KOŞAR ADIMLARLA GÜNEYDOĞUDAN NOBELE..
Ahmet Çınar
Sekiz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu.
Tahsil yapmasında ailesinin desteği büyük, hem de çok büyük.
Zira, onlar okuma yazma bilmeyen Türk’üm insanı olarak çocuklarının okuması için her türlü desteği eksik etmemişler.
Sadece yedinci kardeş değil okuyan, diğerlerinin büyük bir bölümü de kalem tutmuş, mürekkep yalamışlar.
O, yalın ayak büyüdüğü topraklardan 1963 yılında ayrılmış ve İstanbul Tıp Fakültesinin parlak öğrencileri arasına girmiş bir gurur abidesi!
Sessiz yükselişi 1971 yılında Amerika’ya gidişiyle başlamış.
Güneydoğunun kıraç topraklarından, Amerikanın büyülü atmosferine adım atışı ile farklı bir alemin insanı olmuş.
Ancak gittiği toprakları hiç bir zaman unutmamış.Her yıl olmasa da Türkiye’ye en az iki yılda bir gelip doğduğu toprakların havasını teneffüs etmiş.
Türk’lüğüyle hep gurur duymuş.
Yaptığı işine ve yaşamına siyaseti bulaştırmamış.
Ömrünün büyük bir bölümünü insanlığa adamış.
Okumaya, özellikle de kızların eğitimine önem vermiş, her fırsatta anne babalara bu konuda telkinde bulunmuş.
Amerikanın kucak açışıyla kendisini Kuzey Carolina Üniversitesinde bulmuş.
300’e yakın Bilimsel Makalesi ve bu makalelere yapılan 12 bin atıfla bulunduğu üniversitede merdivenleri adeta koşarak çıkmış.
Biyokimya ve Biyofizik O’nun çalışma dalı.
Prof.Dr.Aziz Sancar, kanser tedavisinde ‘’Ritmik Saat’’ buluşuna imza atarak dünya çapında bir üne kavuştu.Ritmik saat (Vücut saati, Biyolojık saat anlamına geliyor.Hangi saatlerde güneşlenmek gerektiğinin tesbiti bir bakıma.)
Bilimin kapalılığı nedeniyle biz onu ancak 2015 yılı Nobel Kimya Ödülünü kazanmasıyla tanıyabildik.
Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi ona öyle bir sahip çıktı ki, bir dediği iki edilmedi ve insanlığın geleceğinde büyük bir önem arz eden ultraviyole, yani, mor ötesi ışınların
DNA’ya verdiği hasarı tamir sürecinin haritasını çıkartarak, kanserle mücadelede çok önemli bir adıma imza atmış oldu.
Başka bir ifadeyle, ultraviyole ışınlarının hücre üzerindeki olumsuz etkisini ortaya çıkardı.
Onarım sistemleri arızalı doğan bireyler, ultraviyole ışınlarına maruz kaldıklarında cilt kanseri ile karşılaşma ihtimalleri çok yüksek.
Aziz Sancar, önce onarım mekanizmasının nasıl çalıştığını tesbit etti, Sonra da onu onaran proteinleri buldu.
O BİR CUMHURİYET VE ATATÜRK AŞIĞI
Aldığı Kimya Nobel Ödülünü;
“19 Mayıs’ta Anıtkabirde Atatürk’e sunacağım’’ derken, içindeki sevdasını da dışa vurmuş oluyordu.
Nobel töreninde yaptığı konuşmasında,
‘’Bu ödülümü Atatürk’e adıyorum,Ne mutlu Türk’üm diyene’’ sözleri ise büyük yankı uyandırmıştı.
Vefa onda,
Arı bir Türk insanı,
Kasıntısı yok,
Kompleksi yok,
Türkiye aşkıyla yanıp tutuşuyor.
‘’Beni cumhuriyet okuttu’’ diyebilme vefasını gösteriyor.
Hele şu sözleri çok manidar:
‘’Pazartesi yurduma koşacağım,vatanıma, toprağıma’’
Sen ne güzel insansın Aziz Sancar?
Özledik senin gibi insanları.
Ne mutlu o anne ve babaya, senin gibi bir evlada sahip oldukları için
Sen Türkiye’nin gururusun.
İyi ki varsın.
İyi ki bu toprakların insanısın.