Hakan Çiftci

İLAHİ ADALET

Hakan Çiftci

Başkan Ziya Eren’in fedakarlığından ve iş birliğinden çokta söz etmenin anlamı yok; çünkü görüntü ortada. Hatice’ye değil, neticeye bakmak lazım.
Kayserispor ile Erciyesspor, Lig’in ilk yarısında aynı kaderi yaşamıştı. İki temsilcimizde 12 puanla düşme hattında bulunuyordu.
Erciyesspor, kendisine lazım olan her şeyi tam tamına yaptı ve taşı gediğine koyarak, başarıya ulaştı.
Ama, Kayserispor ne yaptı ona da bir göz atalım…
Kayserispor, son 10 yıl içende en kötü sezonunu yaşayarak, Lig’e veda etti. Zaten bilindiği üzere kendisi çıkamamış, kardeşi olan Erciyesspor’un adını adeta gasp ederek, Süper Lig’de mücadele ediyordu.
Bu konuyu asıl meselemiz olan Kayserispor hezimetinin tarihçesinden sonra ayrı bir parantezde değerlendireceğim.
Kayserispor, az öncede belirttiğim gibi Erciyesspor ile birlikte ilk yarıyı 12 puanla Lig’in son sırasında tamamladı.
Hastalık belliydi; tedavisi de çok açıktı.
Kayserispor’un tek sorumlusu olan Süleyman Hurma, her zaman olduğu gibi, ‘Ben ne dersem o olur’ mantığında hareket ederek, takımı bu hallere düşürdü. Buna düşürmek değil, çok daha ağır tabirleri var, ama kullanmak istemiyorum.
Kayserispor, Prosinecki ile devam etmeli ve orta sahaya ve forvete oyuncu alarak, çok rahat bir şekilde Ligde kalabilirdi, ama az öncede belirttiğim gibi Süleyman Hurma bey, çok bilirliğini burada da konuşturarak, dönüşü olmayan yola sürükledi.
Sezon başında gitmek isteyen Mouche ve Bobo ile devam etmek Kayserispor’un en büyük handikabıydı. Cleyton gibi onlarda gönderilmeliydi. Jaja, her ne olursa olsun kalmalıydı. Hele kaleci Gökhan olayına hiç girmek istemiyorum; adamcaz Erciyesspor’da neler yaptığını tüm Türkiye’ye gösterdi.
Diyeceksiniz ki; düşmemek için bunlar lazımdı, bu futbolcuların gönderilmemesi doğruldu.
Bende diyorum ki; o zaman Salih Dursun’u neden gönderdiniz?
Zorla güzellik olmuyor, adamlar her haliyle oynamak istemiyor, fakat siz, neden bundan ısrar edip, bu oyuncuları futboldan tiksindiriyorsunuz?
Sezon başında adam gibi golcü oyuncusu alınsaydı, Kayserispor, şu anda Bursaspor gibi, ilk 5 hedefleyen takım pozisyonunda olurdu.
2-3 bilemediniz 4 iyi futbolcuyu zorla takımda tutup, yanına ismi, cismi belli olmayan amatör nitelikte olan gurbetçi oyuncuları almakla bu işin olmayacağını bir sezon boyunca yazdık, çikdik. Ne kime diyoruz ki; mantık belli, ‘Ben ne dersem o olur’ olmuyor işte ve olmadı da ve bundan sonrada olmayacak.
Bu, Kayserispor’un sözde yönetimi, 2 önceki yazımda belirttiğim gibi sınıfta kalmıştır. Süleyman Hurma, zaten sınıfta kaldı. Ve bunlara göz yuman Büyükşehir belediye Başkanı Mehmet Özhaseki de, tepkisizliği ile sınıfta kaldı. Özhaseki, takım düştükten sonra ilk kez geçtiğimiz hafta sonu suskunluğunu bozuyor ve ekliyor; ‘Yiğit düştüğü yerden kalkar’ diyerek, sanki bu söz ile geçiştirebileceğini sanıyor.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Bu takımı yıllardır Lig’e çıkaramayan mantığı, Erciyesspor’un ismini alarak Kayserispor olduğunu hiçbir futbol sever unutmadı ve bunu da unutturmayacağım.
Şu saatten sonra yapılacak tek şey; Özhaseki’nin hatasını kabul edip, takımı, Recep Mamur ve ekibinden kurtarmak olacaktır.
Yoksa, bu mantıkla önümüzdeki sezon bir al Lige düşersek, kimse şaşırmasın!
Gelelim, az önce parantez içinde belirteceklerime; Fenerbahçe Şampiyon oluyor, resmi internet sitesinden anında tebrik geliyor, aynı şekilde Galatasaray Kupa’yı alıyor ve yine jet bir hızla internet sitesinden tebrik geliyor, fakat ne hikmettir, Lig’de kalmayı başaran Erciyesspor’a herhangibi bir mesaj yayımlanmıyor.
Bu nasıl bir kardeşliktir!
Yapmayın etmeyin Allah aşkına!
Bu takım sayesinden hayatınızda görmediğiniz ve göremeyeceğiniz derecede güzel günler ve şaşalı bir yaşantı içerisine girdiniz.
İnsan hiç olmazsa Kayseriağzı yapıp, Erciyesspor’u kutlardı; ama nerede!
O hassasiyet nerede!
Sözün güzeli kısadır kaidesiyle bunlara çanak tutanları tarih yargılayacaktır; ilahi adalet her zaman olduğu gibi yine tecelli edecektir, diyerek, yazıma son veriyorum.

Yazarın Diğer Yazıları