Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, yeniden bakan olmasının ardından Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaretini sosyal medya hesabından, “Kadim Kent Kayseri’nin hamurunda uyum kültürü vardır. Memduh Başkanımızın öncülüğünde 17 belediyemiz bu güzel şehri ihya etmek için güzel çalışmalar sergiliyor” sözleriyle duyurdu.
Aslında bu sözler Sayın Bakan’dan ilk kez duyduğumuz sözler değil.
Sayın Bakanın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde de sık sık ‘uyum’ vurgusu yaptığına tanıklık ettik.
Uyum TDK’de;
“Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk”
Ve
“Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon”
Şekillerinde tanımlanıyor.
Ve yine Sayın Bakan, “Biz Kayseri'miz ve tüm şehirlerimiz için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Kayseri TBMM’de 10 milletvekiliyle temsil ediliyor, 7’si Cumhur İttifakı’nda. Ben de 8. milletvekili olarak gayret edeceğim. Bu yeni dönem muhalefetteki arkadaşlar şehrimizi kötülemekten vazgeçsin. 10 milletvekilimiz kol kola girsin, ben de 11. milletvekili olarak çalışacağım” diyor.
Ne güzel…
Sayın Bakan, özetle “Uyum olursa sorun olmaz” diyor.
Gerçekten olmaz mı?
Bence Kayseri’nin bugün hak ettiği yerde olmamasının tek sebebi bu ‘uyum’…
Çünkü Kayseri’de gücü elinde bulunduranların ‘uyum’ diye altını çizdikleri şey; tek sesliliktir, herkesin güce elinde bulunduranlara tabi olmasıdır.
Eğer tabi değilseniz, şehri ‘kötülüyen’ oluverirsiniz.
Sonuç;
Sonuç, Sahabiye’deki 3-4 katlı binaların yerinde yükselen gökdelenler sizi tekzip ederken, kendinizi, “Eski hatalara düşmeyeceğiz. Fay kırıkların üzerinde yapı yapılmasına, dere yataklarına ev yapılmasına asla izin vermeyeceğiz. 'Efendim denizin üzerinde bile ev yapılabiliyor, niye 15-20 kat yapılmasına izin vermiyorsunuz ki?' gibi sözleri çok duyuyoruz. Evet öyle. Ama standartları yerine getirmek de ne yazık ki biraz ihmalkar davranan bir yapımız var. Bundan sonra zemin artı 4, zemin artı 3 gibi bir konutlaşmaya geçeceğiz." derken bulabilirsiniz.
Oysa Sahabiye Projesi hayata geçerken yükselen itirazlar, ‘şehrimizi kötülüyor’ denilerek toptan reddedilmese, farklı görüşlere değer verilse, Sahabiye’de turnusol binaları yükselmez, Kayseri yüksek katlı bina ortalamasında Türkiye birincisi olmazdı.
Bence bu kenttin ‘uyum’a değil, uzlaşıya ihtiyacı var.
TDK, uzlaşmayı;
“Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak” diye tanımlıyor.
Uyum da itaat,
Uzlaşma da çatışan fikirler var.
Uyum da kabullenmek,
Uzlaşma da ortak bir noktada buluşmak var.
Uyum da tek seslilik ve yoksulluk,
Uzlaşma da çok seslilik zenginlik var.
Uyum da sinsilik,
Uzlaşmada dürüstlük var.
Bu şehirde uyum değil de uzlaşma olsaydı;
Sayın Bakan, bakan olduktan sonra Kayseri’yi ilk ziyaretinde sırtındaki bıçak yaralarını anlatmak zorunda kalmazdı.
Çünkü uyum, size tabi olduğunuzu düşündüğünüz insanların, gücünüzü kaybettiğinizi hissettikleri an bıçaklarını çıkarmasına vesile olur.
Emin olun ‘uyum’ da bıçaklar günü geldiğinde saplamak için saklanır, uzlaşıdaysa bıçaklar masaya bırakılır.