KAYBEDEN ÇOK İSTİFA EDEN YOK
Ahmet Çınar
Anket sonuçlarının iflas ettiği İngiltere'de seçimleri, yaklaşık 25 yıl sonra tek başına başkanlığını Cameron’un yaptığı muhafazakar partinin kazanması bazı soruları da beraberinde getirdi.
Peki ne olmuştu İngiltere'de?
Muhafazakar partinin seçim zaferi sonrası 3 muhalefet partisi lideri istifa etmişlerdi.
Hem de öyle günler sonra değil. Seçim sonuçları açıklandıktan 52 dakika sonra bir basın toplantısıyla İngiltere kamuoyuna istifa ettiklerini açıklayarak bir demokrasi örneğine imza attılar.
Böylece partililerine kan değişimi için fırsat yaratmış oldular.
Türkiye'de 7 Haziranda genel seçimler yapılacak. Sıcak İngiltere örneğinden sonra, bizde kaybeden parti liderleri acaba nasıl bir tavır sergileyecekler?
Şimdi herkesin merakla beklediği bu sorunun cevabını ancak seçimler bittikten sonra alabileceğiz.
Burada geçmiş seçimlerde kaybeden parti liderlerinin ne yaptığına bakmak gerekli.
Biliyorsunuz bizdeki koltuklar Ceylan derisinden yapılmış olduğu için ayrı bir rahatlık veriyor liderlerimize ve parti yöneticilerine.
Bir seçim kaybetmekle ''İstifa mı olur ?'' düşüncesi, ne yazık ki her kaybedilen seçim sonrası için tekrarlanan nakarat gibidir bizde.
1987 seçimlerinde DSP yüzde 8.5 ilebaraj altında kalmıştı.Akabinde de Bülent Ecevit Genel Başkanlıktan istifa etmişti.1989’daki DSP Genel Kurulunda kürsüye çıkan Ecevit’’Atatürk de Kurtuluş Savaşı sırasında bir ara Polatlı’ya çekilmek zorunda kalmıştı ama savaşı kazandı,bir süre ayrılık,politikadan vazgeçmek değildir’’diyerek yeniden parti başkanlığına döndü.
Keza, bir parti liderimiz 2002 seçimlerinde partisi baraj altında kalınca istifa ettiğini açıklamıştı.
Oh! Bizde de istifa mekanizması çalışmaya başladı derken,o da ne? Birden geri dönüş yaptı bu liderimiz.
Kim miydi o lider? Devlet Bahçeli'den başkası değildi.
İstifasında sebat etse belki de Türkiye'de istifa mekanizmasını hayata geçiren lider olarak tarihe geçecekti.
Ama olmadı. Bundan sonra da bu demokratik davranışı en azından şimdilik göreceğimizi sanmıyorum.
Bu düşüncem sırf DSP ve MHP adına değil tabii ki!
Diğer partilerimizde de durum farklı değil.
CHP'de kaset olayı olmasa Deniz Baykal'lı günlerimiz devam edecekti büyük ihtimalle.
Süleyman Demirel'in parti liderliğindeki geçmişini anlatmaya gerek var mı bilemiyorum?
Sırf siyasi partilerimizle sınırlamayalım bu durumu.
Bir de her dönemde belirli yerlere talip olan insanlar taifesi var.
Sendikalara bakın!
Odalara bakın!
Derneklere bakın!
Belediye başkanlıklarına bakın!
Muhtarlıklara bakın!
Kendi tüzüklerini medeni ölçülere taşıyamamış,görev alanında yenilenmeden yana tavır almamış STK'lara bakın!
İlle de o beyler o koltukta yıllar yılı oturacaklar.
Kayseri'dek sivil toplum kuruluşlarını bir gözünüzün önünde canlandırın lütfen.
Kimler kaç yıldır o koltuklara yapışmışlar, hemen farkedersiniz.
Tüzük gereği 1 ya da 2 dönemi dolduranların bekleme döneminden sonra yine o koltuklara dört elle sarıldıklarını göreceksiniz.
Sanki, bu şehirde kendilerinden başka o görevi yerine getirecek kimse yok.
Ayrıca bu tip insanlar,diğer odalar üzerinde de tahakkümlerini yürütürler.
Hangi odaya kim başkan olacak, kararı yine onlar verirler.
Demokrasiden nasibini almamış tüm kurum ve kuruluşlarda bu tip davranışları görmekteyiz ne yazık ki!
Her açılışta,her yemekte,her protokolde onları görürsünüz
Baş köşe hep onlara ayrılmıştır.
Beyler! İstifa ya da aday olmama diye bir müessesenin olduğunu unutmayalım.
Yüzünüzü eskitmeyin lütfen!
Genç kuşaklara kapı aralayın!
Amaç hizmet yarışı ise bunu mutlaka yapın!. Olmaz mı?