Kayseri'de lohusaları korumak için bakın ne yaparlardı
Yüzyıl önce Kayseri'de lohusa kadınları ve bebekleri koruduğuna inanılan gelenekler ortaya çıktı.
Olası hastalıklarda Kayserililer olarak birçoğumuz hemen panikler ve kendimizi hastane koridorlarına atarız. Ardından daha soluklanmadan ve ne olduğunu idrak edemeden bu kez de kendimizi eczanede ilaç sorarken buluruz. Oysa tıp bu denli gelişmemişken eski dönemlerde Kayserililer nasıl yöntemler uyguluyordu?
İyi ve kötü ruhlar
Houshamadyan’da yer alan bilgilere göre, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Kayserili veya Muncusulu “kocakarılar”, iyi ve kötü ruhların insan yaşamı üzerinde etkili olduğuna inanırdı. Özellikle doğum sonrası dönem, anne ve bebek açısından hassas bir süreç olarak görülür, çeşitli korunma yöntemlerine başvurulurdu.
Kayseri’de lohusa kadınları hedef aldığına inanılırdı
Dönemin inanışlarına göre kötü ruhlardan biri olarak kabul edilen Al veya Kara-kura’ların, genç bir gelin kılığına girerek lohusaya zarar verdiğine inanılırdı. Bazı inanışlarda bu ruhların lohusanın üzerine çıkarak onu öldürmeye çalıştığı ve ciğerini sökerek suya attığı düşünülürdü. Özellikle eşin evden ayrılmasının, bebeğin dünyaya gelmesinin ve göbek bağının kesilmesinin ardından lohusa ile bebeğin kötü ruhların hedefi olabileceğine inanılırdı. Bu inanışa göre lohusanın kendisini koruyabilmesinin yollarından biri ise Kara-kuranın parmağını ısırmak olarak bilinirdi.
Loğusayı koruduğuna inanılan uygulamalar
Bebeği ve lohusayı kötü ruhlardan koruduğuna inanılan yöntemlerden biri de 24 saatlik uykusuzluk ve aydınlık nöbetiydi. Bu inanışa göre lohusanın kötü rüyalar görmesini ve kötü ruhların saldırısına uğramasını engellemek amacıyla anne, doğum sonrası ilk 24 saat boyunca uyutulmaz ve bulunduğu ortam sürekli aydınlık tutulurdu. Ayrıca lohusanın yorganının üzerine kocasının kemeri ve iç çamaşırı, yastığının altına ise makas, çakı, haç, İncil, şiş ve iki adet soğan konularak kötü ruhlardan korunacağına inanılırdı.
Eski Kayseri’de doğum sonrası korunma ritüelleri
Lohusanın odadan çıkması gerektiğinde ise yanında şiş taşıyarak kötü ruhlardan korunabileceğine inanılırdı. Günümüzde büyük bölümü unutulmuş olan bu uygulamalar, geçmiş dönemlerde Kayseri’de yaşayan Ermeni toplumunun doğum, aile ve korunma anlayışına dair kültürel izler taşıyor.