Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk’e düşmanlık besleyenler, bu kirli savaşlarını hep yalanlar üzerine kurdular.
Atatürk Samsun’a çıktığında ortada bir Osmanlı kalmış gibi Atatürk’ün Osmanlı’yı yıktığını söylediler.
Kurtuluş Savaşı kahramanlarından İsmen İnönü’nün asker kaçağı olduğunu iddia ettiler.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi Lozan’ı bir hezimet gibi göstermeye çalışıp, gizli maddelerinin olduğunu anlatıp durdular.
Lozan’ın 100’üncü yılında bu yalanları ortaya dökülünce ise hiç oralı olmadılar.
Cumhuriyet düşmanlarının bir diğer yalanı ise harf devrimiyle “Bir gecede cahil bırakıldık” yalanıdır.
Ara sıra parlatırlar bu yalanı.
Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığı da yapmış olan önceki dönem Kayseri Milletvekillerinden Yusuf Halaçoğlu, bunlar için "Okumuş yazmış bu insanlar, eğer 'Bir gecede bütün kültürümüzü, dilimizi kaybettik' diyorsa, bunun altında bunu bilmemekten kaynaklanan bir durum olduğunu düşünmüyorum. Cumhuriyet'e olan düşmanlıktan olduğunu düşünüyorum” diyerek bu yalanı söyleyenlerin gerçek niyetini de ortaya koyuyordu.
Katıldığı bir televizyon programında bu yalanlara sarılanları iç yüzünü anlatan Yusuf Hoca, “Aslında Cumhuriyet'e doğrudan doğruya 'kötüdür' diyemiyorlar ama Cumhuriyetin geçmişimizle bağını koparan bir nitelik taşıdığını ifade ediyorlar. Böylece aslında üstü örtülü Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'i kurmakla Osmanlı devletini yıktığını, Türk kültürünü, Türk dilini adeta bir silindirde ezer gibi yok ettiğini ifade ediyorlar. Dolayısıyla burada mesele Türklük meselesinin de ötesine geçiyor aslında. Belli bir ölçüde Türklük meselesi tabii ki var. Dikkat ederseniz, özellikle bu durumu savunan 'bir gecede cahil kaldık' zihniyetiyle hareket edenler aslında Türk kelimesine de karşı çıkan insanlar. Kendilerinin ümmet olduklarını ve ümmet kardeşliği içinde yer aldıklarını, hatta ve hatta biraz daha ileriye giderek 'Türk müsün, Müslüman mısın' sorusuna 'Türküm ve Müslümanım' dediğiniz zaman 'Olmadı, önce Müslümanız sonra Türküz' gibi kafalarında bir yapı var. Bu yapıyı neye bağlıyoruz? Bilgisizliğe mi bağlayacağız yoksa gerçekten Cumhuriyet karşıtlığına mı bağlayacağız bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşuna karşı bir tavır olarak nitelendiriyorum”
Bu yalana sığınanlar tarihi gerçekleri de tersyüz etmekten hiç utanmıyor, sıkılmıyorlar.
Yine Yusuf Hoca, bu kesimin yere göğe sığdıramadığı Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti’nin 1868 yılından itibaren Latin alfabesine geçmek için çalışmalar yaptığını da ortaya koyuyor.
Ama nafile…
Bir gecede cahil bırakılanlar 100 yıldır cehaletten kurtulmamak için çabalayıp duruyor.
İşin kötüsü vatandaşların paralarıyla yayın hayatını sürdüren TRT de bu kirli propagandanın bir parçası oluyor.
TRT’nin dijital platformundan yayımlanan “Koyu Beyaz” isimli dizi bunun en somut örneklerinden...
Söz konusu dizide; Alper isimli Türk öğrenci adını kendi dilinde yazılması için tahtaya davet ediliyor. Alper adını yazınca hocasının tepkisiyle karşılaşıyor; Alper şaşkın, yabancı bir öğrenci çağrılıyor, adını Arap harfleriyle yazınca alkış kopuyor.
Alper isimli çocuk sonra arkadaşına, “Bir gecede cahil bırakıldım iyi mi?” diyor.
Öyle gizli saklı filan değil, açıktan açığa Arap seviciliğidir bu…
Açık saçık Cumhuriyet düşmanlığıdır.
Bir gecede kültürleri yok edilen, cahil bırakılanlar 13’üncü yüzyılda yaşayan Hacı Bektaşi Veli’yi anlar mı bilmem ama;
"erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde
bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok
noksanlık eksiklik senin görüşlerinde." diyor.
Velhasıl 800 yıl sonra Hacı Bektaşi Veli’yi ve daha Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı, Dadaloğlu’nu anlayabiliyorsak noksanlık eksiklik Cumhuriyet’te değil, Arap Kültürü’nü kendi kültürü, Arap yaşantısını din sananlarda…