Son dönemde mahkemeleri en çok meşgul eden konulardan biri hatta birincisi “Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık” konusu…
Her gün farklı bir yöntem bulan dolandırıcılar birilerini dolandırmaya devam ediyor.
Takip ettiğim davalardaki dolandırıcılık yöntemi haberlere konu olan dolandırıcının kendisini asker, polis, savcı olarak tanıtarak özellikle yaşlı insanları mağdur edildiği yöntem değil.
Takip ettiğim dosyalardaki dolandırıcılar daha çok internet üzerinden olmayan bir ürünü satan dolandırıcılar.
Bunlar vatandaşın parasını alıyor ama ürünü göndermiyor.
Vatandaş mağdur oluyor bir de kimi zaman küçük bir menfaat çoğu zamanda güvendiği bir tanıdığına hesap bilgilerini veren kişiler…
Dolandırıcılıktan elde edilen para bu kişilerin hesabına yatıyor.
Ardından şikayetler ve Türkiye’nin dört bir yanında yapılan suç duyuruları, açılan davalar.
Hakim karşısına çıkan kişi genellikle parayı alan değil, hesabı kullandıran “IBAN kurbanları” oluyor.
Savunmaları hep benzer.
“…..’nın hesabında bloke varmış, onun için hesap bilgilerimi verdim…”, “Bankada hisse senedi alıp satıyorlarmış. Belli bir miktarın üzerine çıkamıyorlarmış, o yüzden hesabımı verdim”
Hesap bilgileri verilen kişiler kimiz zaman bir akraba, kimi zaman bir arkadaş, kimi zaman da bir kafede tanışılan kişi olabiliyor.
Suçlular mı değiller mi buna adalet karar verecek.
Suçsuzlar mı bilmem ama kesinlikle masum değiller.
Bu çağda bir başkasına hem hesap bilgilerini hem de bu hesaba gelen parayı almak için kendi kartını veren yada parayı çekip dolandırıcıya götüren birinin masum olabileceğine inanmıyorum.