Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada beraat eden İncesu Belediye Başkanı Zekeriya Karayol, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Karayel’in açıklamalarına geçmeden önce Cemiyet Başkanı Veli Altınkaya’nın her fırsatta tarafsızlık açıklamaları, beni gayri ihtiyari güldürüyor.
Basın açıklaması sırasında da gülümsemem gözlerden kaçmamış. Ama nasıl gülmeyeyim, Büyükşehir Belediyes’nin avukatlığına soyunup, CHP’nin basın toplantısına baskın yapan Altınkaya’nın tarafsız olması gerçekten gülünç bir iddia…
Neyse biz konumuza geçelim.
İncesu Belediye Başkanı Zekeriya Karayol, cemiyetteki açıklamasında haklılığını göstermek için Hacı Ali Hamurcu’nun, ilk ifadesinde, kendisine Karayol değil, Karaçöl dediğini belirtiyor.
İyi de kendisi onca hazırlık sonrası basın mensuplarının karşısına çıktığında CHP Grup Başkanvekilinden bahsedip durdu.
Oysa CHP’de genel başkan yardımcısı dahil birçok milletvekili 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davayı takip etmiş ama hiçbirine Grup Başkanvekilleri katılmamıştı.
Dava tarihinde Grup Başkanvekili Muharrem İnce geldi, onun Kayseri’ye geldiği tarihte de dava yoktu.
Eğer Atilla Kart’tan söz ediyorsa, Konya Milletvekili Kart hiçbir zaman CHP Grup Başkanvekili olmadı.
Şimdi buradan yola çıkıp, birileri haklı yada haksız demek çok doğru değil.
Zekeriya Karayol, onca hazırlıktan sonra davaya katılmayan grup başkanvekilini, davaya katıyorsa, büyük bir stres altında ifade veren Hamurcu’nun da Karayol yerine Karaçöl demesi ki, Karayol’a isnat edilen suçla ilgili kişi işadamı Yağmur Çöl idi…
Gelelim Yağmur Çöl konusuna…
13 Aralık Cuma günü, tarafsız Veli Altınkaya ile birlikte, basın toplantısı düzenleyen Zekeriya Karayol, basın toplantısının ardından basına konuşma metnini de dağıttı.
Keşke bu beş sayfalık metin yeterince basılmış olsaydı da bizler Karayol açıklamalarını yaparken, metni takip edebilseydik.
Zira sonradan fark ettik ki, Karayol, 5 sayfalık açıklama metninin bir kısmını es geçmiş.
Es geçtiği kısımda da bizim gazetemizle ilgili bir bölüm var.
Söz konusu bölümde Karayol, şunları söylüyor:
”Yine yargılama aşamasında bazı gazete köşe yazılan ve Yağan petrol sahibi şikayetçinin işyeri kapısına nasıl ifade vereceği şekliyle bırakıldığı iddia edilen (ASLINDA BÖYLE BİR YAZI ORTADA YOKTUR) gazete yazarının tanık olarak mahkeme de dinletme talebinde bulunmuşlardır ki;
Bu durum bizlere ihtilal dönemlerinde ve parti kapatmalarda gazete haberlerinin delil olarak mahkemeye sunulduğu günleri hatırlatmıştır. Bu nedenle bunları yapanların geçmişte bu hususlarda tecrübelerinin olduğu bu işleri gayet iyi bildiklerini bir kez daha hafızalarımızda yenilenmiştir.”
Ne anladınız?
Metin aynen böyle.
Karayol, Yağmur Çöl isimli kişinin gazetemize yaptığı açıklamayı hatırlatarak, ihtilal dönemlerine atıfta bulunuyor.
Karayol’un nasıl bir hayal dünyasına sahip olduğunu bilmiyorum. Keşke basın toplantısında bu satırları okusaydı da orada kendisine sorabilseydik.
Bakın insan bazen zihnindeki söylerken yanıldığı gibi gözünün önündeki yazıyı dahi okuyamıyor.
Neyse ben, bizimle ilgili bölümüne buradan yanıt vermeye çalışayım.
Öncelikle bu haberin öyküsünü sizlerle paylaşmak isterim. CHP’nin iddialarının ardından Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan davayı takip etmek için eski Adliyeye gittik. Kapıda arkadaşlarla sohbet ederken, adliye dışında bir banka oturmuş olan kişinin şikayetçilerden Yağmur Çöl olduğu bilgisi ulaştı bize.
Daha sonra Yağmur Çöl’ün yanına gittiğimizde Yağmur Çöl, Karayol’un yok dediği mektubu göstererek, ifadesini değiştirmesi konusunda baskı gördüğünü belirtti.
Her ne kadar son darbe tarihinde, ben 9 yaşında olsam da gazetecilik refleksi ile bu haberi köşemize değil, manşetimize taşıdık.
Darbe dönemlerinde nasıl olur bilmiyorum ama hukukun işlediği ülkelerde böyle bir haberin ardından Cumhuriyet Savcıların harekete geçmesini beklerdim.
Bakın Zekeriya Karayol, kendisiyle ilgili isimsiz mektupların izini, kolluk gücü yetkilerine sahip olmasa da bulup çıkartıyorsa, Cumhuriyet Savcılarımız da bu mektubun izini sürebilirdi.
Bizim mahkemede tanık olmamıza da gerek yoktu.
Zira biz bildiğimiz her şeyi yazdık, mektubun fotoğrafını yayınladık.
Ama Yağmur Çöl, bu açıklamasının ardından mahkeme heyetini de şaşkına çeviren bir hızla U dönüşü yaptı, söylediği her şeyi inkar etti.
YANİ BİZİM YAZDIĞIMIZ OLDU…
Şimdi Karayol’a düşen, iddiaları gündeme taşıyan basını suçlamak, darbe günlerine atıfta bulunmak yerine; kendisini suçlayan, ifadeleri birbiriyle çelişen, sonra U dönüşü yapan Yağmur Çöl hakkında iftiradan, yalan beyana kadar çok farklı konularda Cumhuriyet Savcılığı’na şikayetçi olmaktır.
Şikayetçi olsun, bizler de öğrenelim Yağmur Çöl neden yalan söylemiş?
Yada Yağmur Çöl’ün hangi söylediği doğru?