MAÇ, ADANA'DA MI OYNANDI?
Hakan Çiftci
Galip gelseniz, puan farkı 6 olacak; fakat berabere kalarak, hayati derecede önemli bir avantajı, adeta elimizin tersiyle ittik.
Bir önceki hafta sonu Samsunspor karşısına 8 eksikle çıktık ve yenildik. Hadi bunun bahanesi var, ama Adana Demirspor’a, 3-0’dan 3-3’lük skor vermekte neyin nesi.
Bu yenilgi de en büyük hata kaleci sandığımız Serdar Kulbilge’dir. Evet evet, Fenerbahçe de bile oynamış bir kalecinin böylesine basit golleri yemesi gerçektende çok acı veriyor.
Bu beraberlik sonrasında kalesine gelen 4 topun 3’ünü içeri alan Serdar, artık gözden düştü. Bundan sonraki maçlarda Azerbaycan’dan transfer edilen Kamran’ın kalede olacağını düşünüyorum.
Daha önce çantada keklik gördüğümüz 2 maçtan toplam 5 puan kayıpla ayrıldık ve evdeki hesabımız çarşıya uymadı. Bu beraberlik, İnşallah Kayserispor için büyük bir ders olur ve takım kendisine gelir, ayaklarımız yere daha sağlam basar.
Kayserispor için bu karşılaşmanın özeti olarak “Rehavetten” başka bir şey demek mümkün değil.
Rakibin, öyle basit bir takım değil ki; hangi mantıkla hafife alıyorsun!
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi antrenör ile teknik direktör farkı böylelikle ortaya çıkıyor.
Elinizde Anıl gibi büyük bir yetenek varken, sakatlıktan yeni çıkmış ve daha önce takımla adam akıllı maça çıkmayan Barış Özbek’i hangi mantıkla sahaya sürüyorsunuz.
Hadi Anıl’ı geçelim, İbrahim Dağaşan’a ne dersiniz! Böylesine her maçta yüreğiyle oynayan bir oyuncuyu yedek bırakmak Adana Demirsporlu oyuncuların ekmeğine yağ sürdü.
Sahaya sürülen 11’e bakıldığı zaman Barış Özbek’in ve Serdar Kulbilge’nin, takıma hiç katkı sağlayamadığını söylemek mümkün. Teknik direktör Cüneyt Dumlupınar, Barış’ı geçte olsa 64’üncü dakika da oyundan alarak, geçte olsa hatasını bir nebzede olsa düzeltti. Diğer bir yanlışa da parmak basmak istiyorum. Kayserispor, şu ana kadar oynamış olduğu bütün maçları Biseswar üzerine kurulu bir sistemle çıkarken, nasıl olurda orta sahanın etkili ismi bu oyuncuyu kenara alırsınız, anlamak mümkün değil! Bunun yanında hep eleştiri yapacak değilim, birazda iyilerden bahsedelim. İyi dedim ya, Murat Akın ve Nobre’nin diğer futbolculara oran çok daha etkili olduğunu belirtmek istiyorum.
Burada Nobre’ye artı bir parantez açmak istiyorum. Yıldız golcü, kendisinden beklenenin çok daha fazlasını yaparak, birbirinden güzel 2 gol atarak, görevini tam anlamıyla yaptı. Nobre, geriye gelerek defanstan top çıkardı, rakiplerine pres yaptı, her zaman olduğu gibi yüreğiyle savaştı ve kalitesini konuşturdu. 35 yaşında böylesine varını yoğunu ortaya koyun bir futbolcuyu ayakta alkışlamak gerekiyor. Geçtiğimiz sezon hayal kırıklığı yaşatan Nobre, Kayserispor’un çok daha büyük bir yara almasını tek başıyla sağladı.
Takibi bu beraberlikte Adana Demirsporlu futbolcuların hakkını da teslim etmek gerekiyor.
İlk yarıda iyi oynayamayan, konsantre problemi çeken Adana Demirspor, ikinci yarıya da iyi başlayamadı ve 3’üncü golü kalesinde görerek, büyük bir şok yaşadı. Evet, asıl vurgulamak istediğim meseleye gelelim. Takım, 3-0 geride ve Adana Demirspor taraftarları maça nasıl tezahüratla başladıysa daha da arttırarak, takımını canlandırdı. 3-0 geride olan rakibimiz, taraftarının desteğiyle 3-3’lük skora ulaştı ve şampiyonluk yolunda çok önemli bir adım attı.
Biz, çok fazla bir şey yapamadığımız için Adana Demirspor’u değerlendirdim ve tebrikte ediyorum.
Maç öncesinde Adana Demirspor taraftarlarının kendilerine ayrılan 1600 bileti alması zaten çok önemli bir vurguydu. 1600 Adana taraftarı, koskoca Kayseri Kadir Has Stadı’nı, adeta inletti. Taraftarlık nasıl olur, takım nasıl ateşlenir hep birlikte gösterdiler. Burada bir parantez daha açmak istiyorum, o da Kapalıkale taraftarlarının inanılmaz desteğini de söylemeden geçemiyorum, ama diğer seyircilerimiz ne yazık ki, çok etkisizdi. Maça değil de sinemaya gelmiş gibilerdi! Adana Demir taraftarlarının, ateşli tezahüratları, bize deplasman havası yaşattı ve takımlarının muhteşem bir geri dönüş yapmalarını sağladı. Adana Demirspor’un böyle bir taraftarı varken, Kayserili olarak, neden bu destek bizde yok diye çok içerledim. Toplam nüfusumuz 1.5 milyon, fakat maçlara gelen taraftar sayısı 3 bini geçmiyor. Yönetim, bedava passolig kampanyası düzenliyor, ama Kayserili vatandaşlar, buna rağbet göstermiyor. Öncelikle bunu sorgulamamız gerekiyor.
Özet olarak, Kayserispor, 3-0’ın ve lider olmanın rehavetini yaşadı ve hem Adana Demirspor’a, hem de taraftarlarına karşı puan kaybetti.
Başta da dedim ya, bu inşallah, her açıdan bize ders olur ve destek vermeyi ve kazanma arzumuzu yerine getirir.Bu hafta öyle ya da böyle geçti. Giden gitti, bundan sonra yapılacak olan tek şey; Bucaspor’u deplasmanda mağlup etmek.
Umarım, rehavetten kurtulmuş ve dersini almış olan bir takım olarak, yine rakibimizi küçümsemeyiz ve deplasmandan 3 puanla dönerek, süper lige giden yolda önemli bir adım daha atarız.
Erciyesspor’a gelince her zamanki gibi büyük takım fobisini yaşadı. Maçta aynen Kayserispor’da olduğu gibi çok basit kaleci hatalarıyla Galatasaray’a boyun eğdi. Kalan maçlarda mavi-siyahlıların işinin çok kolay olmadığını söyleyerek, karşılaşmanın tamamlanmasının ardından açıklama yaparak, kendini ve takımını küçülten Serdar Gürler’e değinmek istiyorum. Vatandaş, sanki Real Madrid’ten gelmişçesine enterasan bir açıklama yaptı. Serdar, “Galatasaray, bizi ezdi geçti” diye çok basit bir açıklama yaptı. Yönetimin bu oyuncuyu uyarmasının şart olduğunu söylememe bile gerek yok sanırım. Sen Erciyesspor’da oynuyorsun, eğer inanmıyorsan, kusura bakma o zaman çek git. Çokta fazla bir şey demek istemiyorum, ama bu açıklamanın Erciyesspor’da disiplin olmadığının bir göstergesidir.