Osman ÇİFTCİ

Orta Anadolu'yu kapatmak Karamancıların ekonomiye darbesi mi?

Osman ÇİFTCİ

Geçtiğimiz hafta Olay Türk TV’de Cem Atakan ile yaptığımız Sansürsüz Programı’nda, 1500 civarında çalışanı bulunan Karamancı ailesine ait Orta Anadolu Fabrikası’nın kapatılış sürecini sorgulamıştık.
AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın TES-İŞ Sendikası Genel Merkezi’nde, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, TES-İŞ Genel Başkanı İrfan Kabaoğlu, TEKSİF Genel Başkanı Ersin Çelik ve Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Cambaz ile görüşmesinin perde arkasının Orta Anadolu’nun kapatılıyor olmasıyla ilgili olup olmadığını konuşmuştuk.
Ben, “Ekonominin bugünkü atmosferinde fabrikanın bu şekilde kapatılmasının bilerek ya da bilmeyerek hem ülke hem de şehir ekonomisine darbe niteliğinde” olduğunu söylemiştim.
★ ★ ★
Hafta sonu TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ile yaptığımız canlı yayında Kayseri protokolünün Orta Anadolu’nun kapatılmaması için yaptığı çalışmaların perde arkasını sorduk.
Programı OlayTürk Tv sosyal medya hesaplarında oluşan kayıtlardan izleyebilirsiniz ya da programda konuşulanları , yaptığımız haberlerden bulabilirsiniz.
Hulusi Akar bey canlı yayınımızda Orta Anadolu’nun patronlarının yaklaşımını şöyle anlattı:
“Şirket sahipleriyle görüştük, ‘Biz işçimizi seviyoruz, fabrikamızı seviyoruz, arkadaşlarımızı seviyoruz, şehrimizi seviyoruz. Asla oraya bir şekilde zarar vermek istemeyiz. Fakat içinde bulunduğumuz konjonktürde artık yaptığımız malı satacak yer kalmadı. Kalmadı, müşteri sıfır.’ dediler.
Hatta bir konuşmanın bir yerinde ‘ayda 2 milyon dolar kaybediyoruz.’ dediler. Biz de orada belki biraz acımasızdık ama dedik ki ‘Yılda 24 milyon eder bu. 24 milyon doları kaybedin.’ Dediler ki ‘Tamam yapalım ama ürettiğimiz malı satacak yer yok. O yüzden böyle bir noktaya gelindi.’ Biz maalesef büyük bir üzüntüyle, bu noktayı tespit ettik, gördük.
İşverenler dediler ki ‘Biz burada hiç görülmediği kadar açık ve net bir şekilde ayrılan işçilerimizi destekleyeceğiz. Onlar için yapılması gereken ne varsa hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağız. Onların zararını, ziyanını, sıkıntısını hafife indirmek için fabrikaları açık tutmak hariç bütün olasılıkları, ihtimalleri, imkanları kullanacağız.’ Sağ olsun Memduh Bey'le beraber bu konuşmaları yaptık. Onun da tabii ayrıca kendi şahsi girişimleri de oldu. Fakat maalesef bu engellenemedi.
Sonrasında Kayseri’ye gelindiğinde de konunun konuşulması bekleniyor.
Zaten fabrikanın genel müdürü CEO'su da zaten aşağı yukarı benzer şeyler söyledi, söylüyor. Bizim hani temennimiz, dileğimiz olabildiğince sulh ile olabildiğince barış içinde, huzur içinde yapılabilecek ne varsa artık bunları en az zararla, en az ziyanla, en az sıkıntıyla bu dosyanın tamamlanması. Dileğimiz, temennimiz bu. Biz yine sendikayla temas halindeyiz. İşverenle temas halindeyiz.”
★ ★ ★
Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da 1.500 kişinin çalıştığı bir fabrika ‘çalıştırmak istemiyoruz, kapatıyoruz’ diyen patronların keyfine göre kapattırılır mıydı diye düşünüyorduk.
Akar ve Büyükkılıç’a patronların anlattıklarını dinleyince, “Hal böyle ise yapacak bir şey yok.” kanaatine varıyor insan.
★ ★ ★
Derken…
Orta Anadolu’dan durumun hiç de Orta Anadolu’nun patronlarının Hulusi Akar ve Memduh Büyükkılıç’a anlattığı gibi olmadığını iddia eden bilgiler yansımaya başladı.
