SELAM OLSUN…
Güler Ruhsar AKTAŞ
Bu nasıl bir zihniyet ?
Bu nasıl bir parçalanmışlık ? diye soruyor Gülben Ergen, Can Dündar’a yolladığı selam ciddi bir şekilde eleştiri alınca …
Haklı mı bu soruları sormakta?
Bence sonuna kadar haklı.
Ve ekliyor “Dostunun yargı sebebi seni dönek yaparsa asıl tehlike o’dur”
Dostluk, dostlarınızı hatasıyla, sevabıyla, günahıyla sahiplenip zor günde vefa göstermektir değil mi? diye sorsak Buna herkes evet haklısın der.
Peki, madem bu sorunun cevabı buysa eğer bu eleştirileri kim, hangi beyinler yapıyor?
Cezaevine herkesin yolu düşebilir.
Hele ki bizim ülkemiz buna pek müsait bir adalet ortamına sahip.
Cezaevine düşen insanlar başka bir gezegenden alınıp oraya konulmuyor.
Sizin benim gibi ailesi, duyguları, hayalleri umutları olan insanlar.
Buraya dikkat edin ‘İNSAN’lar.
Adı Can Dündar olur, Adı Ahmet olur, Mehmet olur…
Onların da sizler gibi, ben gibi dışarıda bir hayatları, sevdikleri insanlar var.
Ve o en zor günlerinde bekledikleri tek şey o sevdikleri insanların bir selamı bir mektubu.
Cezaevinde yatan insana önemlidir selam.
“Bir gün Cezaevi’nde ziyaret ettiğim değerli biri bana ortak tanıdık birinden bahsederken bir selamı bile gelmedi ne acı” demişti.
Hal böyleyken dostun bir selamı bu kadar önemliyken, o tipler nasıl olurda insanları; taş ve katı kalpli, iki yüzlü ve bir hatada silen satan insanlar olarak bunu eleştirme haddini / hadsizliğini kendinde görüyor diye sormadan geçemiyorum
Sadece o mu? İnsanları sınıflandırarak, insanları kıyafetleri ve statüsü ile selamlayıp / selamlamama, yanlarında bulunup bulunmama kibrini bile gösterenler var.
İyi gün dostu çoktur. Siz kötü gün dostu olmaya bakın ki ; kötü gününüze dost biriktirin.
Buna daha çok ihtiyacınız olacak şu fani dünyada.
Şartlara makamlara mevkilere göre selam vermeyin insanlara, bu gün tepip geçtiğinize belki yarın randevu ile ulaşamazsınız.
Bu örneği niye verdim politik davranmak mide bulandırıcı ama politik davrananlar ancak bu örnekle meselenin önemini anlarlar.
Siyaseten aynı görüşte olmadığım bir sürü dostum var benim.
Hiçbirini Allah şahit ki siyaseti ile sevmedim.
Yüreklerini duruşlarını omurgalı oluşlarını sevdim.
Zor günümde ben çağırmadan gelişlerini sevdim.
Zor günlerin de onlar çağırmadan gittim.
İnsanlığımdan toplum içindeki yerimden zerre bir şey kaybetmedim.
Çingene ile de selamlaştım bürokratla da aynı gülüşle selamladım hepsini içimden gelerek.
Korkmayın insan olduğumuzu hatırlamak insana insan gibi davranmak kaybettirmez.
Fakat asıl mesele şu ki; Anlaşılmamak ne kötü
Dostluğu bilmemek ne boğucu
Eleştiride hadsizlik ne bayık
Gülben Ergen ve onun gibi dostuna kötü günde zaman adres makam düşünmeden giden gönlünü açan herkes insan olmanın dost olmanın gereğini yapıyor bence.
Can Dündar’a da Gülben Ergen’e de “düşen dostunu satmayana” da selam olsun benden.