Nejdet KALA

BİRİ KARAYEL'İ UYARSIN

Nejdet KALA

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en çalışkan milletvekili olarak dikkatimizi çeken Yaşar Karayel, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma 28 Şubat Alt Komisyonu Başkanı oldu, Kayseri darbeyi yedi.

Öncesinde, bürokrasiden kazandığı deneyimleri ile Kayseri projelerinin en yakın takipçisi olan Karayel, komisyon görevinin ardından adeta darbe ile yatar darbe ile kalkar oldu.

Geçtiğimiz gün nöbetçi milletvekili olarak AKP il binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Karayel, 27 Mayıs Caddesi’nin isminin Demokrasi Caddesi olarak değiştirilmesini istedi.

Bu konuda halkın görüşlerinin alınacağı önerisinde bulundu.

İyi de Kayseri’de resmiyette 27 Mayıs Caddesi diye bir cadde yok.

Karayel’in açıklamasında söz ettiği 27 Mayıs Caddesi’nin resmiyetteki adı Millet Caddesi’dir.

Ancak Kayserililer Millet Caddesi yerine 27 Mayıs Caddesi demeyi tercih ediyor.

Fakat Karayel kendisini darbe senaryolarına öylesine kaptırmış ki, milletin hür iradesiyle Millet Caddesi’ne 27 Mayıs Caddesi demesini de darbeye bağlıyor.

İşin özeti, millet her zaman doğru tercihlerde bulunmuyor yada bulunamıyor.

Millet gibi milleti yönetmeye talip olanlarda her zaman doğru tercihlerde bulunmuyor yada bulunamıyor.

Karayel, büyük bir buluş gerçekleştirmiş gibi resmiyette olmayan bir cadde ismini resmiyette kaldırma projesini açıkladığı toplantıda Suriye konusunda da görüşlerini dile getirdi.

Esad’ın babasının da katil olduğunu hatırlatarak, dünya kamuoyunun gündemine bomba gibi düşen kimyasal saldırıyı Esad yönetiminin gerçekleştirdiğini konusunda hükmünü vermiş.

İnsanları hedef alan böylesi insanlık dışı bir saldırıyı kim gerçekleştirmiş olursa olsun, şiddetle lanetliyorum.

Herkesin de lanetlemesi gerektiğini düşünüyorum.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin bu konuda büyük bir dikkat göstermeleri, birilerini suçlamadan önce ellerindeki verilerin gerçekliğini ve sağlamlığını gözden geçirmeli.

Hatırlayacaksınız, Diktatör Saddam Hüseyin’i deviremeyen ABD ve ona destek verenler, son koz olarak kimyasal silah kozunu gündeme taşımışlardı.

Sonra büyük acılara neden olan ABD’nin Irak işgali gerçekleşti.

Gerekçe kimyasal silah ve Irak’a demokrasi getirmekti.

Irak’ta kimyasal silah bulunamadı, Irak’taki demokrasinin boyutları da ortada.

ABD, Irak halkını kan ve gözyaşlarına boğup ‘pardon’ diyerek çekip gitti.

Kan ve gözyaşı hala devam ediyor…
Türkiye Irak’a müdahalede Irak’ın toprak bütünlüğünün altını binlerce kez çizdi, bugün Irak’ın toprak bütünlüğünü mü var, Irak mı?

Şimdi kimyasal silahlar Suriye’de ortaya çıktı.

Çünkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 yıl önce 2 ayda gideceğini söylediği Esad hala ülkesinin başında.

Hatta kaybettiği mevzilerinde önemli bir bölümünü geri almış durumda.

Esad’a karşı özgürlük mücadelesi verdiği iddia edilen gruplarda ise Suriye halkı dışında kimi ararsanız var.

Hatta ABD'li Sierra'nın katil zanlısı Ziya T.’de muhaliflerin arasından çıktı.

Esad diktatör mü?

Evet.

Ama Esad’a karşı savaşanlar Suriye halkının özgürlüğünü mü istiyor?

Bu soruya ben evet yanıtını veremem.  

İşte böyle bir ortamda, ABD’nin bölgedeki çıkarları Suriye’ye askeri müdahaleyi kaçınılmaz kılıyorsa, yakında Suriye’de Atom Bombası da bulunur.

O nedenle Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin başta Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri, sonrasında da komşularımızın menfaatleri doğrultusunda, bin düşünüp bir konuşmak zorunda.

Pardon demek kan ve gözyaşlarını bitirmiyor. 

Yazarın Diğer Yazıları