Ahmet Çınar

BASİT BİR TÜRKİYE FOTOĞRAFI

Ahmet Çınar

Bu iklim,ülkemizin demokrasi endekslerinde geriye gitmesinde,ekonominin yavaşlamasında,dış politikasındaki risklerin artmasında, yalnızlaşmasında ve toplumsal kutuplaşmanın nüksetmesinde somut olarak kendini gösteriyor.

 
Siyasetteki aktivistlerin dili,ekonomi yönetimindeki çok seslilik,dış politikada yapılan akıl almaz yanlışlıklar ne yazık ki Türkiye'yi tehlikeli sulara sürüklemektedir.
 
En son Cumhurbaşkanının Maliyeden ve merkez bankasından sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'la ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile ters düşmesi ve Merkez bankasının faizleri düşürmesi yönündeki ısrarlı istekleri karşısında piyasaların sarsılmasıyla doların 2.500 seviyesine çıkması borç hanemizin katlanmasına neden oldu.
 
Meydana gelen ekonomik ve jeopolitik şartlar durumun ciddiyetini artırıyor ve riskleri tetikliyor.
 
Komşularla olan ilişkilerimiz,Arap Baharının kış çukuruna düşmesiyle içinden çıkılmaz bir bilmeceye dönüştü.
 
Bize ''Siz arslansınız''diyerek  ileri süren ABD ve başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri Esad'la yeniden dirsek temasına geçince bize de mutsuz bir yalnızlık kaldı.
Çoğu Arap ülkeleriyle diplomatik ilişkilerimiz kesildi.Suriye'de,Irak'ta,Libya'da ve Mısır'da temsil edilemez olduk.Bu ülkelerdeki konsolosluklarımız kapatıldı.Katip seviyesinde temsile mahkum olduk.
 
En son  Libya Türk iş adamlarının ülkeyi terketmelerini istedi.Onlar da 7 milyar dolarlık zararla dönüş yolundalar.
 
Demokratikleşme konusunda da farklı bir çizgide değiliz.
İnsanlar düşüncelerini söyleyemez oldular.Fikir özgürlüğü raflarda kaldı.Eğer istenilen bir kalıptaysanız rahatlıkla fikirlerinizi beyan edebilirsiniz.Aksi durumda tu kakasınız.13-14 yaşlarındaki çocuklar,hakaret davası ile yargılanır hale geldiler.
 
Toplum %50,%50 diye kutuplara bölündü.
Bir tarafın ölüsüne ''Allah rahmet eylesin'' derken,
Diğer tarafın ölüsü hak etmediği şekilde yaftalandırıldı.
Kin,nefret ağzımızla birlikte yüzümüzden fışkırır oldu.
Sanki dışta düşman kalmadı,birbirimizi düşman ilan ettik.
Politikalarımızı hep birbirimizi rencide ederek,kırıp dökerek uygulamaya koyduk.
 
Siyaset belki de birbirini yeme,alt etme,böylece de iktidarı ele geçirme sanatıdır,ama,manevi değerleri ayaklar altına alıp,karşı tarafın mahremine saldırma,insan onur ve gururunu ayaklar altına alma sanatı da hiç değildir.
 
Meclis çatısı altındaki insanların avam tabakasının bile kullanmadığı kelimeleri birbirlerine söyleyerek kavga etmeleri,birbirlerini yaralamaları,medeni bir ülke parlementerlerinin yapmaması gereken basit bir varoş kavgasını çağrıştırmaktan başka bir şey değildir.
 
Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken Abdullah Öcalan'ın Kandildekilere silah bırakmaları için yapmış olduğu çağrı,son günlerde duymak istediğimiz en güzel haber olarak 
değerlendirildi.Bu konuda KCK tarafından yapılan açıklamada hükümetin yapılan mutabakat çerçevesinde adım atması istendi ve ona göre tavır alınacağı açıklandı.
 
Dileğimiz PKK terörünün bir an önce son bulması.
Bu yolda nice canlarımız heder oldu.
Ülke ekonomisi 1 trilyonun üzerinde zarara uğradı.
Bu parayla neler yapılmazdı ki!

Yazarın Diğer Yazıları