İstanbul'da öldürülen dünyaca ünlü Kayserili gazetecinin davasında yeni gelişme!
Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülen Kayseri kökenli ünlü gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın dosyası, sivil toplum kuruluşlarının girişimiyle Fransa'da yeniden açılıyor.
Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu binasında 2018 yılında öldürülen ve dünya gündeminden düşmeyen Kayserili ünlü gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde flaş bir gelişme yaşandı. Türkiye ve ABD’de hukuki süreçlerin tıkanmasının ardından, davanın seyri Fransa'dan gelen haberle tamamen değişti. Sivil toplum kuruluşlarının ısrarlı takibi sonucu, Kaşıkçı dosyası Fransa’da yeniden açılıyor.
Odatv'nin derlediği bilgilere göre; Fransa'da bir hakim, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin soruşturmayı yürütmek üzere resmen görevlendirildi. Paris Temyiz Mahkemesine yapılan başvuruların ardından başlayan bu yeni hukuki sürecin, doğrudan "işkence ve zorla kaybetme" suçlamalarını kapsayacağı bildirildi. Söz konusu gelişme, TRIAL International ve Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütlerinin hukuki mücadelesi neticesinde geldi.
Kökenleri Kayseri’nin Germir köyüne dayanıyor
Dünya basınında geniş yankı uyandıran bu gelişme, Türkiye’yi ve özellikle Kayseri’yi de yakından ilgilendiriyor. Katledilen ünlü gazeteci Cemal Kaşıkçı, aslen Kayserili bir ailenin ferdiydi. Kaşıkçı ailesinin kökenleri, Kayseri'nin tarihi ve kültürel mirasıyla bilinen Germir (Germere) köyüne dayanmaktadır.
Büyük dedelerinin yıllar önce Kayseri'den Medine'ye göç etmesinin ardından aile Suudi Arabistan'a yerleşmiş ve Cemal Kaşıkçı da 1958 yılında burada dünyaya gelmişti. Her ne kadar Suudi Arabistan doğumlu bir küresel gazeteci olsa da, Kaşıkçı köklerini ve Kayseri bağını hiçbir zaman unutmamıştı.
2018 yılındaki cinayetin ardından İstanbul'da açılan ana dava, 2022 yılında Ankara-Riyad ilişkilerinin normalleşme sürecinde durdurulmuş ve dosya Suudi Arabistan'a devredilerek Türkiye'de fiilen kapatılmıştı. ABD'de açılan sembolik davalar ise Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın diplomatik dokunulmazlığı engeline takılmıştı. Suudi Arabistan'ın kendi içinde yürüttüğü kapalı kapı yargılamaları ise uluslararası toplum tarafından bir "aklama süreci" olarak nitelendirilmişti.