Hakan Çiftci

SERGEN YALÇIN DOKUNUŞU!

Hakan Çiftci

İyi ki, Recep Mamur ve yönetim kurulu  gitti!

İyi ki, Nakoulma ve Srdan gitti!

İyi ki, Kayserispor’un başkanı Erol Bedir oldu!

İyi ki, teknik direktör Sergen Yalçın oldu!

İyi ki, yetersiz kadroya takviyeler yapıldı!

Bu ‘iyiki’leri çoğaltmak mümkün.

Her işte vardır bir hayır!

Bu hayırları da Recep Mamur’un bıraktığı enkazın ardından görebiliyoruz.

Belki, şu an erken, ama görünen köyde kılavuz istemiyor.

Akhisar maçında galibiyeti kaçıran Kayserispor, Fenerbahçe karşısında büyük bir patlama gerçekleştirdi ve şampiyonluğun en iddialı takımına 4 gol birden atarak, tarihe adını altın harflerle yazdırdı.

Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur hesabıyla adam akıllı hamleler, meyvesini vermeye başladı.

Erol Bedir’in, daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi değil elini, tüm bedenini taşın altına koyduğunu vurgulamıştım.

Kulüpten alacaklarını tahsil edemeyen, bundan ötürü TFF’ye, FİFA’ya başvurarak, sözleşmelerini fesheden futbolcular, transfer yasağından ötürü puan silmeleriyle karşı karşıya gelen Kayserispor, aynı zamanda da teknik direktör kriziyle kamp yapamaz haldeydi.

Erol Bedir’in, Kayserispor’un başına geçme sürecini kısa bir şekilde hatırlayalım.

Çevre ve Şehircilik Bakını Mehmet Özhaseki’nin düğmeye basmasıyla birlikte, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik ve diğer belediye başkanları Kayserispor’un kurtarılması için istişare etti.

Kayserispor’un başına geçecek, bu işi bilen birine ihtiyaç vardı. Bu isim de Erol Bedir’den başkası değildi.

Erol Bedir, daha önce Erciyesspor’u şampiyon yapmış ve sporun içinden gelen bir isimdi.

Annesi ölüm döşeğindeyken bile Kayserispor için “Memleket meselesi” diyen Bedir, iş hayatında ki başarıyı sporda da gösterdi.

Genel Kurul öncesinde yaklaşık 20 günü dolu dolu değerlendiren Bedir, bu işin tek başına başarılmayacağını çok iyi biliyordu.

Kayserispor’u, başarıya taşıyacak olan isimleri görevlendirdi ve düğmeye bastı.

Önce kardeşi Naci Bedir’i görevlendiren Erol Bedir, ardından da Reşat Çağan’ı, genel menajer olarak takımın başına getirdi.

Bedir, önce kamp yeri için talimat verdi, sonra futbolcuların alacaklarını ödedi, ardından da transfer yasağının kalkması için 12 milyon TL’yi buldu, buluşturdu.

Kayserispor, az da olsa rahatlamıştı.

Ama, iş bununla da bitmemişti.

Takımın başına öyle isim bir gerekiyordu ki, daha önceden tecrübesi olan biri.

Evet, o isim de gerek Sivasspor’u, gerekse de  Gaziantepspor’u, kümede tutan Sergen Yalçın’dan başkası değildi.

Daha önce bu işi alnının akıyla başarmış olan Sergen Yalçın, parayı ikinci planda tutarak, gelen bu teklifi kabul etti.

Yine yetmiyordu, ilk yarıda başarısız olmuş, PTT Birinci Lig kadrosuyla mücadele eden bir takımda nokta atışı diye tabir edilen transferlerde gerekiyordu.

Teknik direktör görevine gelen Yalçın, Antalya’da daha ilk antrenmanında “Hadi başlayalım” diyerek, oyuncularını motive etmeye başlamıştı.

Mehmet Çakmak Uyar, Reşat Çağan, teknik direktör Yalçın’ın, raporu doğrultusunda toplamda 9 oyuncu transfer etti.

Bu oyuncuların isimlerini tek tek yazmama gerek yok.

Başakşehir maçına 14 futbolcuyla giden, yedek ve genç oyuncularından kurulu kadroyla çıkan Kayserispor, sahadan 5-0 gibi farklı bir skor ile mağlup ayrıldı.

Bu yenilgi çok hayırlı oldu.

Yönetim ve teknik heyet, bu işin kolay olmayacağını biliyordu, ama ellerini biraz daha çabuk tutmak açısından level arttırdı ve transfere odaklandı.

