Ahmet Çınar

ATATÜRK'ÜN DİNE KARŞI HASSASİYETİ

Ahmet Çınar

Orada yaşadıkları ise halen konuşulmaya devam ediyor.
Umre ziyareti bitiminde Kabe’de halkı selamlaması ve şahsına yapılan tezahuratlara nutuk meydanlarındaki gibi karşılık vermesi bazı kesimlerce uygun bulunmadı.

Bir devlet adamının kutsal yerlerdeki davranışları çok önemli.
Belki bir dolduruşa gelme söz konusudur bilemeyiz ama Allah’ın evinde sergilenen bu fotoğraf hoş olmadı.
Dolayısıyla, hem muhalif kanatta, hem de sosyal medyada acımasız eleştirilere neden oldu.
Hatta Arapların bile tepki gösterdikleri biliniyor.
Allah’ın evinde böyle davranamazsınız.
Bu işi bir acemilik olarak kapatamayız.
Bu olaylar yaşanırken, Diyanet İşler Başkanı Mehmet Görmez de yanındaydı.
Hemen akla şu soru geliyor; Mehmet Görmez olaya müdahale edemez miydi, ya da etmeli miydi?
Şu ana kadar da sayın Görmez’den, bu konu ile ilgili bir açıklama gelmedi.
İnsanlar, Diyanet İşleri Başkanının bu konudaki görüşlerini merak ediyorlar doğal olarak.

Milyonluk zırhlı Mersedes konusunda herhangi bir açıklama yapmayan Görmez’in, bu hassas konuda elbette bir görüşü, bir açıklaması olmalı.Sen siyasi bir kimliğe sahip değilsin ki, açıklama yapmaktan çekiniyorsun!

Bu olanlar akabinde, insanın aklına hemen ‘’Laiklik’’ geliyor.
Din ve Devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması, yani dinin siyasette kullanılmaması konusu.

İnsanlara bu konu ne yazık ki hep başka cepheden anlatıldı. Laiklik öcü olarak gösterildi.
Laiklik, ‘’Dinsizlik’’ diyen oldu. ‘’Kafirlik’’ diyen oldu. Başka anlatımlarla halk kandırıldı.
Oysa, Mustafa Kemal Atatürk, Şu sözlerle ne güzel anlatıyor laikliği:

“Din gibi güzel bir duygu, politika gibi kirli oyunlara alet edilemez. Din ait olduğu yerde, temiz vicdan sahnesinde yaşanmalıdır.’’

Bu söze karşı gelen varsa, ben onun vicdanından, manevi düşüncelerinden şüphe ederim.

Atatürk yukarıdaki sözlerini şöyle tamamlıyor:
“İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere bir siyaset aracı konumundan kurtarmanın ve yükseltmenin vazgeçilmez bir iş olduğu gerçeğini gözlemliyoruz.
Kutsal ve ilahi olan inançlarımızı ve vicdanlarımızı, karışık ve değişken olan her türlü çıkar ve tutkuların ortaya çıkışlarına sahne olan siyasetten ve siyasetle ilgili bütün konulardan bir an önce ve kesin olarak kurtarmak, milletin dünya ve ahiret mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur.’’

Ülkem insanının mantığını kullanarak, yüce Atatürk’ün, yukarıda belirttiği ifadelerden çıkarabileceği sonuç şu olmalıdır;
-Dinin siyaset sahnesinde bir araç olarak kullanılması, dine zarar verirken, buna karşı geliştirilmiş laiklik düşüncesi, dinin daha temiz bir ortama taşınmasını sağlayarak dini özgürleştiriyor.
Ne yazık ki, bunu gören insan sayımız gittikçe azalıyor.

Cehalet ne kolay!
Okumak yok.
Öğrenmek yok.
Sorgulamak yok.
Muhakeme etmek yok.
Düşünmek yok.
Endişe yok.

Tek yapman gereken,
Duyduğuna inanmak.
Oh be.. Ne güzel hayat!

Yazarın Diğer Yazıları