Hürriyetçi Eğitim Sen: Öğretmenler okula çelik yelekle mi gelecek?
Öğretmen Fatma Nur Çelik'in bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapan Hürriyetçi Eğitim Sen Kayseri Şube Başkanı Murat Afşar, 'Daha önce defalarca uyardık: 'Öğretmenler okula çelik yelekle mi gelecek?' diye sorduk. Eğitimde şiddetin arttığını, caydırıcı yaptırımların yetersiz kaldığını, okullardaki güvenlik önlemlerinin ciddi şekilde eksik olduğunu dile getirdik. Ancak bu çağrılarımız ya görmezden gelindi ya da geçiştirildi.' dedi. Ayrıntılar Kayseri Olay haberde…
Hürriyetçi Eğitim-Sen Kayseri Şube Başkanlığı, İstanbul’da bir okulda öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülen Fatma Nur Çelik için Kocasinan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Sendika üyeleri 1 gün iş bırakma eylemi yapacaklarını açıkladı.
Hürriyetçi Eğitim-Sen Kayseri Şube Başkanı Murat Afşar tarafından yapılan açıklamada; “Eğitimde şiddet can alıyor, artık yeter! Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Meslek Lisesindeki öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği menfur saldırı, yalnızca bir meslektaşımızı değil, eğitim camiasının vicdanını da yaralamıştır. Görev yaptığı okulda bir öğretmenin hayatını kaybetmesi kabul edilemez. Bu bir güvenlik çöküşüdür. Bu acı olay, eğitim kurumlarımızın ne denli savunmasız bırakıldığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu olay münferit değildir; bu olay ihmal zincirinin, güvenlik zafiyetinin ve yıllardır ertelenen önlemlerin ağır sonucudur. Eğitim çalışanlarının güvenliği konusunda yapılan uyarılar dikkate alınmamış, gerekli yapısal düzenlemeler hayata geçirilmemiştir. Sonuç ise hepimizi derinden yaralayan bir kayıp olmuştur. Ancak mesele yalnızca fiziki güvenlik meselesi değildir.
Yıllardır öğretmenlik mesleği sistematik biçimde itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmen; ‘yatarak maaş alan’ denilerek haksız ve incitici biçimde hedef gösterilmiş, ‘cami avlusunda yem bekleyen güvercine’ benzetilerek değersizleştirilmiş, fonlanan bir meslek grubu gibi gösterilerek itibarsızlaştırılmıştır. Bu söylemlerle örülen değersizleştirme iklimi, öğretmeni toplum nezdinde zayıflatmış, otoritesini aşındırmış ve şiddeti cesaretlendiren bir zemine dönüşmüştür. Bugün yaşadığımız acı tablo, sadece bir güvenlik sorununun değil, yıllardır biriken bu değersizleştirme anlayışının da sonucudur. Eğitim kurumları artık alarm vermektedir. Öğretmenler sınıfa girerken can güvenliğinden endişe etmekte, okullar olması gereken güvenli eğitim ortamından uzaklaşmaktadır” diye konuştu.
Cezalar yetersiz!
Caydırıcı cezaların yetersiz kaldığını belirten Başkan Afşar, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Daha önce defalarca uyardık: ‘Öğretmenler okula çelik yelekle mi gelecek?’ diye sorduk. Eğitimde şiddetin arttığını, caydırıcı yaptırımların yetersiz kaldığını, okullardaki güvenlik önlemlerinin ciddi şekilde eksik olduğunu dile getirdik. Ancak bu çağrılarımız ya görmezden gelindi ya da geçiştirildi. Bugün gelinen noktada bir öğretmenimizi daha kaybettik. Bu kayıp sadece bir ailenin değil, tüm eğitim camiasının kaybıdır. Bu tablo kabul edilemez! Okullarda yeterli güvenlik personeli yoktur, giriş-çıkış kontrolleri yetersizdir, risk analizleri etkin biçimde yapılmamaktadır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren düzenlemeler hala hayata geçirilmemiştir. Öğretmenler korunmamakta, adeta kaderine terk edilmektedir. Eğitimde şiddet kader değildir, sıradanlaştırılamaz ve karşısında sessiz kalınamaz. Her yeni saldırı, alınmayan önlemlerin bir sonucudur; her gecikme yeni bir risktir. Artık somut adımlar atılmalıdır! Artık güçlü ve caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Artık her okulda etkin ve sürekli güvenlik sistemi kurulmalıdır. Artık eğitim çalışanlarının can güvenliği devlet güvencesi altına alınmalıdır.
Bu kapsamda; eğitim çalışanlarına yönelik şiddet eylemleri katalog suçlar kapsamına alınmalıdır. Caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren özel yasal düzenleme ivedilikle hayata geçirilmelidir. Ortaöğretim kurumlarında disiplin mekanizması işlevsel ve etkin hale getirilmelidir. Tüm okullarda sürekli ve yeterli sayıda güvenlik personeli bulundurulması zorunlu hale getirilmelidir. Okullarda giriş-çıkış kontrol sistemleri ve güvenlik altyapısı standart hale getirilmelidir. Geciken her gün yeni bir tehlike demektir. Ertelenen her karar yeni bir risk demektir. Eğitim çalışanlarının hayatı; ihmale, gecikmeye ve bürokratik oyalamalara kurban edilemez. Bir meslektaşımızı daha toprağa vermek istemiyoruz. Bir aileye daha ateş düşmesini istemiyoruz. Çocuklarımızın geleceğini inşa eden öğretmenler korku içinde görev yapamaz. Bu nedenle, bugün Türkiye genelinde gerçekleştireceğimiz bir günlük iş bırakma eylemi bir uyarıdır. Bu, eğitim çalışanlarının artık sessiz kalmayacağının ilanıdır. Bu, yetkililere açık bir çağrıdır: Eğitimde şiddeti önlemek için derhal kararlı ve etkin adımlar atılmalıdır.”
