Masumiyet karinesi suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden, temel hukuk doktrini olarak yorumlanıyor.
Yani suçluluğu kanıtlanıncaya kadar herkes suçsuzdur.
Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi bir çok davada, davanın sanığı pozisyonunda bulunan kişilerin ve onlara destek verenlerinin dillerinden düşmeyen masumiyet karinesi, şimdi Adalet ve Kalkınma Partililerin dillerine pelesenk oldu.
Yatıyorlar masumiyet karinesi…
Kalkıyorlar masumiyet karinesi…
Ama bazı ifadeler, bazıları söyleyince masumiyeti yitiriyor.
Evrensel anlamının dışına çıkıyor, yep yeni bir boyut kazanıyor.
İşte masumiyet karinesi de AK Partililer söyleyince tüm saflığını kaybediyor.
Burada AK Partililer’in düştüğü ‘dün dündür, bugün de bugün’ ikilemine düşmek istemem.
O yüzden hemen altını çizeyim; kim olursa olsun herkes için masumiyet karinesinin geçerli olması gerektiğine inanıyorum.
Benim itirazım,
Dün masumiyet karinesinin yanından geçmeyenlerin, bugün bu temel hukuk doktrinine sarılırken, başvurdukları yönteme…
Yoksa dün yanlış yaptılar diyerek, bugün savundukları doğruları yanlış kabul etmek gibi bir ön yargım yok.
Evet, suçluluğu kesinleşinceye kadar kimsenin suçlu ilan edilmemesi gerekiyor.
Suçlananlar bakan çocukları da olsa, sıradan bir vatandaş da…
Ama, burada bir yanlış var:
Birilerinin suçlu yada suçsuz olduğunu tespit etmek için bağımsız bir yargının ortada olması gerekir.
17 Aralık tarihinden itibaren yapılanlara bir bakın;
Hem kolluk kuvvetleri hem de yargı mensuplarına neler yapıldığını neredeyse naklen izledik.
Farklı suçlamalarla karşı karşıya kalan birçok kişinin tutuklu yargılanmasına neden olan, delillerin karartılması gerekçesi adeta rafa kaldırıldı ve birilerinin delilleri karartmasının kimilerinin iddia ettiği şekliyle şüphelilerinin kaçmasına neden oldu.
Dün sessiz devrimin bir parçası olarak halka anlatılan, ileri demokrasinin bir göstergesi olarak topluma gösterilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yaptığı açıklamanın ardından adeta iktidar tarafından istenmeyen yapı ilan edildi.
Şimdi AK Partililer suçluların cezalandırılmasını istediklerini söylerken, masumiyet karinesi hatırlatarak, kimsenin peşinen suçlu ilan edilmemesini talep ediyor.
Ben de bir vatandaş olarak, masumiyet karinesini sonuna kadar savunduğumu belirterek eklemek istiyorum:
Bu ülkede hiç kimsenin suç işleme imtiyazı olmasın,
Bu ülkede sıradan bir vatandaşa suç işlediğinde, Türkiye Cumhuriyeti savcıları ne yapıyorsa onu yapsın,
Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti savcıları bir suç işlediğini belirttiği kişilerle ilgili kolluk kuvvetlerine talimat verdiğinde, kolluk kuvvetleri sıradan vatandaşlara ne yapıyorsa, bakan çocuklarına da başbakanın çocuğuna da aynı uygulamayı yapsın…
Eğer sıradan vatandaşa yapılan işlemlerle bakan çocuklarına yapılan işlemler farklılık gösteriyorsa, ortaya çıkacak sonuç sadece AK Partilileri mutlu eder.
Çünkü iktidarın yarattığı olağanüstü koşullarda, ortaya çıkacak sonuç, bu sonuç en doğru sonuç olsa da, vatandaşların kuşku ile bakacağı bir durumu ortaya çıkartır.
Netice olarak, evet masumiyet karinesine uyalım ama adil yargılanma konusuna da aynı hassasiyeti gösterelim.