TÜRKİYE'NİN MİMARI DEMİREL'İ KAYBETTİK
Ahmet Çınar
O,''Siyasetin bir yönetme sanatı'' olduğunu vurgulayan bir kişilikti.
Geldiği yer, vatandaşı anlama adına en önemli kılavuzuydu.
Doğduğu İslamköy'de gazetecilerle demokrasi sohbeti sırasında söylediği ''İşte ben bu köyde doğdum ve şimdi Türkiye'nin Başbakanıyım.Bundan güzel bir şey olabilir mi?''demesi,demokrasiyi anlatabilecek kelimeler dizisi olarak o dönemde büyük yankı bulmuştu.
Demirel,31 yaşında DSİ Genel Müdürlüğü ile Bürokrasiye adım atmıştı.
1960 İhtilali sonrası çok partili dönemde Ragıp Gümüşpala'nın kurduğu Adalet Partisine Genel Başkan olmuş ve siyaset yolculuğuna öyle başlamıştı.
38 Yıllık siyaset hayatı ve Partiler üstü Cumhurbaşkanlığı ile birlikte 45 yıla yaklaşan Türkiye hizmeti O'nu hep onurlandırmıştır.
Zamanında yaptırdığı,köprüler ve barajlar nedeniyle de ''Barajlar ve Köprüler kralı''olarak ün salmıştı.
İlk Boğaziçi köprüsü Demirel tarafından yaptırılmıştı.
GAP'tırmam dediği GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) projesi de merhum Süleyman Demirel'in en büyük eserleri arasındaydı.
GAP, bugün 12 milyon kişiye hizmet sunan bir sulama ve elektrik üretimi sağlayan Türkiye'nin en büyük projelerinden birisidir.
Süleyman Demirel'e Allahtan rahmet diliyorum.Mekanı Cennet olsun.
Merhum Demirel'in hastaneye yattığı günlerde kaleme aldığım ''BİR SİYASET ABİDESİNDEN GÜNÜMÜZE KALANLAR'' Başlıklı yazımda O'nunla ilgili anekdokları siz sevgili okurlarımla paylaşmıştım.Öleceği sanki bana malum olmuştu.
03.06.2015 Salı günkü yazımı siz değerli okurlarımla yeniden paylaşmak istiyorum.
Bu yazı O'nu yakından tanıtma yazısı olarak da algılanabilir.
“O altı kez gitti, yedi kez geri geldi.
Yasaklı yılları yaşadı.Zincirbozan'da çile doldurdu!
Ama yılmadı! Yıkılmadı! O Türkiye'yi yönetmeye hep talip oldu.
Muhaliflerinin tenkitleri karşısında soğukkanlılığını koruyarak siyasetteki seviyeyi düşürmedi.
Bazen güldü geçti! Bazen de kora kor mücadele etti.
Muhalefetin saldırıları zaman zaman o kadar acımasızdı ki, her babayiğit o lafların altından kolay kolay kalkamazdı.
Ama, o hem o lafların altından kalktı,hem de karşı tarafı alt etme becerisini gösterdi.
Bugünün şartlarında siyaset yapıyor olsaydı öyle zannediyorum ki ortaya müthiş replikler çıkardı.
Hem kendisi eğlenir,hem de siyasetin bir sanat olgusu olduğunu ortaya koyardı.
O,siyaseti anlatırken ''Siyasetin bir kapısı vardır.O da gir kapısıdır.Çık kapısı yoktur'' şeklinde olaya espri ile yaklaşmasını bilirdi.
Kin tutmaz ama hiçbir şeyi de unutmazdı.
Ağzından hakarete varan bir söz çıkmazdı.
İnsanların onurunu rencide edecek söylemde bulunmazdı.
Hatalarını bertaraf etmede usta idi.
68 kuşağının sözlü saldırıları karşısında zaman zaman kendisiyle bile alay ederek onların gönüllerini hoş tutmasını bilirdi.
Karikatürlerinden rahatsız olmazdı.Bilakis mutlu olurdu.
Şimdi siyaset yapanların maşallahı var! Yan bakmaya gelmiyor.
Gülerek bakmak bile suç.
Kin yüzlerinden fışkırıyor! Orta okul öğrencileri bile, fikir suçlusu olarak mahkemelere çıkartılıyor.
Sanki bir korku imparatorluğunda yaşıyor gibiyiz.
Eskilerin bir lafı vardır.''Gelen gideni aratır''diye. Aynen öyle bir şey işte!
Madem Demirel'den bahsediyoruz O'nun tarihe geçen ve sorulan sorular karşısında iz bırakan bazı cevaplarını sizlerle paylaşmak isterim.
Yokluk ve karne yıllar;
''Ülkede petrol vardı da biz mi içtik''
İngiltere ile ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde yapılan bir görüşmede,İngiliz görevdaşının elini sıkmasının doğruluğunu kendisine soran bir gazeteciye cevaben:
''Neresini sıksaydım''demesi.
Gazetecinin birisi sorar:
''Sayın Demirel,Türkiye'nin durumunu tek kelime ile özetler misiniz?
Demirel:İyi..Herkes şaşırır! Demirel mevcut duruma iyi demiştir sonuçta.Ama devam eder, İki kelimeyle özetlememi isterseniz ''İyi değildir.''
Üniversite ziyaretlerinden birinde sol görüşlü bir öğrenci Demirel'i sıkıştırmaya çalışır.
''Türkiye'de yapılan her türlü işi sahiplenme gibi bir adetiniz var.''
Demirel''Sen nerde oturuyorsun?''
Öğrenci''Kadıköy'de.'' Hah! İşte buraya her gün gelmek için üzerinden geçtiğin köprü var ya''
Evet.''Onu işte ben yaptım.''
Demirel'in unutulmayan sözlerinden bazıları:
-Yollar yürümekle aşınmaz.(Yürüyüş yapan sol görüşlü öğrencilere söylediği söz)
-Çankaya'nın şişmanı.(Turgut Özal için söylediği)
-Baş örtüsüyle okumak isteyenler Arabistan'a gitsin.
-Ne veriyorlarsa benden beş fazlası.(Seçim vaatlerinden)
-Yazın biz Bulgaristan'dan elektrik alıyoruz.Kışın Bulgaristan bize elektrik veriyor.
-Fırat'ın kenarındaki bir kuzudan ben sorumluyum.
-Galibiyetin sahibi çoktur.Mağlubiyetin sahibi yoktur.Yenilgi yetimdir.
-Hacılarımıza 70 milyon dolar ayırdık.(Türkiye'nin 70 cente muhtaç olduğu dönemde söylediği)
-Bülent Ecevit'e dört kuzu teslim etseniz,akşama üçünü kaybedip gelir.
-Türkeş Türk çocuğu,Ecevit halk çocuğu,Erbakan müslüman çocuğu da, biz o...çocuğu muyuz?
-Kayseri'liler benden daha da uyanık.(Bir gazetecinin çok uyanıksınız demesine cevaben)
-Fiyatlar günden güne artıyorsa,memlekette pahalılık var demektir.
-Hem şapkayı,hem de GAP'ı kimseye gaptırmam.
Geçmiş zaman olur ki düşüncesiyle,usta siyasetçi Süleyman Demirel'den çeşitlemeleri sizlere sunmaya çalıştım.”