Memur ve emeklilerin maaşları ile ilgili gelişmeler yaşanırken Nazım Usta’nın Büyük İnsanlık şiiri düştü aklıma;
Nazım Usta;
“Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan…” diyor.
Seçimden önce ülkeyi yönetenler “Aynı gemideyiz” diyordu.
Seçimden sonra anladık ki;
Aynı gemide olsak da anlaşılan emekliye düşen gemide güverte yolculuğu;
Trende üçüncü mevki;
Şosede ise tabana kuvvet…
Memura seyyahen 8 bin lira zam yapılırken, en düşük emekli maaşının 7 bin 500 lira olmasının başka türlü izah edemiyorum.
Ekonomik sıkıntı varsa herkese var peki iyileştirmeler neden herkesi aynı ölçüde kapsamıyor?
Salt merakımdan soruyorum;
Yoksa emekliler hayat pahalılığından muaf mı tutuluyor?
Markette, pazarda domatesi patatesi emeklilere daha ucuz veriyorlar da benim mi haberim yok?
Bu ülkede enflasyon işçiye, memura, işsize neyse emekliye de o.
İşte bu noktada hepimiz aynı gemideyiz.
Aynı gemideyiz ama herkes farklı bir yerde yolculuk ediyor.
Yanlış anlaşılmak istemem:
Kesinlikle ve kesinlikle memurlara verilen zammı çok bulmuyorum.
Asgari ücretle, emekli maaşlarıyla memur maaşlarını kıyaslayarak memurların maaşının yüksek olduğunu söyleyecek hiç değilim…
Bence en düşük memur maaşı;
“Çok yaşa padişahım” naraları atarken, diliyle dişi arasında, ücret artışı ister gibi yapan bazı memur sendikaların dile getiremediği, Türk-İş’in açıkladığı yoksulluk sınırı olan 33 bin 750 lira olmalı…
Vatandaşın enflasyonun altında ezilmemesi için gereken rakam bu…
Bunun altındaki her ücret yetersizdir.
Vatandaşın yapması gereken şey ise memurun maaşının yüksekliğini eleştirmek değil, herkes için insanca yaşayabileceği bir ücreti talep etmektir.
Hani aynı gemideyiz ya; güvertedeki yolculardan bir bölümü duldada kalınca onların tentesini yırtmak diğerlerini soğuktan ya da güneşten korumaz.
Hep birlikte güneşte ya da ayazda kalırız.
Unutmayın güvertede yolculuk yapanlar soğukta tir tir titreyip, sıcakta kavrulurken; lüküs kamarasında oturanların ruhu duymaz.
Güvertedekiler birbirinin tentesini yırtığı için de lüküs kamarasında oturanlar, güvertedekiler adına karar verir.
Ve bize de soğukta güneşli günlerin; sıcakta serin rüzgarların umudu düşer.
Nazım Usta’nın dediği gibi;
“Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor. “