Hakan Çiftci

GÖNDERİLDİ Mİ, KENDİ Mİ GİTTİ?

Hakan Çiftci

Bu sonunun cevabını yazımın sonunda bildireceğim…
Kayserispor, tarihinin en kötü sezonunu yaşıyor.
Geçtiğimiz sezon da buna yakın bir görüntü vardı. Takım ilk yarıyı 19 puanla tamamlamış, Lig’in ikinci yarısında adeta sihir bir el değmiş misali takım 33 puan toplayarak, büyük bir başarının altına imza atmıştı.
Fakat, papaz her zaman pilav yemiyor.
Bazen öyle bir transfer yapıyorsunuz ki, o futbolcu o takım için ilaç olabiliyor; bazen de nokta atışı diye aldığınız bir oyuncu sizin Lig’den düşmenize neden olabiliyor. Bunun örneklerini bir çok defa yaşadık ve gözümüz önünde de sergileniyor.
Peki ne yapmalı, ne etmeli…
Kayserispor’un tek avantajı, kriz dönemlerini iyi yönetmek.
Bunun başmimarı tabiî ki de Süleyman Hurma. Gerçekten de bu işin piri. Fakat, bu sezon Hurma’nın dünkü açıklamasında olduğu gibi her şey çok daha farklı. Sezon başında birisi gelse bana deseydi ki, Kayserispor, ilk yarıyı sondan ikinci sırada tamamlayacak ve 12 puan toplayacak. İnanın, ‘Hadi be oradan’ derdim.
Gel gelelim, realden misale. Kayserispor, içler acısı bir haleti ruhiye içerisinde. Güvensizlik mi istersiniz, başarısızlık mı istersiniz, mutsuzluk mu istersiniz, isteksizlik mi istersiniz yada talihsizlik mi istersiniz evet hepsi burada, beşi bir yerde…
2 ay önce Prosinecki, istifa etti ve yeniden takımın başına döndü.
Neden istifa etti ve neden geri döndü.
İstifa etmesinin asıl nedeni; başarısızlıktı, fakat neden geri döndüğüne gelince, burada biraz detaylara inmek gerekiyor. Prosinecki, örneğin, ikinci yarıda kendisine vaat edilen birçok şeyin yapılmadığını görünce, tasını, tarağını toplayıp gitti. Kendisinin oynatmayı planladığı futbolcular, birer birer takımdan gönderiliyor; yine değerlendirmek istediği oyuncular kadrodışı bırakılıyor ve hakeza…
Durum böyle olunca da görüş ayrılığı ortaya çıktı. Aslında bu görüş ayrılığı hep vardı, fakat gün yüzüne çıkmıyordu.
Ne zamanki, Prosinecki, restini çekerek istifa etti, ondan sonra çıktı bu tarz problemler. Tabiî ki bu problemler, kamuoyuna deklare edilmiyor. Problemler göz ardı ediliyor.
Prosinecki’nin gönderildiği gibi bir atmosfer oluşturuluyor; lakin yazımın başında da belirttiğim gibi işin aslı öyle değil. Prosinecki, kendi gitti. 2 ay önce kendisine veriler hiçbir söz gerçekleşmedi. Sanki başarısızlığın nedeni Prosinecki gibi bir gerçek var, lakin işin aslı böyle değil.
Yazık ki çok yazık, güneş balçıkla sıvanmaz.
Birilerine doğru söylememek, kendinizi haklı çıkarmaz.
Evet, bizde hata yaptık deyin, sizde kurtulun, gidende kurtulsun, gelen de ona göre gelsin.
Kayserispor, şu ana kadar hiç kendini ispatlamış hiçbir teknik adam ile çalışmadı. Hep kendini ispat edecek şahıslar ile mesai etti. Bunun yeri geldi meyvelerini aldı, yeri geldi dezavantajlarını yaşadı. Sözün özü; Kayserispor, yönetim ve genel menajerin altında, kendini ispat edecek bir teknik direktör ile anlaşması lazım geliyor. Yoksa çok sorun yaşar.
Abdullah Avcı’nın adı geçiyor; fakat bence bu olasılık çok zor.
Neden mi derseniz; A Milli takımı çalıştırmış, Süper lig’de yıllarca tecrübe kazanmış bu isim, Kayserispor yönetiminin altında bir vaziyette çalışmaz derim ve yazıma son veririm…

Yazarın Diğer Yazıları