24 milyon dolar zarar iddiasının vergi dairesince de doğrulanması gerektiğini belirten kaynaklarım, zarar varsa bile iddia edildiği kadar olmadığını, patron katının zarar söyleminin kapatmanın gerçek sebebi olmadığını ifade ediyor.
Özellikle ‘müşteri kalmadı’ sözünün gerçeği yansıtmadığını belirten çalışanlar, “Madem müşteri kalmadı, kapatma tarihinden de önce izine çıkarıldığımız yangına kadar 7/7 yani 12 saat mesai ile üretilen ürünler kime satılıyordu ?” diye soruyor.
Bir başka çalışan, “Nisan mayıs ayı gibi fabrikaya 35-40 yeni işçi alındı. Kapatma kararı kamuoyuna açıklanana kadar da fazla mesai ile çalışıyorduk. Reklamasyonla dev markalara ürün yetiştirmek için çalışıyorduk.” diyor.
Bu bilgiler ile patronların bu şehrin önde gelen isimlerine verdiği bilgiler tamamen farklı.
Teksif Sendikası’ndan ses yok. Sendikanın şube başkanı iken genel başkan yardımcısı olan Yusuf Canbaz telefonlarımıza bile bakmaya tenezzül etmediği gibi kamuoyuna tek satır açıklama yapmıyor.
★ ★ ★
Yangın meselesi nedir diye sordum soruşturdum.
Bursa Uludağ’daki otel yangınından sonra patron katı olağanüstü bir hassasiyetle fabrikaya özel ekip gönderip yangın konusunda personeli eğitime tabi tutup yeni tedbirler de almış.
Hassasiyeti vurgulamak için de “değil yangın, duman tüterse fabrikayı kapatırız” yaklaşımı sergilenmiş. 
Sonra?
Sonrasında fabrikanın Ekim’de kapanması kararına haftalar kala yani işçilerin izine gönderilip halen de izinde olmasına neden olan bir yangın olayı yaşanmış. 
Terbiye adı verilen bölümde çıkan yangından sonra tüm işçiler izine gönderilmiş ve bu izin hali de devam ediyor. 
Ücretli izin sürecinde üretim olmadığı için patron katı bir anlamda işçilik giderlerini ceplerinden, şirketten karşılıyor.
Patronların yangın vs. gibi durumlar nedeniyle şahıslarına olumsuz yasal bir yaptırım uygulanmasından tedirgin oldukları yorumunu yapanlar var.
Son dönemde iş hayatındaki yasal düzenlemelerin üreticileri panik atağa sürüklemiş olabileceğine yönelik ilginç bir tespit.
★ ★ ★
12 Ekim’de olacağı ilan edilen resmi kapatma öncesi işçilerin hak ve alacaklarıyla ilgili süreçte de Akar ve Büyükkılıç’a taahhüt edildiği bir bir tablo sergilemiyor.
İstanbul’dan getirileceği öğrenilen arabulucuların işçilerle görüşmeyi de fabrika dışında yapacak olması endişe verici bulunuyor.
“Kayseri’de arabulucu mu yok da Yargıtay’ın adına ‘konteyner arabuluculuğu’ dediği, objektiflikten uzak, patrondan iş alır gibi İstanbul’dan bulunup getirilen / getirilecek olan arabulucular bu süreci yürütecek?” diye soruluyor. 
★ ★ ★
Orta Anadolu’nun kapatılmaması için uğraş verenler arasında Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın, “Kapatmayın, taşıyın gerekirse şehir merkezinde kalan fabrika binanızın değer kazanacağı şekilde imar düzenlemesi yapıp şehir adına fedakarlık yapalım.” şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşımı da kulislerde kulağımıza çalınıyor.
Fabrika kapanacak, patron katı şu ya da bu gerekçeyle bildiğini okuyacaksa imarda bir avantaj sağlamaya da gerek duyulmayacağını tahmin ediyorum.
Karamancı ailesinin işi sürdürmek için ilave paraya ihtiyacı yok bildiğimiz kadarıyla.
Ülke ekonomisinin şu zorlu virajında zarar ediyoruz kapatıyoruz, yapmak istemiyoruz kapatıyoruz deme lüksüne sahip olmadıklarını düşünüyorum.
Mesele sadece 1500 işçinin işsiz kalmasıyla ekonomiye verilecek zarardan da öte.
Takipteyiz bakalım…

Yazarın Diğer Yazıları