Ahmet Çınar

İSRAF YOKSULA MI HARAM?

Ahmet Çınar

 Bu alıntı yazı beni hem gülümsetti, hem de düşündürdü.

  

Günlük elektrik masrafının 40 bin TL olduğu,3 aylık doğalgaz tutarının 1 milyon TL civarına yaklaştığı,maliyetinin halen tam olarak bilinmediği,3 bin kişiye yakın çalışanın istihdam edildiği 1150 odalı Cumhurbaşkanlığı sarayının giderleri,bir AKP Genel Başkan yardımcısının çıkıp her bakan için özel uçak talebi,milyon TL'lik hizmet araçlarının gırla gittiği Türkiye haritasına bakarak aşağıdaki yazıyı ibretle okuyacağınızdan eminim.

 

''Beş yaşında idim.

Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.Bir tane yere düştü.Eğildi aramaya başladı.

Sağa bakıyor,sola bakıyor,bulmaya çalışıyordu.Çocukluk işte,

Aman babaanne dedim.

Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba harcamaya,yorulmaya değer mi?

Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı.Öfkeyle doğruldu,''Sen oturduğun yerden ahkam kesiyorsun''dedi.

''Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar.Bir pirinç tanesinde kaç insanın göz nuru,alın teri,emeği,çilesi var biliyor musun?''

Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Aradan yıllar geçti.Hukuk fakültesinde öğrenciyim.Alain'in propeslerini okuyorum.Birden irkildim.(Alain,Fransız felsefeci,filozof,Eğitimci yazar.Modern dünyanın düzeninde gizlenen her çeşit baskıya kuşkuyla bakar;Kudretin çekiciliğine karşı bireylerin özgürlüğünü,iktidara karşı da yurttaşı savunur.)

Babaannemi hatırladım.Alain''Bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa,bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur.''İlave ediyordu''Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri,göz nuru,el emeği vardır''diyordu.

 

On dokuz yıl önceydi Stokholm'e gitmiştim.Bir otele indim.Geceydi.Sabahleyin tıraş olmak için lavaboya gittiğimde,aynanın yanında ilginç bir not gördüm.

''Lütfen tıraştan sonra jiletinizi çöpe atmayın,yanda bir kutu var oraya bırakın,bir tek jiletle bile olsa,İsveç çelik sanayiine yardımcı olun''diyordu.

Doğrusu hayretler içinde kaldım.Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.

 

Birçok eşya üzerinde ''İsveç çeliğinden yapılmıştır''diye yazardı.İşte O ülke,kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor,ona sahip çıkıyor,gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

 

İsveç'te zaman zaman,belli periyotlarda radyolar,televizyonlar bir haber duyurur.

''Şu tarihte,şu saatte,adamlarımız gelecek.Siz lütfen hazırlığınızı yapın.''

''Okumadığınız,ilgilenmediğiniz,kullanmadığınız ne kadar kitap,dergi,gazete,kağıt,ambalaj,kutu varsa ,velev ki bir ilaç prospektüsü dahi olsa,kapının önüne koyun.İsveç'in kalkınmasına yardımcı olun.Fazla ağaç ziyanına engel olun.''

 

Japonlar son derece sade,basit,yalın mütevazı yaşayan insanlardır.Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül edememiş,hayatın manasını anlayamamış,zavallı kimselerdir.Böyleleriyle;''Evini mezat salonuna çevirmiş zavallı''diye eğlenirler.Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

 

Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor.İç borçlar,dış borçlar gırtlağı aşıyor.Zamanın Başbakanı meclisi toplar.Kürsüye çıkar.Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır.Ve;''Şu andan itibaren,Tanrı şahidim olsun ki,Japonya'nın iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden,pirinçten başka bir şey yemiyeceğim.Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim''

 

Dediklerini yapar,en üstten en alta ''Bir israftan kaçınma'' kampanyası açılır.Japonya bütün borçlarını öder.Bu durumun toplumun bütün kesimlerini kapsadığını söylemeye gerek yok.

 

Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.Yarabbim,ne kadar sade,ne kadar mütevazı,ne kadar gösterişten uzak.

 

Gerekmediği halde elektriği yakmakla,suyu kapamadan boş yere akıtmakla,gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla,yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

 

Hayat çok ince,akıl almaz incelikte iplerle örülmüştür.Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,ilk okul kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

 

“BİR MIH BİR NALI KURTARIR,

BİR NAL BİR ATI,BİR AT KOMUTANI,

BİR KOMUTAN BİR ORDUYU,

BİR ORDU BİR ÜLKEYİ KURTARIR” Diyordu.

 

Maddi durumumuz ne olursa olsun,ister zengin olalım ister fakir,hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.

Bu yazıda parayı da ,maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

Umarım bu yazı sizi de gülümsetmiştir.

Aileniz ve dostlarınızla güzel,esenlikli bir ömür geçirmeniz dileğiyle.

 

Kimsenin değiştiremeyeceği bir düstur. İSRAF HARAMDIR.

 

Yazarın Diğer Yazıları