Güler Ruhsar AKTAŞ

PRİM YAPIYORMUŞUM

Güler Ruhsar AKTAŞ

Geçtiğimiz hafta Şaziye Ateş isimli kadının ve kızlarının yaşadığı dramı haber olarak ekranlarınıza ve gazetenizde sizlere sunmuş ailenin durumuna dikkat çekme gayretine girmiştik. Konuyu bilmeyenler için bir özet geçecek olursam durum şöyle ki;  Şaziye Ateş, 23 yıl önce H.K.  ile kaçarak evlendi. Evliliklerinden 4 kız çocuğu dünyaya getirdi, ve bu mutluluk kanser teşhisi konulması ile sona erdi. Çiftin bu evliliklerinden 4 kızları dünyaya geldi. Ancak mutlu günler uzun sürmedi. H.K. iddiaya göre defalarca eski  eşine ve kızlarına şiddet uyguladı. Ve daha sonra karısını terk etti. Kanser hastası olan Şaziye Ateş ise kızlarıyla birlikte yaşam mücadelesinin içine girdi.  Mücadelesi çetin geçen Ateş bir yandan rahatsızlığı ile bir yandan maddi imkânsızlıklarla boğuştu. İki kızını yanına alan anne diğer iki kızına da kendisi bakmaya çalışıyor. Ve yetkililerden çocuklarının okutulması için yardım istediklerini belirterek; “Benim yaram büyüdü ben bu yaraya yetişemiyorum. Bir insan bir gün mutluluğu hak etmez mi? Ben de bir gün çocuklarımdan yana mutluluğu hak edeyim. Hayal kuruyorum çocuklarımla ilgili ama hep hayallerim yıkılıyor. Neden benim hayallerim yıkılıyor? Bu adam başıboş geziyor ve artık canımıza kastediyor.”diyerek yaşadığı duruma adeta imdat çığlığı attı. Şaziye Ateş’in kızı C. K. İse babasının yanında kaldığını ve babasından şiddet gördüğünü üvey annesi ile babasının kendisini darp ettiklerini şikâyetçi olduklarını ve mahkeme gününü beklediklerini belirterek; Ben iyi değilim arkadaş ortamında psikolojim bozuk, kimseyle konuşmak istemiyorum, ben sürekli odama kapanıyordum zaten, kimseyle konuşmak istemiyorum. Bana sürekli sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalıyordum. Okulda ders çalışıyordum, bu durumdan evde ders çalışamıyordum. Derslerim iyi okulumu seviyorum, tek isteğim kardeşlerimle beraber okutulmak ve bu durumdan kurtulmak” dedi  

Öte yandan konuya ilişkin bilgi aldığım bizzat telefonda görüştüğüm  Kocasinan Kaymakamı Ali Candan, ailenin durumuna ilişkin bilgi sahibi olduklarını daha önce yardım için girişimleri olduğunu ailenin yardım talebine karşılık vermediğini fakat ailenin  bu durumuyla  Kaymakamlık olarak yeniden yakından ilgileneceklerini ifade etti. Yani devletin yapması gerekeni yaptı ve konuya duyarsız kalmadı, Devlette böylesi devlet yetkilileri de sağ olsun Varolsun.

Kocasinan Belediyesi aile ile ilgilenileceğinin ve eksikliklerinin giderileceğinin müjdesini verdi. Sosyal Belediye olmanın gereği bu olmalı zaten onlara da teşekkür ediyorum.

İl Sağlık Müdürlüğü’nün bu konularda duyarsız kalmadığını bildiğimden bu kadıncağızın göğüs kanseri ve sağlığı ne durumda onunla ilgili bir ekip görevlendirip ilgileneceğini de umut ediyorum bu satırlardan İl Sağlık Müdür Sayın İsmail Kılıç’a sesleniyorum lütfen bu kadının fiziksel ve psikolojik yarasına İl Sağlık Müdürlüğü olarak duyarsız kalmayın.

Ve bu kurumlara teşekkürden sonra şimdi konuyu olmayan yerinden anlayıp, aklındaki kalbindeki kötülük ile bu konuyu başkalaştıran bir kurum yöneticisi veya çalışanına da cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

Yer: Büyükşehir Belediyesi Sosyal İşler Dairesi…

Şaziye Ateş’in kızının anlatımı ve iddiasından yola çıkarak bunları maalesef utanarak yazıyorum.

