BİR TUTAM GÜLÜMSEME
Ahmet Çınar
Hazır olun o zaman kahkaha tufanına!
Değerli büyüklerimizden Yıldırım Akbulut Fransa ziyareti esnasında meşhur Loure Müzesini gezecekmiş.
Fakat,gezi günü geldiğinde resimden hiç anlamadığının farkına varıp, ne yapması gerektiğini sormuş rehberine.
Rehber ''Hiç merak etmeyin Sn.Akbulut, bu müzedeki tabloların tamamına yakını REMBRAND'dır. (REMBRAND, güzel, harika, övgüye değer demek)Geçin bir tablonun karşısına ve oooo! REMBRAND demeniz yeterli olur.''
Bunu duyan Sn. Akbulut müzeyi gezmeye başlamış ve bir tablonun karşısına geçip;
''Oooo REMBRAND'' demiş.
Ve alkış tufanı kopmuş, Fransızlar hayran olmuş bizim değerli büyüğümüze.
Rehber hafifçe eğilip Sn Akbulut'un kulağına;
''Bravo mösyö Akbulut, this is REMBRAND'' demiş.
Birkaç defa aynı olay tekrarlanmış, yine aynı alkış tufanı, yine rehberin bravosu. Derken..
Başka bir köşede Sn.Akbulut'tan :
''Oooo! REMBRAND'' sesi duyulmuş.
Ne var ki çevredeki Fransızlar kıs kıs gülüyorlar,hafiften dalga geçer gibiler sanki!
Sn.Akbulut bilemediğini düşünürken rehberimiz hafifçe kulağına eğilip;
''Hııımm! Mösyö Akbulut this is AYNA,AYNA'' demiş.
*******
Bir uçağa ABD Başkanı Bush, Bin Ladin ve Ecevit binip İsviçreye dünya meselelerini konuşmaya gitmek üzeredirler.
Az sonra İsviçre Alplerinde dağcılık yapan sırt çantalı bir genç gelir, o da onlarla gitmek ister. Kabul ederler.
Uçak havalanır, biraz sonra pilot kabine girer:
''Efendim, uçak arızalandı bir kaç dakika içinde düşecek.Biz 5 kişiyiz ama sadece 4 paraşütümüz var.'' der.Ve paraşütlerden birini alır uçaktan atlar.
bunu gören Bin Ladin hemen paraşütlerden birini alarak o da pilotun arkasından atlar.
Bush da atik davranır ''Seninle işim bitmedi Bin Ladin'' der. Paraşütlerden birini alıp atlar.
Bir paraşüt, dağcı genç ve Ecevit uçakta kalmışlardır.
Ecevit dağcı gence:''Sen daha gençsin, önünde uzun bir hayat var, paraşütü al ve atla, kendini kurtar.'' der.Genç:
Genç: ''Yoo! İkimize de yetecek kadar paraşüt var.Az önce atlayan Başkan Bush benim sırt çantamı alıp atladı.'' der.
*******
Adam yolda yürürken kıçüstü düşmüş, arkadan gelen bir adam koşup yetişmiş, kaldırmış.
Ve ricasını söylemiş:
''Bizim partiye oy verir misiniz?''
Adam kalçasını oğuşturarak yüzünü buruşturmuş:
''Ben düşünce kıçımı yere vurdum, kafamı değil'' demiş.
*******
Vali köylerden birisine gezmeye gitmiş.
Köye valinin geldiğini duyan Mehmet dayı aceleyle köy meydanına koşarak gelir.
İyi bir TEMENNAH çektikten sonra:
''Sayın valim ne olur bizim eve gidelim''der. Valiyi zorla eve götürür.
Eve gelir gelmez bir merdiven dayar. Valim yukarı çıkalım''der.
Valiyi dama çıkarır, başlar dolaştırmaya.Vali merakla sorar: 'Beni niçin dolaştırıyorsun.''
''Sayın valim'' der köylü:''Devletin ayak bastığı yerde ot bitmez derler. Benim dam da her yağmurda akıyor. Bundan sonra inşallah akmayacak'' der.
*******
Öğretmen Sosyal Bilgiler dersinde çocuklara bir ödev verir.
Herkes ailesine sorup demokrasinin tanımını özet halinde çıkaracak ve ezberleyecek.
Çocuk; Eve gelir babasına sorar:
''Baba demokrasi nedir.?'' Baba yanıtlar.
''Önce bilmen gereken terimler var.''.Bak şimdi:
''Ben bu eve para getiriyorum ben LİBERAL sınıfıyım. Hizmetçimiz bizim rahatımız için çalışıyor, ayrıca geçimini sağlıyor. O İŞÇİ sınıfı, annen DEVLET. Bütün iç işlerinden o sorumlu.Sen HALKSIN. Hepimiz senin için çalışıyoruz. Beşikteki kardeşinse GELECEK. Şimdilik bunları bil, sabah sana anlatacağım.
Gece olur, çocuk babasının anlattıklarını düşünürken birden hizmetçinin odasından sesler gelir. Çocuk kalkar ve gizlice içeri bakar, bir de ne görsün? Babası hizmetçinin üzerine çıkmış gidip geliyor.Hemen annesinin yanına gider ama nafile! Annesi horul horul uyumakta. Bu sırada kardeşi ağlamaya başlar, yanına gider ve kardeşini beşiğinde s.çmış olarak bulur.Ne yapacağını şaşırır ve yatar.
Sabah kahvaltıda babası:
''Tanımları ezberlediysen, şimdi sana anlatacağım demokrasiyi.'' der.
Çocuk:
''Sen zahmet etme babacığım.Ben çok iyi öğrendim.''
''LİBERALLER İŞÇİ sınıfını becerirken, DEVLET uyuyor, HALK endişeli, GELECEKse b.k içinde