ÖNÜMÜZE BAKMALIYIZ!
Hakan Çiftci
Bunda art niyet aramak çok acımasız olur, lakin Mehmet Özdilek’in ve takımın durumu belliyken, Beşiktaş’a karşı bu kadar açık ve mücadelesiz kaybetmem insanın gücüne gidiyor.
Takım, geçtiğimiz sezonki halinden çok uzak.
En güvendiğiniz futbolcular, ne yazık ki, takımın ligde kalması için çabalamıyor.
Bülent Korkmaz’ı, Uğur Tütüneker’i mumla arar duruma geldik.
Aldığı seri beraberliklerle takımdan gönderilen Bülent Korkmaz’ın suçu neydi demezler mi adama! Bunun yanında Uğur Tütüneker’in de şuana göre çok daha başarılı olduğunu söylemek mümkün.
Ne yazık ki, gelen gideni arattı.
Öyle ya da böyle bu takım bu sezon düşecek takımların başında yer alıyor.
Bir önceki yazımda ligde kalmanın yollarından bahsetmiştim; fakat bu mantık içerisinde çok zor gibi görünüyor.
Beşiktaş’a karşı mağlup olmak çok abartılacak bir şey değil, ama bu kadar farklı bir yenilgi tahammül edilemez!
Buraya kadar alınan başarısız sonuçlarda şöyle oldu, böyle oldu gibisinden bahaneleri bir yana bırakmanın zamanı geldi.
Önümüzde oynanmayan daha 10 maç var.
Bu hafta sonu sahamızda Çaykur Rizespor ile karşılaşacağız. Bu maçın önemi çok büyük. Hem kümede kalma yolundaki rakibimiz, hem de Hikmet Karaman’ın Çaykur Rizespor’u çalıştırmış olması maç aynı bir renk katıyor.
Çaykur Rizespor, gerek 1. Lig’de, gerek Süper Lig’de hemen hemen her sezon, ya Kayserispor’un ya da Erciyesspor’un belalısı oluyor.
Lafı çok uzatmanın anlamı yok, bu maçı aldığımız taktirde ibre Erciyesspor’dan yana dönecektir.
Kalan tüm maçlara tek tek bakmamız lazım.
Ve en önemlisi dere geçerken at değiştirmememiz gerektiğini önemle vurgulamak istiyorum.
Mehmet Özdilek’in yeterli olup olmadığı tartışılır, ama eğer bu hafta gönderilirse, ya da kendisi istifa ederse bence bu çok yanlış olur.
Geçmişe sünger çekip, çok daha fazla çalışarak, bu takım inanıyorum ki, düzlüğe çıkar.
Takımın tek sahibi Ziya Eren maalesef! Maddi manevi anlamda takıma her şeyini veren bu gönül insanının bu kadar yalnız kalması gerçektende çok üzücü!
Takıma sahip çıkan yok!
Bu hafta sonu Kayseriliyim diyen ve takımın süper ligde kalmasını isteyen herkesin Kadir Has’a gelmesi şart. Bu ağır yük, sadece Ziya Eren’in omuzlarında taşınmaz…
Gelelim Kayserispor’a…
Sarı-Kırmızılı temsilcimiz, geçtiğimiz hafta sonu son derece önemli bir galibiyet daha aldı. Önce Buca, sonra da Altınordu galibiyetleri takıma ilaç gibi geldi. Samsun ve Adana Demirspor kabuslarını unutturan bir seri yakaladık. Bu hafta sonu deplasmanda Denizlispor ile karşılaşacağız. Daha öncesinde Kupa maçı var, fakat Lig çok daha önemli.
Sivasspor’un da Kupaya çok asılacağını sanmıyorum. İki takımında aklında Lig olduğu için yarın oynanacak olan kupa maçından alınacak her türlü sonucun çokta önemli olmayacak.
Kayserispor, özellikle Antalyaspor ile Adanaspor’un berabere kalmasından ötürü çok önemli bir avantaj yakaladı. Puan farkı yine 5 oldu.
Daha önce yaşadığımız rehavet tehlikesine yakalanmadığımız taktirde önümüz açık.
Diğer yandan Kayserispor’un başarılı sol kanat oyuncusu Ömer Bayram’a ayrı bir parantez açmak istiyorum.
Geçtiğimiz yıllarda Sefa Yılmaz, takımın dinamosuydu ve Kayserispor’a çok şey katıyordu. Bu sezon da aynı görevi Ömer Bayram aldı. Genç oyuncu, Buca ve Altınordu maçlarından olağanüstü bir performans sergileyerek, 3 gol attı ve takımını düzlüğe çıkardı. Ömer’in yanı sıra kaleci Agayev’in de hakkını yememek lazım. Eğer Buca ve Altınordu maçlarında kalede Serdar olsaydı, şuan çok daha farklı şeyleri konuşuyor olacaktık. Her neyse takımda sakat ve cezalı oyuncunun bulunmaması rekabeti de beraberinde getiriyor.
Dedim ya, Sivasspor maçı önemli, fakat Lig çok daha önemli. Bunun bilincinde olup, önümüze bakmalıyız.