Kayseri'de bayramlar eskiden böyle yaşanırdı!
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kayseri'nin unutulmaya yüz tutan bayram geleneklerini anlattı.
Bayramlar, yüzyıllardır yalnızca dini bir görev olmanın ötesinde; birlik, beraberlik, yardımlaşma ve vefa duygularının en yoğun yaşandığı özel günler olarak kabul ediliyor. Teknolojinin ve modern yaşamın etkisiyle birçok gelenek değişse de Anadolu şehirlerinin hafızasında yaşayan bayram kültürü, geçmişten günümüze uzanan önemli değerler arasında yer alıyor. Bu şehirlerden biri olan Kayseri'de de bayramlar, yıllar boyunca kendine özgü ritüelleri ve güçlü dayanışma kültürüyle yaşatıldı.
AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Maziden Atiye Uzanan Köprü: Kayseri'de Bayramların Kadim Ruhu" başlığıyla şehrin unutulmaya yüz tutan bayram geleneklerini anlattı.
Bayram hazırlıkları haftalar öncesinden başlardı
Vekil Cıngı, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte Kayseri'de bayram hazırlıklarının haftalar öncesinden başladığını belirterek, "19. ve 20. yüzyılın başlarına ait hatıratlarda ve şehir kayıtlarında, Kayseri'deki bayram hazırlıklarının kendine has kuralları ve ritüelleri olduğu görülür. Bayramdan haftalar önce Kapalı Çarşı, Sarraflar Çarşısı ve Bedesten çevresinde iğne atsan yere düşmezken; Kayserili esnaf, bayramlık kumaşları, meşhur akide şekerlerini ve çocuk kunduralarını hazırlarken ticareti bir nevi bereket kapısı ve ahilik geleneğinin tecellisi olarak görürdü" ifadelerini kullandı.
Mahalle kültürü bayramla güçlenirdi
Evlerde ise bayram, kadim bir lezzet mirasının ihyası demekti. Günler öncesinden mahalle kadınları bir araya gelir, Kayseri kete hamurlarını yoğurur, saray mutfaklarını aratmayacak incelikte ev baklavaları açardı. Taş fırınların önünde sabaha kadar süren bu kete ve baklava nöbetleri, mahalle kültürünün en güçlü çimentosuydu. Arefe günü ikindi namazından sonra şehirde adeta hayat durur, kabristanlar ziyaret edilirdi. Geçmişe vefa dualarla gösterilir; kabir başlarında sulanan her bir çiçek, Kayseri insanının köklerine olan sadakatinin bir nişanesi sayılırdı.
arefe günleri geçmişe vefanın göstergesiydi
Arefe günlerinin de özel bir anlam taşıdığına dikkat çeken Cıngı, "Arefe günü ikindi namazından sonra şehirde adeta hayat durur, kabristanlar ziyaret edilirdi. Geçmişe vefa dualarla gösterilir; kabir başlarında sulanan her bir çiçek, Kayseri insanının köklerine olan sadakatinin bir nişanesi sayılırdı" değerlendirmesinde bulundu.
Tarihi camilerde bayramlaşma geleneği
Eski bayram sabahlarının huşu içerisinde başladığını belirten Cıngı, "Cami-i Kebir, Hunat ve Kurşunlu gibi tarihi camilerde kılınan bayram namazlarının ardından, cami avlularında saf tutulur; zenginle fakirin, küsle barışığın ayırt edilmediği toplu bayramlaşmalar yapılırdı. Evlerde ise bayramın ilk günü kurulan ve ortasına Kayseri mantısı, su böreği ve bamya çorbasının yerleştirildiği bayram sofraları, aile bağlarının en somut göstergesiydi" ifadelerine yer verdi.
‘Bu şehrin kimliğini oluşturan asıl değerlerdi’
Bayramların yalnızca eğlence günleri olmadığını vurgulayan Cıngı, "Bu bayramlar, sadece eğlenilen günler değil; yetimin gözetildiği, yaşlıların kapısının çalındığı, toplumsal dengenin ve yardımlaşmanın zirveye ulaştığı manevi birer mektepti. Bir çocuğun yastığının altına koyduğu yeni kundurasındaki sevinç de, bir büyüğün elini öpen gencin aldığı duadaki huzur da bu şehrin kimliğini oluşturan asıl değerlerdi" dedi.
‘Geçmişin güzel adetlerini bugüne taşımak vefa borcumuz’
Cıngı paylaşımının sonunda ise şu ifadeleri kullandı:
"Bugün dünya değişse ve bayramlar modern zamanın ritmine ayak uydursa da, Kayseri'nin bağrında taşıdığı bu bayram ruhu, aslında şehrimizin mayasıdır. Geçmişin o samimi niyetlerini ve güzel adetlerini bugüne taşımak, bu topraklara olan vefa borcumuzdur."