Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı adaylarından Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu kentimize geldi.
Ayağının tozu ile basın mensuplarının karşısına geçen İhsanoğlu’na Yeni Akit Gazetesi’nin temsilcisi kardeşimiz Hacı Yakışıklı, bir gün önce Kadir Gecesi’nde vatandaşların cep telefonlarına gelen kandil mesajını hatırlatarak, bazı vatandaşların bu duruma dinin siyasete alet edildiği gerekçesiyle tepki gösterdiklerini ifade etti.
Evet, İhsanoğlu’nun Kayseri’ye gelişinden bir gün önce Kadir Gecesi idi ve birçok vatandaşımızın cep telefonlarına İhsanoğlu’nun kandil mesajı gelmişti.
‘Duyarlı’ bazı vatandaşlarda dinin siyasete alet edildiği nedeniyle buna itiraz etmiş.
Şimdi o ‘duyarlı’ vatandaşlara sormak gerekmez mi?
İhsanoğlu’nun kandil mesajı dinin siyasete alet edilmesi ise;
Kabataş’ta bebek arabasıyla yürürken, 70-100 kişilik fantastik bir filmden çıkmış tipi hayal eden bir kadının, görüntülerle yalan olduğu ortaya çıkan iddialarını gündeme taşıyarak, “Başörtülü bacıma saldırdılar” neyin istismarıdır?
Yine aynı günlerde polisin orantısız zeka karşısında, orantısız güce başvurup, karşısında düşman orduları varmış gibi saldırdığı bir dönemde, canlarını kurtarmak için camiye sığınan insanlara, caminin müezzininin tüm aksi açıklamalarına rağmen, “Camide içki içtiler” demek nedir?
Her iki örnekte de sadece dini unsurların istismarı değil aynı zamanda, iddia edilenin aksi yönde ortaya çıkan görüntülerle kanıtlanmış yalanlar var.
Ama o bazı vatandaşlar, o günlerde çıkıp, “Neden dini yalanlarınıza ve siyasetinize alet ediyorsunuz” demedi…
Madem konu dini siyasete alet etmek, o duyarlı vatandaşlar Başbakan Recep Tayypip Erdoğan’ı birileri peygamber ilan ederken, “Tövbe haşa…” diyerek başlayan bir cümle kurup hem dini siyasete alet ettikleri hem de İslam inancına göre son peygamberin Hz. Muhammed olduğundan hareketle bu sapkınlığa karşı gelmediler.
Ve o ‘duyarlı’ vatandaşlar,
Konuşmanın taraflarından Gazeteci Metehan Demir, konuşmasını kabul edip, özür dileyerek görevinden istifa etmişken, telefondaki diğer kişi olan Egemen Bağış’ın ‘Bakara-Makara’ ile din ile alay etmesine ‘montaj’landılar.
Bu konuda sıralanacak çok örnek var.
Konuyu çok uzatmadan, son olarak kameralar karşısında, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın Hz. Muhammed’e ‘kibir’ yükleyip, AKP’nin peygamberden de üstün olduğunu ima ettiğinde o ‘duyarlı’ vatandaşların dillerine ne olmuştu diye sormak istiyorum.
Ah o bazı vatandaşlar ah!
Onlar öyle garip vatandaşlar ki, böylesi zamanlarda çıkarlar ortaya sorulması, tepki gösterilmesi, kınanması gereken ne varsa hepsini yaparlar.
Bunu yaparken de kimselere görünmezler.
Ama emin olun ki;
O bazı vatandaşlar, dün ‘Dindar Cumhurbaşkanı seçtirmiyorlar’ diye dini siyasetin içine koyup Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e destek verdiklerini unutup, Gül ikinci kez cumhurbaşkanlığı konusunda ısrarcı olsaydı, dün ‘Dindar’ diye destekledikleri Gül’ü bile farklı şekillerde suçlayacaklardı. (Düne kadar kol kola girdikleri, öve öve bitiremedikleri birçok kişi ve gruba, yolları ayrılınca neler söyleyebildiklerini hep beraber yaşıyoruz)
Ah o bazı vatandaşlar ah!
Onlar; İhsanoğlu’na kandil mesajından dolayı “dini siyasete alet ediyor “ diyebilenler; ulemaya soranları; camileri kışla yapanları; arkasında bir basın ordusu ile namaza gidenleri; seçim dönemlerinde cami duvarına pankart asanları, ramazanda mahyalara ismini yazdıran belediye başkanlarını; bir namaz vaktinde, gittiği her ilçede abdest alıp namaz kılmayı başarabilenleri hiç görmediler.
Onlar özetle, “İstismar edilmesi gereken ne varsa hepsini biz istismar ederiz, size ne oluyor” demek istiyor.
Onlar için din de demokrasi gibi; durağa gelinince inilir…
Tam yazımı bitirdim, Hacılar Belediye Başkanı Doğan Ekinci’den cep telefonuma mesaj geldi.
Başkan Ekinci, “Cumanız mübarek olsun” diyor, ne diyelim…