Türkiye toz duman…
İddialar bir birine karışıyor.
Artık gündemi takip etmekte gerçekten çok zorlanıyor.
İşte bu süreçte, Türkiye’yi rahatlatması gereken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açıklamalarıyla, varlık sebeplerini Başbakan olduğunu düşünenler dışında, herkesi şaşırtıyor.
Adı 17 Aralık tarihindeki rüşvet yolsuzluk operasyonunun ardından Türkiye gündemine oturan Reza Zarrab isimli şahıs kendisini sorulunca Başbakan, “Altın ihracatı yapan biridir. Ülke ekonomisine katkısı olduğunu biliyorum. Bu tür hayır işlerine girdiğini de biliyorum…”
Nasıl bir hayır işidir anlayan var mı?
Bakan çocuklarının geleceklerini garanti altına almak mı?
Başbakan yine operasyonda tutuklanan Halk Bankası Genel Müdürü ilgili de, “Halk Bankası Müdürü'nün evinde çıkan bir şey bankayla bir ilgisi var mı? Böyle bahsedilmesi bu vatana bir ihanettir. Medyadan okuduğum kadarıyla, Çorum İmam Hatip Lisesi'yle ilgili verilmiş bir söz var. Müdürün dürüstlüğünden en ufak bir şüphem yok. Paraların evde saklanması doğru mu? Hayır sahibinin makbuzunu teslim ediyorsa. O hayır sahibi de bunun çıkışını kayıt altına aldıysa. Hayır sahibi de bunu okul da bunu söylüyor. Emniyet'teki yetkililerin yapacakları şey bankada bir şey var mı yok mu? Arayıp bulursun. Ama sen işi hemen buraya getirirsen bu ihanettir. Halkbankası değeri nereye geldi?”
Yine karşımızı hayır çıktı.
Ne kadar hayır severler bunlar…
Hatırlayacaksınız,
Deniz Feneri’nde de Mercümek olayında da hayır vardı…
Deniz Feneri demişken, yürütme ile yargıyı karşı karşıya getiren ikinci operasyonun görevden alınan savcısı Muammer Akkaş’ın yerine de, Deniz Feneri davasını yürütürken, olmadık suçlamalarla görevlerinden alınan savcıların yerine atanan savcı atanıvermiş.
Anlaşılan 2. dalganın akıbeti de Deniz Feneri davasının akıbetine dönecek.
Ne de olsa hayır işi…
Evet, AK Parti kanadı ısrarla yaşananları milli iradeye karşı darbe diyerek, ortaya çıkan paraları da hayır’a yorarak olayı kurtarmaya çalışıyor ama yabancı basının yaşananlar karşısında ortak yorumu ‘Başbakanın siyasi ikbali için savaştığı’ yönünde…
Ne memleket, ne millet…
Ha bir de hainlik var.
Başbakan kendisine destek vermeyen herkesi hain ilan ediyor.
Başbakan’a en güzel yanıt bence Nazım Hikmet...
Vatan, hırsızı görmemekse diyerek, sözü Nazım’a bırakayım:
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”