Nejdet KALA

DİN TÜCCARI MI DİN ADAMI MI?

Nejdet KALA

Toplumların en hassas noktalarından biridir din…

Bu konuda söylenecek her sözün ince elenip sık dokunarak söylenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle ele alacağım konunun din değil, dini kendine bir kazanç kapısı olarak görenler olduğunun altını kalın çizgilerle çizmek isterim.

Kimi siyasi ikbali için kimisi ekonomik beklentileri için dini siyasi bir kazanç kapısı olarak görüyor.

Şimdi sizlerle daha birkaç gün önce yaşanmış bir olayı, mümkün olduğu ölçüde yorum katmadan anlatmaya çalışacağım:

Hafta sonu uzunca bir süredir yurt dışında yaşayan ve bir süredir kanser tedavisi gören bir yakınımızı kaybettik.

Uçakla doğduğu topraklara gelen bu  yakınımızı toprağa verdikten birkaç gün sonra verilen bir yemeğin ardından Selçuklu Mahallesi’ndeki bir caminin imamından yemek sonrası dua etmesi isterin.

Cenaze sahiplerini büyük bir samimiyetle karşılayan ‘cami hocası’, üzerine düşen her şeyi yapacağını belirttikten sonra eline kağıt kalemi alır;

Önce hayatını kaybeden kişinin yaşını soran ‘cami hocası’ sonra din bilgisi ile matematik bilgisini bütünleştir.

Nereden biliyorsa, hayatını kaybeden yakınımızın 40 yıllık oruç borcu olduğunu öne sürerek; çıkarır, toplar, çarpar ve böler: hesap 1610 TL’dir.

Cenaze sahipleri, ‘cami hocası’nın  çıkardığı hesap karşısında afalladıktan sonra, yurt dışında olan eşi ve çocuklarının bu miktar üzerinden bir hayır yapabileceklerini ifade ederler.

Cenaze sahiplerini asıl şok eden olay ise bundan sonra ortaya çıkar.

‘Cami hocası’ olayın öyle olmayacağını paranın gelmesini ve kendisiyle al ver yapılması gerektiğini öne sürer.

İşte filmin koptuğu noktada bundan sonra yaşanır.

Cenaze sahipleri bu öneriyi kabul etmeyince, ‘cami hocası’nın yüzü düşer, cenazede her şeyi yapacağını söyleyen ‘cami hocası’ yemek sonrası dua etmesi için davet edildiği cenaze evine bir hışımla gelip, bir hışımla gider…

Sonrasında ‘cami hocası’nın tavrına şaşıran vatandaşlar, cenaze sahiplerine ne olup bittiğini sorunca da bu olay bana kadar ulaştı.

İşte olay bu şekilde gerçekleşmiş.

Bu olayın Orta Çağ Avrupa’sında cennettin anahtarını satan zihniyetten farkı var mıdır?

Umarım ki İl Müftülüğü bu konunun üzerine hassasiyetle gider.

İl Müftülüğü bu konuda adım atarsa Selçuklu Mahallesi’nde görevli ve adının Yücel olduğunu öğrendiğim bu ‘cami hocası’ ile ilgili diğer bilgilere de ulaşabilirim.

Ama öncelikle İl Müftülüğü’nden din adamlığını bırakıp, din tüccarlığı yapan bu ve bunun gibi kişilerle ilgili harekete geçmesini bekliyorum. 

Yazarın Diğer Yazıları