Nejdet KALA

GAZETECİ VE GASTECİ

Nejdet KALA

Bu kentte belki de ‘gasteci’ sözcüğünü yazısında kullanan ilk kişiyim.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin basın toplantılarında gazetecilik adına yaşadığımız sıkıntılar anlatmak için böyle bir tanımlama içine girmiştim.

Zira haberle, habercilikle ilgisi alakası olmayan, dünya yansa yerinden kalkmayacak ‘gasteciler’ Özhaseki’nin etrafında pervane olduğu ve bu nedenle Başkan’ın tek bir kare fotoğrafını alamadığımız için sitemlerimi ilettiğim ‘Başkanın Gastecileri’ diye bir yazı yazmış, ‘gasteci’ ile gazetecinin farkını ortaya koymaya çalışmıştım.

Hatta o dönem, Özhaseki’nin sonradan ‘kovduğu’, basın danışmanı tespitlerimin çok haklı olduğunu söylemişti.

Bu girişin ardından gelelim sadede:

Yazdığının altına imzasını atamayacak bir ‘gasteci’ asli görevi gereği Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’yi savunmak için bir fırsat yarattığını düşünerek, benim de aralarında bulunduğum gazeteci arkadaşların Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün davetine katılmamızı eleştiri konusu yapmış. 

Öncelikle belirteyim, gazetelerde kişisel hesaplaşmayı çağrıştıran polemik konularını çok doğru bulmuyorum ama burada gazetecilik söz konusu olduğu için yazmak farz oldu.

Öncelikle bu organizasyondan Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’nin haberinin olmadığını söylüyor yazısının altına ismini yazamayan ‘gasteci’:

Haklı,

Olabilirdi.

Eğer ki; Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, yanındaki ‘gasteci’ler siyasi parti basıp, birilerinin avukatlığına soyunanlara suç ortaklığı yapmasaydı.

Eğer ki; Gazeteciler Cemiyeti Başkanı gazeteler can çekişirken ‘Gemisini kurtaran kaptan’ diyerek, süreci baltalayanlarla omuz omuza vermeseydi.

Yazısının altına imzasını atamayan ‘gasteci’, davet edilenlerin hangi kritere göre davet edildiğini sormuş.

Kriter çok açık gazeteci olması.

Sarıgül, geçtiğimiz ay içinde iki kere Kayseri’ye geldi.

Bu ziyaretleri sırasında kendisini takip eden gazetecileri de Şişli’ye davet etti.

Sarıgül’ü Kayseri’de takip eden gazeteci arkadaşların Sarıgül’e ya da liderliğini yaptığı hareketle uzaktan yakından ilgisi de yoktu.

Başka bir deyişle oradaki gazeteci arkadaşlarımızın hiçbiri ‘Sarıgül’ün danışmanı olabilir miyim?” diye bir hesap içinde de değildi.

Hepsi olayı takip etti ve haberi yaptı.
Sonrasında da Sarıgül davet etti.

Davetin organizasyonunu da Türkiye Değişim Hareketi’nin (Yazısının altına ismini yazamayan ‘gasteci’ bu hareketi de Yeni Değişim Hareketi olarak yazmış) Kayseri’deki temsilcileri yaptı.

Oraya giden arkadaşların gazetecilik yapıp yapmadığını ölçmek isterseniz, biz Kayseri’ye döndükten sonra yapılan haberlere bakın.

Sadece yerel haberlere de değil.

Bu konuda Google’a “Sarıgül kabahat benim” sözcüklerini yazarsanız, kaç gazetede kaç haber sitesinde haber olduğunu görürsünüz.

Yani oraya gidip, yan gelip yatmadık.

Gittik, gördük, yazdık…

Bu konuda yazısının altına imzasını atamayan ‘gasteci’ sık sık savunma avukatlığına soyunduğu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin ‘gasteci’lerle katıldığı gezi sonrasında kaç ‘gasteci’nin katıldığı gezi ile ilgili yazı yazdığını da araştırabilir.

Sonrasında yazısının altına ismini yazamayan ‘gasteci’, Sarıgül’ün şehrin içindeki statların şehir dışına çıkartılması fikrinin ilk kendinden çıktığını söylediğini, Kayseri’den giden arkadaşların bunu neden sorgulamadıklarını soruyor.

Kusura bakmasın biz gazeteciyiz.

Özhaseki’nin ne avukatlığını ne de danışmanlığını yapmadık.

Özhaseki kiminle ne zaman tanıştı, nerede kiminle ne konuştu, kimden hangi fikri aldı bunların hepsini bilmemiz mümkün değil.

Ortada bir yanlış varsa Özhaseki çıkar doğrusunu söyler, bizler o sözleri de sayfamıza taşırız.

Bu arada yazısının altına ismini koyamayan ‘gasteci’ye, Kayseri Lisesi’nin Büyükşehir Başkanlık makamı olması konusundaki fikrin kime ait olduğunu biliyor mu?

Böyle bir polemiğin içine girdiğim için hepinizden özür diliyorum.

Ama gazeteci ile ‘gasteci’nin farkını yazmadan da geçemedim. 

Yazarın Diğer Yazıları