Eğitim İş: Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalı

İstanbul'da bir öğretmenin okulda bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Eğitim İş Kayseri Şubesi de Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak, saldırıyı kınadı. 'Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalı' diyen Eğitim İş Kayseri Şube Başkanı Murat Yıldız, 'Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez!' dedi. Ayrıntılar Kayseri Olay haberde…

İstanbul’a bir okulda bir öğretmenin hayatını kaybettiği, bir öğretmen ve bir öğrencinin yaralandığı bıçaklı saldırıya tepkiler sürüyor. Eğitim İş Kayseri Şubesi de iş bırakarak, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. CHP Melikgazi İlçe Başkanı Turan Arık’ın da destek verdiği basın açıklamasında konuşan Eğitim İş Şube Başkanı Murat Yıldız, Kayseri’de bir okulda yaşanan saldırıyı da hatırlatarak, “Geçen hafta Kayseri’de bir öğrencinin başka bir öğrenciyi okul koridorunda defalarca bıçaklamasının üzüntüsü ve şokunu daha atlatmamışken;  bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter!
İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çelik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur.
Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz!
Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez!” dedi. 

Kaç öğretmenin can vermesi gerekiyor?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenen Yıldız, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz:
* Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor?
* Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz?
* Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?
Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, ‘herkes öğretmenlik yapabilir’ diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada ‘Başöğretmen’ unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır: ‘Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır.
Biz diyoruz ki:
* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.
* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.
* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır.
* Bakanın kamuoyu dediği cemaat ve tarikatlarla değil; Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.
* Failler caydırıcı bir şekilde cezalandırılmalıdır.
* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.
* Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.

Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:
Çocuklar güvenli okullarda eğitim görmelidir. Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz! Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! Artık yeter! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekânı olmalıdır. Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz.”