Kayserispor, 51 yıllık tarihinde Süper Lig’de ilk kez 9 futbolcu transfer etti. Recep Mamur, PTT Birinci Lig, gurbetçi ve boşta olan, bonservisi elinde olan oyuncuları transfer ederek, bu takımı bu hale getiren isimdi.

Ama, Erol Bedir ve yönetimi ise, tam tersine teknik heyetin istediği doğrultusunda hareket ederek, başarıyı hedefledi ve nokta atışı transferlerle yola koyuldu.

Zaman tüneli biraz uzun oldu, ama başarıya giden yolu da hatırlatmak istedim.

Akhisar Belediyespor karşısında galibiyet için elinden geleni yapmış, fakat sonuca gidemeyen bir Kayserispor’u izledik. Her şey vardı, ama bir tek gol yoktu.

Hafta içinde Welliton affedildi ve Varela’ya lisans çıktı.

Önümüzde Beşiktaş ile oynanacak olan kupa maçı vardı. Kayserispor, hafta sonunda konuk edeceği Fenerbahçe maçına daha büyük önem verdiğinden Beşiktaş karşısına yedek ağırlıklı bir kadroyla çıktı.

Yedeklerde hiç fena değildi. İlk yarının as kadrosundan çok daha başarılı bir kadro vardı sahada.

Evet, günlerden 29 Ocak Pazar!

Kayserispor, soğuk havaya rağmen, taraftar desteğini arkasına alarak, şampiyonluğun en iddialı takımlarından birisi olan Fenerbahçe’yi konuk etti.

Ben, Kayserispor’un, Fenerbahçe’den puan ya da puanlar alacağını düşünüyordum.

İşimiz çok zordu!

1 hafta önce 27 maçtır yenilgi yüzü görmeyen Başakşehir’i mağlup eden Fenerbahçe karşısında öylesine bir futbol oynandı ki, takdire şayan!

Yönetim, teknik heyet, taraftar ve basın mensupları başarının geleceğine inanmıştı. Kayserispor, yeni transferleriyle Fenerbahçe’yi 4-1 gibi tarihi bir skorla hezimete uğrattı.

Ligin ilk yarısında 3-3 berabere kaldığımız Fenerbahçe karşısında Umut Bulut’un, 9 ay 13 gün sonra gol atması da çok önemli!

Umut, üzerindeki baskıyı attı ve bundan sonra da üzerine koyarak, golleri atacağına hiçbir şüphem yok. Bir önceki yazımda Umut’un, futbolu bırakması gerektiğine vurgu yapmıştım.

Ama, Sergen Yalçın hoca, Umut’u yedeğe çekip, kadroya almamazlık yapmadı. Tam aksine, bu oyuncuyu yeniden kazanmak adına yine şans verdi. Umut da, bunu çok iyi değerlendirdi.

Dedim ya, futbolcuları tek tek değerlendirme yapmayacağım diye!

Sadece,  Varele’dan bahsetmek istiyorum.

Sen neymişsin be abi!

Futbol böyle mi oynanır? Adam, sanki 40 yıldır Kayserispor’da forma giyiyor gibi öylesine etkili oynadı ki, izleyenler adeta büyülendi.

Bir bakıyorsunuz sağ kanattı, bir bakıyorsunuz sol kanatta, fırtına gibi esen bir Varela!

Kayserispor, kalecisinden tutun, tüm hatlarıyla rakibi Fenerbahçe’yi önce durdurdu, sonra da üzerine giderek, sonuç buldu.

Bir bakın, araştırın Fenerbahçe’ye 4 gol atan kaç tane takım  var diye!

Burada başarının gelmesi güzel, ama asıl iş bundan sonra başlıyor.

Takıma destek daha fazla verilmeli.

Tribünler daha çok dolmalı!

Fenerbahçe’yi mağlup etmekle ligde kalınmıyor. Takımın şu an en önemli sorunu rehavet!

Rehavete girer isek, “Vay be Fenerbahçe’yi 4-1 mağlup ettik!” dersek, işimiz çok zor olur.

Burada yine teknik heyete büyük iş düşüyor.

İnşallah, Galatasaray karşısında da aynı başarıyı gösteririz ve çıkışımızı  sürdürürüz.

Yine çok uzattım, ama söz Kayserispor olunca yazacaklarım bitmek bilmiyor.

Dün de Erciyesspor’u kaleme almış ve yine Erol Bedir’den epeyce bir bahsetmiştim. Umarım, iki takım da düzlüğe çıkar ve kazanan Kayseri olur!

 

  

Yazarın Diğer Yazıları