Ağustos ayında Türkiye sandık başına giderek yeni Cumhurbaşkanı seçecek…
Bu seçimlerin ilk kez halk tarafından cumhurbaşkanı seçilecek olmasının ötesinde farklı anlamlar taşıdığını düşünüyorum.
Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesi durumunda, Türkiye’de sistem yeniden şekillenecek.
Bu iyi mi olur yoksa kötü mü bunu tartışmayacağım.
Ancak geçtiğimiz günlerde Kayseri’de bir çalıştay düzenleyen, arkasından da basın mensuplarıyla bir araya gelen Denge ve Denetleme Ağı, Türkiye için hayati önem taşıyan bu seçimler öncesinde bir basın açıklaması yaparak, bir çağrıda bulunuyor.
Bu çağrıda, “Seçtiğimiz Cumhurbaşkanı adayının bağışlarını ve yardımlarını kimlerden topladığını ve nasıl harcadığını bilmek istiyoruz. Böylece, Cumhurbaşkanı göreve geldiğinde kampanyasına bağış yapan nüfuz sahibi kişilerin çıkarlarına göre mi yoksa halkın ihtiyaçlarına göre mi karar verdiğini izleme imkanımız olacak. Denge ve Denetleme Ağı, Cumhurbaşkanı adaylarının mali şeffaflığı sağlayabilmeleri için aşağıdaki 10 adımı kampanyalarında gönüllü olarak uygulamaya çağırıyor. Ancak bu şekilde seçim yarışı adil, eşit ve hesap verebilir olacaktır!” deniyor.
Ve Denge ve Denetleme Ağı, seçimlerin daha doğrusu Türkiye’nin daha sağlıklı olması için şu önerileri gündeme taşıyor:
“1) Aldığınız nakdi bağışları ve yardımları ve kampanya harcamalarınızı kamuoyu ile paylaşmak için bir internet sitesi oluşturun.
2) Bağışçılarınızın kimler olduğunu, mesleki statülerini, nerede çalıştıklarını ve yaptıkları bağış miktarlarını açık bir şekilde, günlük olarak internet sitenizde paylaşın.
3) Mal bildiriminizi, internet sitenizde paylaşın.
4) Mal bildiriminde bulunurken varsa, yurt içi, yurt dışı mallarınızı, hisse senetlerinizi ve ticari ortaklıklarınızı da internet sitenizde paylaşın.
5) Toplanan bağışları ve kampanya için yapılan harcamaları tablolar halinde günlük olarak internet sitenizde kamuoyuyla paylaşın.
6) Seçim hesapları ile harcamalarınıza ilişkin bilgi ve belgeleri yetkili kişiler veya avukatlar aracılığıyla kayda alın.
7) Seçim kampanyanız için kendi kişisel kaynaklarınızı kullanacaksanız, oluşturduğunuz bütçenin nerede, ne kadar ve nasıl kullanıldığına dair tutulan kayıtları kamuoyu ile internet sitenizde paylaşın.
8) Siyasi partilerin sizin için yaptığı her toplantıyı ve bu toplantıların maliyetlerini düzenli olarak internet sitenizde kamuoyu ile paylaşın. Merkezi ve yerel idarelerin mali kaynaklarını kampanyalarınızda kullanmayın.
9) Seçim kampanyasının harcamalarının tek bir hesaptan yapılmasını sağlayarak kayıt dışılığı önleyin.
10) İnternet siteniz vatandaşların soru sorabileceği ve bilgi talep edebilecekleri bir formatta olsun. Sorulara ve bilgi taleplerine 48 saat içinde cevap verin, bunları internet sitenizde yayınlayın.”
Faydası yok ama bunlara bir de kamu olanaklarını kullanmayın maddesi eklenmeliydi düşünüyorum.
Evet, özellikle siyasete başladıkları ilk günlerde her fırsatta Hz. Ömer’in adaletinden ve kamu malını korumu özeninden dem vuranların, bu çağrılara nasıl karşılık vereceğini merakla beklemiyorum.
Zira onlar Hz. Ömer’in adaletini unutalı çok oldu.
Onlar şimdi ‘Benim malım benim malım, devleti malı iki kere benim malım’ zihniyetiyle siyaset yapıyorlar.
Fırat’ın kenarında kaybolan kuzunun hesabını kimse vermiyor.
Kuzunun akıbeti belli, kuzu birilerinin midesine inmiş.
Mideye indirenler sesini çıkarmasa da, ağzı sulanarak kuzuyu mideye indirenleri izleyenler ise ‘Bal tutan parmağını yalar’ diyerek, avucunu yalamaya devam ediyor.