Güler Ruhsar AKTAŞ

SAMİMİYET TESTİ

Güler Ruhsar AKTAŞ

İntihara kalkışan bir kadın ve sonrasında konuşulanlar bugünkü konumuz…

Haftaya bununla başlamak ister miydik ?

 Elbette ki hayır.

Belki ben bu satırları yazarken yeni intiharlar olacak, hayata küsenler sessizce hayatını sonlandırıp, üçüncü sayfa haberlerinde yerini alacak,ve derdi bile anlaşılmadan gidecekler yazık ki…

Böyle olayların sonrasında ,herkes bir anda olayın ,bilirkişisi oluyor

Fakat bilende konuşuyor ,bilmeyen de konuşuyor.

Yaşadığı imdat çığlığı attığı günlerde  intihar edene  bir derdin var mı? diyen de konuşuyor, demeyen de konuşuyor.

Kimin aklına intihar edenin içinde büyütüpte dışarı vuramadığı kendini ölümle kurtarabileceğini düşündüğünü yaşadığı bir sorun samimiyetle geliyor ki Allah aşkına ?

Herkes intiharı konuşuyor, intihar edeni bu kıvama kimin ,hangi olayların ,ne kadar zamanda getirdiğini kimse sorgulamıyor.

Çoğunluk tabiri caizse  edebiyat yapıyor.

Başkasının hayatı için iyiliksever,üzülen, duyarlı , sorumlu insan modeli ile rol kesmek onları toplum nazarında daha sevimli hale getiriyor çünkü..

 Samimi görünüp, yüksek dozda  samimiyetsizlik içerenlerin “in” olduğu günlerdeyiz çünkü .

Normal şartlarda samimiyet testini geçemeyenler ,birden en samimi en içten ,en duyarlı oluveriyor.

Kimse yaşamadığı cehennemin bilirkişisi olmasın bence, çünkü bu samimiyetsizlik ileri derecede mide bulandırıcı.

Ve hep diyorum lütfen birisine bir hareketi yapmadan önce, hissedemesenizde tam anlamıyla, kendinizi koyun onun yerine ,2 dakikanızı alacak çok zor değil iki dakika düşünmek …

Ve belki söyleyeceğiniz sözleri daha başka anlatacak, yapacağınız hareketleri daha anlamlı hale getireceksiniz.

Birine karşı gerçekten duyarlı olmak için , gerçekten sorumlu olmak için, gerçekten yakın olmak için onun yaşadıklarını yaşamanız şart değil düşünmek , anlamayı denemek, beyni kalbi kullanmak insan olmaya çalışmak yeterli.

Yapın bunu kaybınız değil kazancınız olacak emin olun. İnsanları gerçekten kazanacaksınız.

Bu duygu ve düşüncelerle mutlu haftalar Ey Okur… 

Yazarın Diğer Yazıları