GELEN GİDENİ ARATTI!
Hakan Çiftci
Bu sorunun cevabını siz değerli okuyucularımızın taktirine bırakıyorum; ama ne yazık ki takımımız, gün geçtikçe eriyor.
Bilindiği üzere 6 hafta önce Balıkesir maçı öncesinde beraberlikleriyle nam salan ve başarısız olan Bülent Korkmaz ile yollar ayrılmış, 2 hafta sonra da yerine yine eski bir Galatasaraylı olan Uğur Tütüneker getirilmişti.
Tütüneker’in geldiğinden bu yana tam tamına 5 hafta oldu ve sonuçta eşittir; kocamın bir sıfır var!
Ne güzel, Mustafa Şimşek Özkeş ile Balıkesir’i yenmiş ve rahatlamış bir takım vardı, neden bu teknik adama daha fazla şans tanınmadı ki?
Meşhur bir atasözü var ya “Ev danasından öküz olmaz” diye, tam öyle oldu.
Bugün çok fazla bir şey yazmak istemiyorum.
Çünkü; Her şey ortada…
Bülent Korkmaz’ı bile arar hale geldik. Hatta ve hatta az öncede ismini zikrettiğim Mustafa Şimşek Özkeş’i bile…
Uğur Tütüneker, ağır Kasımpaşa yenilgisinin ardından “Ağır bir mağlubiyet aldık. Burada şapkamızı önümüze alıp değerlendirmek lazım. Başkanımız ile oturup konuşacağız. Biz de kendimizi değerlendireceğiz. Önümüze bakacağız bakalım ne olacak. Ağır bir mağlubiyet aldık. Çok fazlasıyla sakatlıklar da vardı. Yapılacak bir şey yoktu. Devam etmek zorundayız. Son değerlendirmeyi başkanımız ile yapacağız” diye.
Bu açıklama haberde de belirttiğim gibi Uğur Tütüneker’in veda mesajı gibi oldu.
Henüz herhangibi bir gelişme yok; lakin Uğur Tütüneker’in şu saatten sonra kalmasının da bir anlamı yok.
Bir önceki köşe yazımda detayları değerlendirmiştim, merak edenler internet sitemizden girip bakabilir…
E be kardeşim; hiç mi senin suçun yok. İşine geldiğinde topu futbolcuların üzerine atıp, yok çok kötü oynadık, yok takım yetersiz, yok transfer isterim. Bu açıklamalala zaman kazanmanın, Erciyesspor’a ise, zaman kaybettirmenin hiçbir yararı yok ve anlamı yok.
Başarısız olduğunu kabul ve lütfen daha çok kulübe zarar verme ve git…
Sakatlıkların arkasına sığınmak, teknik direktörü kurtarmaz ve yakışmaz. ‘Başkanımızla değerlendirme yapacağız’ diyerek, işin altından sıyrılmak olmaz…
Daha da bir şey diyemiyorum…