyonun altında getiri ile zarar ettirildi.
Buna rağmen işsizin güvencesi birikmiş 125 milyar lirası vardı.
Bugün 125 milyar lirayı hazine tahviline yatırsan bırak 16 yılı, sadece bir yılda 30 milyar lira kazanırsın.
Ama amaç, önce zarar ettir, sonra gereğini yapıp varlık fonuna devret olunca 125 milyar artık yok.
Dolar 6 liranın üzerinde, ama hala ithal ürün satanlar depoladıkları malları tezgaha koymuyor, yok satıyorlar.
Hala beklenti içerisindeler.
Market raflarında ise fiyatlar neredeyse ikiye katlandı.
Yumurta, içme suyu gibi öz kaynaklarımızla ürettiğimiz malların fiyatları bile yüzde 50’lerde zamlandı.
Buna rağmen, sıkıntının özüne inmek yerine iktidar edenler top çevirmeye devam ediyorlar.
Mesele gayet açık ve basit.
- Komaya soktuğunuz Demokratik Standartlarımızını tedavi etmek zorundasınız.
- Üretim Ekonomisine geçmek zorundasınız.
- Eğitim sistemini, hiç değilse bozduğunuz günün öncesine, hatta daha çağdaş metodlarla donatmak zorundasınız.
- Cezaevi inşaatları için harcadığınız kaynakların hiç değilse yarısını kaliteli ve nitelikli eğitim kurumlarının oluşturmasına aktarmak zorundasınız.
- Tarımsal ve Hayvansal Ürünlerin ithalatı için kullanılan kaynakları, yerli tarım ve hayvancılığın kalkındırılmasına yöneltmek zorundasınız.
- Tasarruf ekonomisini hayata geçirmek zorundasınız.
- Mesela Ahlat’a Cumhurbaşkanlığı Köşkü inşa etmek yerine, 2071 kişinin istihdam edileceği bir fabrika kurmak zorundasınız.
- Beton ekonomisini terketmek zorundasınız.
- İnsana, doğaya saygı ilkesini harekete geçirmek zorundasınız.
- Basın ve Kanaat Hürriyeti’ni yeniden en çağdaş düzeye getirip yalaka yapıdan kurtulmak zorundasınız.
- Demokratik yapılanmaların seslerini kısmaktan vazgeçip, onların eleştirilerine kulak kabartmak ve olibilirlik düzeyini araştırmak zorundasınız.
- Sınırlarımızı yol geçen hanı olmaktan kurtarmak, milletin sırtına yüklediğiniz Mülteci Kamburunu kesip atmak zorundasınız.
- Dış Politikada hiç değilse fabrika ayarlarına dönmek zorundasınız.
- Tek adam rejimi görüntüsünü silmek, demokratik parlamenter sistemi yeniden güçlendirmek zorundasınız.
Yanıbaşınızda Yunanistan örneği var. Adamlar batan bir ekonomiyi uyguladıkları politikalarla yeniden ayağa kaldırdılar.
Bir Yunan emeklisi 1500 Avro maaş alırken, benim emeklimin maaşı 300 avro etmiyor.
Hala her şey için geç değil.
Yeter ki, aklı selimi hakim kılın.
Yeter ki, hastalığın teşhisini doğru yapın.
Tedavi sürecine hazır bir millet var karşınızda.
Ama önce onlara güvenmek, onların güvenini kazanmak zorundasınız.