Halaçoğlu'dan dikkat çeken açıklama: Düşmanla, dua ile baş edilmez!

Kutlu Parti'nin Kayserili Genel Başkanı Prof Dr Yusuf Halaçoğlu, ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarına dikkat çekerek 'Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla' dedi. Detaylar Kayseri Olay'da.

TAKİP ET >> Google News ile Takip Et

Haberin Özeti

  • ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarının ardından Ortadoğu'daki çatışma ve belirsizlik devam ediyor.
  • Savaş Lübnan'a sıçradı, taraflar da kayıplar ve hasarlar artıyor. Peki 25 gün geride kaldı ve 26'ncı güne girildi. Bölgede ne olacak?
  • Kutlu Parti'nin Kayserili Genel Başkanı Tarihçi Prof Dr Yusuf Halaçoğlu, Amerika ve İsral'in, İran'a yönelik saldırılarının ardından 'Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük’ dedi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında 25 gün geride kaldı.  26'ncı günde karşılıklı misillemeler devam ederken tarafların nasıl bir anlaşma sağlayacakları da merak konusu oldu. 

Halaçoğlu'dan dikkat çeken açıklama: Düşmanla, dua ile baş edilmez!

Bu konuda Kutlu Parti Lideri, Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve aynı zamanda Kayseri eski Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, ‘ABD, İsrail ile İran savaşı ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı gösterdi. Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük’ dedi.

Halaçoğlu'dan dikkat çeken açıklama: Düşmanla, dua ile baş edilmez!

‘Bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor’

Halaçoğlu, şu ifadeleri kullandı: Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki İslâm devletleri birleşemez, kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez, Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları, Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı, Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği, içinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı, ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı, birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu, liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği, dua ile düşmanla baş edilemeyeceği, ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu, aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca Müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük. Aslında biz bu maddelerdeki durumları, Millî Mücadeleyi verirken de görmüştük. Belli ki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişten ders almamışız. Ders almadığımız ve bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Amerika ve İsral'in İran düşmanlığı ne zaman ortaya çıktı? Savaşın perde arkasında ne var?

Amerika ile İran’ı onlarca yıldır karşı karşıya getiren krizlerin köklerinin 1950’lere kadar uzandığı ifade ediliyor. ABD ile İran arasındaki ilişkilerde asıl kopuşun 1979’daki İran İslam Devrimi ile yaşandığı dile getiriliyor. Yeni rejim İsrail’i 'Küçük Şeytan', ABD’yi ise 'Büyük Şeytan' ilan etmişti. Devrimden sonra, 1980’li yıllar boyunca Amerika ile İran arasında doğrudan çatışmalar yerine vekâlet savaşları öne çıkıyor. 2015 yılında İran ile dünya güçleri arasında nükleer anlaşma imzalandı. Anlaşma İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırmasını içeriyordu. Amerika Başkanı Donald Trump 2018’de ABD’yi anlaşmadan çekti ve İran’a yönelik ağır ekonomik yaptırımlar yeniden devreye sokulduğunu duyurdu. Bu karar iki ülke arasındaki gerilimi yeniden alevlendirdi.