Yeni eğitim yılı başlıyor: Başarının sırrı 'veli-öğretmen-öğrenci' istişaresinde!
Yeni eğitim öğretim yılına sayılı günler kaldı. Özellikle ilkokula başlayacak öğrenciler için heyecan günden güne artıyor. Peki, yeni dönemde öğrenci ve veliler nelere dikkat etmeli, öğrencileri neler bekliyor? İşte detyalar…
2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak. Uyum eğitimleri ise 7-11 Eylül tarihleri arasında yapılacak Eğitim Koçu Oğuzhan Çağlar da velileri, öğrencileri ve öğretmenleri ilgilendiren konular ile ilgili Kayseri Olay gazetesine açıklamalarda bulundu.
‘Bir uzmandan yardım alınmalı’
İlk önce sınava hazırlanan öğrencilere uyarılarda bulunan Çağlar, mutlaka bir uzmandan yardım alınmasını vurgulayarak, “Bu süreçte özellikle sınav öğrencileri açısından profesyonel anlamda hem dershanelerden hem de bu işte uzman insanlardan yararlanmalarının daha iyi olacağını söylüyoruz. Çünkü öğrencilerimiz kendi başlarına bir şeyler yapmaya çalışıyor bu süreçte ama şunu unutmasınlar ki profesyonel bir danışma olmadan bu iş yürümez efendim. Bizim en çok karşılaştığımız şey bu. Kafalarına göre gidiyorlar ama bu şekilde olmaz’’ diye ifade etti.
‘İstişare halinde olunmalı’
ilkokula başlayacak öğrenciler veya ortaokula başlayacak öğrencilerin ilk adımda nelere dikkat etmeleri gerektiğini açıklayan Oğuzhan Çağlar, “Bu noktada oryantasyon çok önemli. Önce kurumu bilmeleri gerekiyor. Kurumu bilecekler. Onun sonrasında da işte her zaman söylediğimiz şey veli, öğretmen, öğrenci istişaresi. İstişare olmadan da bu noktada çok başarılı olacaklarını düşünmüyorum. Çünkü öğretmenler öğrencinin ev sürecini bilmiyor. Ev sürecinde çalışıyor mu, çalışmıyor mu? Bunu bilmiyor. Veliyle öğretmen devamlı istişare halinde olursa başarıda gelecektir diye düşünüyoruz’’ diye konuştu.
‘Kullansınlar ama tam da yapay zekaya bağımlı kalmasınlar’
Yapay zeka konusuna da değinen Çağlar, öğrencilerin bağımlı kalmamalarının gerektiğini ifade ederek, “İllaki güzel katkıları olur. Ama ben şu noktada da biraz öğrencilerin hazıra alışmaması yönünde tavsiyede bulunuyorum. Bakıyorum öğrenci hemen bir şeyi yapay zekaya soruyor. Hatta Tam da şu an yapay zekanın bu noktada hakim olduğunu düşünmüyorum. Çünkü eksik şeyler de söyleyebiliyor. Mesela tercih sürecinde biz bunu çok yaşadık. Şuralar şu yerler gelir, şu üniversiteler gelir diye bilgiler vermiş yapay zeka ama hiç alakası yok. Kullansınlar ama tam da yapay zekâya bağımlı kalmasınlar. Hazıra konmasınlar’’ dedi.
‘Geleneksel yöntemin her zaman faydalı olduğunu düşünüyorum’
Öğretmen, öğrenci ve veli iletişimi ile ilgili konuşan Çağlar, “Geleneksel tarzla düşünen bir insanım. Hani eskiden biz ya da sizler de bu süreçte birbirimize yakın yaşta olan insanlarız. Geleneksel yöntemin her zaman faydalı olduğunu düşünüyorum. Bizler hocalarından yeri geldiğinde azar yemiş, yeri geldiğinde dayak yemiş. Hani çok tasvip etmiyorum ama bunun çok faydasını gördük. Hocalarımıza saygılı oluyorduk bu noktada. Daha çok dinliyorduk onları’’ ifadelerini kullandı.
‘Başına buyruk, başarısız, hazıra konan bir nesil yetişiyor’
Geleneksel yöntemlerin her zaman daha faydalı olduğunu düşündüğünü söyleyen Oğuzhan Çağlar, “Veli eti senin, kemiği senin demeli. Çünkü bazen geliyoruz, duyuyoruz bunu. Kızıyor öğrenciye, veli de öğretmene kızıyor, idareye kızıyor. Öyle bir şey olmaz. Yani biz atalarımızdan, ecdadımızdan ne gördüysek onu uygulamaya devam edelim. Daha da başarılı olacağını görüyoruz. Çünkü gerçekten hani öz eleştiri olarak söylüyorum bunu. Çünkü nesil bizim neslimiz. Ama başına buyruk, başarısız, hazıra konan bir nesil yetişiyor. Halbuki tam tersi olması lazım. Bizim 2 bin 500 yıllık bir kültürümüz var. Atalarımız at sırtında gezen insanlar. Şimdiki nesle bakıyoruz. Şuradan şuraya gitme yerinden bir nesil. Efendim o yüzden bu noktada ben her zaman başta da söylediğim gibi öğretmen, öğrenci, veli istişaresiyle ve öğretmene yine ‘Eti senin, kemiği senin’ tarzında gidilerek bu sürecin atlatılacağını düşünüyorum’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.


