Dilden dile söylenen Gesi Bağları'nın hikâyesi
Gesi Bağları türküsü, dilden dile söylenen bir aşk türküsü. Birçok sanatçının da seslendirdiği türkünün hikâyesini Gesili Mukader Soy ve İbrahim Canbulat Kayseri Olay'a anlattı.
Kayseri’nin simge değerlerinden biri haline gelen ve yıllardır dilden dile söylenen Gesi Bağları türküsü, hikâyesiyle de dikkat çekiyor. Gesili Mukader Soy ve İbrahim Canbulat, türkünün hikâyesini anlatırken Gesi’nin geçmişten bugüne değişen yaşamını, bağlarını, bahçelerini ve komşuluk kültürünü de anlattı.

Mukader Soy hikayeyi şu ifadelerle anlattı:
“Bu türkünün hikâyesi yabancı bir gelinin hikâyesidir. Bizim buralarda erkeklerimiz gurbete çalışmaya gider, kadınlar evde kayınvalide ve görümceyle kalırlar. Bu geline kayınvalidesi ve görümceleri rahatsızlık verir. Eşi de gurbette olan gelinin kimsesi de yoktur. Bu türkü, yaşanan bu olaylar üzerine yazılmıştır. Güzel bir türkümüz var. Herkes bu bağlarda gezmese de görmese bile bu türküyü bilir”
Gesi bağlarında ne yetişiyor?
Türküye esin kaynağı olan bağlarda neler yetiştiğini de anlatan Soy, “Gesi Bağları deyince aslında üzüm bağı olarak geçiyor ama üzüm bağlarımız çok yok. Gesi’mizde daha çok gilaburu, ceviz, kayısı ve asmalar var. Ama üzüm bağları olan yerlere şimdi villalar yapıldı” diye ifade etti.
‘Bizler çocukken daha güzeldi’
Gesi’deki gençlik yıllarını da anlatan Mukader Soy, “Bizler çocukken daha güzeldi. Komşuluklar iyiydi ama şimdilerde herkes geçim derdinde. Komşuluklar biraz uzaklaştı. Haliyle herkes geçim derdinde ama yine de komşuluklar Gesi’de hâlâ devam ediyor” sözlerini kullandı.
İbrahim Canbulat ise gençlik yıllarındaki Gesi ile bugünkü Gesi’yi karşılaştırarak bölgenin geçmişteki yaşam kültürünü anlattı. Tarım, hayvancılık ve bağcılığın günlük hayatın önemli bir parçası olduğunu anlatan Canbulat, ekonomik koşullar ve su sorunu nedeniyle eski düzenin büyük ölçüde değiştiğini ifade etti. Gesi’de geçmişte insanların büyük emeklerle geçimini sağladığını ifade eden Canbulat, “Bölgede üzüm bağları vardı. Üzüm bağına da ‘bağ’ denilirdi. Atalarımız adeta ekmeğini taştan çıkarırdı. Gesi, meyve bahçeleriyle çevrili bir yerdi. Her yerde hayvan vardı. Hayvancılık yapılıyordu” diye konuştu.
‘Eski Gesi daha güzeldi’
Eski Gesi’nin bugüne göre daha güzel olduğunu söyleyen Canbulat, “Ekonomik şartlar bağ ve bahçe yaşamını doğrudan etkiledi. Merhum babam bağlarda işçi çalıştırırdı. Şimdi bağda işçi çalıştırmak zorlaştı. Bahçeden elde ettiğimiz gelir ile yemeklerini ve ücretlerini karşılıyoruz.” ifadelerini kullandı.
‘Su sorunu bahçeleri etkiledi’
Gesi’de önemli sorunlardan birinin de su olduğunu vurgulayan Canbulat, su probleminin çözülemediğini ve birçok bahçenin kuruduğunu söyledi. Canbulat, zaman içerisinde bölgedeki bazı alanların da viran hale geldiğini ifade etti.
Gesi türküsünün hikâyesini anlattı
Canbulat, dillere destan Gesi türküsünün hikâyesine ilişkin de anlatımda bulundu. Gesi’de bir evlilik gerçekleştiğini söyleyen Canbulat, evlilikten sonra erkeğin çalışmak amacıyla İstanbul’a ya da başka bir yere gittiğini ve bir daha dönmediğini anlattı. Canbulat, türkünün orijinal halini anlattı.