 Kızcağızı çağırıp konuyla ilgili olarak görüşen Belediye çalışanı veya yetkilisi  Beyefendi, benim haberimin olduğu Kayseri Olay Gazetesini önüne kızın önüne koyup  ne diyor biliyor musunuz?

“ Siz böyle şeyleri yansıtıyorsunuz, BUNLARDA SİZDEN PRİM YAPIYOR” Evet  yanlış okumadınız. “PRİM YAPIYOR GAZETECİLER” diyor..

 Kızcağız bana durumu anlatırken; “Almadım verdikleri yardımı ben dilenci değilim abla sen bizden neyin primini yapabilirsin ki” diye yaşadıklarına isyan ediyor.

22 yıldır gazeteciyim, iyisiyle, kötüsüyle, varıyla, yoğuyla işimi hakkıyla yapmaya gayret ettim.

Duruşumu muhafaza ettim, kimse de; “Bu kadının kalemini şu kadara satın aldım” diyemez çok şükür Allah’a.

Yalnız o  Beyefendi o kadar rahat ki, o kadar habersiz ki ,o kadar yüksekte ki,  1 gün belki yapamayacağı gazetecilik mesleğinde  alın teri döken birisi için, prim yapıyor ithamını fütursuzca, hadsizce kullanabiliyor..

Beyefendi ! Ne olacak onlar Kaymakamlıktan, Belediye’den yardım alacak maaşın üçte ikisini ben mi alacağım?

 Nedir  yani prim yapmak sizce ? Haber yapıp sesini duyurmakta yıldızım mı parlayacak ?

Ben ışığıma güvenirim beyefendi ,Allah rızasını gözetirim, hakkımda bilgisi olmayanın fikri de olmasın mümkünse.

Bu güne kadar sayısız habere imza attım.

 Ama emeğime, işime de bu kadar rahat bu kadar ucuz hakaret edilmesini kabul edemem.

Sizin o prim dediğiniz şey için saatlerimi veriyorum ben alın teridir onun ismi bende.

Gazetecilik yeri geldiğinde İnsanların yarasına dokunmak onların sesi olabilmek içindir, çünkü Gazeteci bir milletin sesidir.

O millet içinde, yarası olan, acı çeken ve sesini duyuramayan birisi varsa hele ki bu kadınsa, ben gazeteci olarak, kadın olarak, insan olarak o sesi duyurmakla yükümlü hissederim.

İşimdir yaparım, takipçisi oldum, olurum ,dar kalıptan düşünen, kalbi vicdanı rafa kaldırıp, rahatça yorum yapanlara rağmen, yolumdan dönmem, onların sesi  olmaya da devam ederim. İnsan emeğine biraz saygınız olsun lütfen, dünya sizin etrafınızda dönmüyor.

Şimdi bu duygularla ve düşüncelerle, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik’e sesleniyorum; Sevgili Başkan hatırlayacaksınızdır bu yaşanmışlığımızı, bir gün Kale içi restorasyon çalışmalarını görsel brifing ile anlattığınız  bir programda benim için, işimi nasıl yaptığımla alakalı, Eski Cemiyet Başkanımız Oktay Ensari’nin sağ olsun övgü dolu sözleri ile beni mahcup etmesinin ardından demiştiniz ki; Ruhsar, ben seni de başkalarını da biliyorum, Biz 40 kişiyiz birbirimizi biliriz.

Sevgili Başkanım; Eğer biz 40 kişiysek birbirimizi biliyorsak, siz de beni yıllardır az çok tanıdıysanız, lütfen o çalışanınıza deyin ki Ruhsar prim yapmaz.( Gazeteci prim yapmaz) Bunu yaparsanız bir haksızlığa mani olacaksınız, itham edilmemin önüne geçmiş olacaksınız, hakkaniyetli davranacağınıza inanıyorum.

Ve benden değilse bile lütfen kendisini dilenci gibi hissettirdiği o insandan özür dilesin o beyefendi.

Ben özür de beklemiyorum ama insanların gönlünü incitmek bu kadar kolay olmamalı.

İnsanların maddi imkânı yok yaralılar diye bazı cümleler kolay sarf edilmemeli hepimiz insanız, gurur diye bir duygumuz var.

Benim yaptığım primi de anlamayanlar için bir kez daha izah edeyim gururla; Benim primim işimi alnımın teriyle, tüm zorluklara rağmen yaptığımda patronumun yatırdığı SGK primi çok şükür…

Söyleyeceklerim bu kadar.

MUTLU HAFTALAR EY OKUR! 

Yazarın Diğer Yazıları