Kayseri Barosu'ndan Halk TV tepkisi: Basın özgürlüğü korunmalı
Halk TV'ye kayyım atanmasına tepkiler sürüyor. Kayseri'den de o tepkilere bir yenisi daha eklendi. Kayseri Barosu, 'ciddi kaygılara neden olmuştur' dedi.
Halk TV’ye dün sabah erken saatlerde polis ekipleri tarafından operasyon düzenlendi. Cafer Mahiroğlu hakkında "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma kapsamında bağlantılı şirketlere TMSF kayyum olarak atandı, yayınlar durduruldu ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.
Kayseri Barosu’ndan tepki
Halk TV’ye kayyım atanması kararı kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Kayseri Barosu da açıklama yaparak sürece ilişkin tepki gösterdi. Baro’dan yapılan açıklamada, kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasının, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı bakamından ciddi kaygılara neden olduğu aktarıldı.
‘Vatandaşlar farklı görüşlere serbestçe ulaşılabilmelidir’
Açıklamada şu sözler kullanıldı; “Demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından biri, basının özgürce faaliyet gösterebilmesi ve yurttaşların farklı görüşlere, haberlere ve düşüncelere serbestçe ulaşabilmesidir.
T.C. Anayasasının 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü, 28. maddesi ise basının özgür olduğunu ve sansür edilemeyeceğini güvence altına almaktadır. Bu güvenceler, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarıdır. Elbette hukuk devletinde hiç kimse ve hiçbir kurum hukukun dışında değildir. İddialar, bağımsız ve tarafsız yargı mercilerince, hukukun evrensel ilkeleri ve adil yargılanma güvenceleri çerçevesinde incelenmelidir. Ancak yürütülen soruşturmalar, basın özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını ortadan kaldıran uygulamaların gerekçesi haline getirilmemelidir. Hukuki tedbirler; zorunluluk, ölçülülük ve demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilerek uygulanmalıdır.
Kayseri Barosu olarak; basın ve ifade özgürlüğünün korunmasının, hukukun üstünlüğünün ve bağımsız yargı güvencelerinin sağlanmasının demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez gereği olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.”