Güler Ruhsar AKTAŞ

PEKİ ÇÖZÜM NE ?

Güler Ruhsar AKTAŞ

Kayseri’de yaşanan üvey anne dehşeti başlıklı haberi görmüşsünüzdür.

Haberi tasarladığım sayfada girecekken önce izleyeyim görüntülere bakayım dedim. Sadece çocuğun ayaklarına oklava ile vururkenki bölümüne kadar izleyebildim. Sonrasında çocuğun çıplak ve savunmasız bedenine karşı yapılan o işkenceyi gördükten sonra  adeta kanım donarak gözyaşım gözümde donarak izledim. Kalakaldım bilgisayarın başında öylece kalakaldım. Diyecek cümle bulamadım. Verecek tepki bulamadım. Öylece düşündüm içim acıdı. Savunmasız emanet bir küçük çocuğa bu zulmü reva görmek uygulamak için ne yaşamış olmalı insan diye düşündüm. Psikolojim benim de bozuktu savunmasını düşündüm. Acaba bu işkence metodunu nasıl  öğrendi ona da bunu yapan biri mi oldu da hayata masum günahsız yavrulara bu kadar kin doluydu diye düşündüm. Şiddet şiddeti doğurur mu sahi diye düşündüm. Evlendiği adamı hiç mi sevememiş bu kadar mı nefret etmiş ki onun parçalarına da bu kadar kin tutmuş diye düşündüm. Niye bu kadar mutsuz niye bu kadar  hırslı niye bu kadar kindar niye bu kadar psikopat ruh haline sahip olunur diye düşündüm. 46 yılın yatarı 23 yıl bakma 10 yıla bilemedin 13 yıla çıkar bu kadın da çıkınca da aynı nefreti bünyesinde barındırıp yeni kurbanları olur mu diye düşündüm. İnsana annelik duygusu Allah tarafından bahşedilen bur duygu  anne olmanız gerekmez bu duyguyu hissetmek için illa ki kendimden biliyorum. Anne değilim muhtemelen de hiç olamayacağım, lakin hiçbir çocuğa değil bu denli iç karartıcı duygularla yaklaşmak tam tersine hepsi benimmiş gibi hepsi masum melekmiş gibi anlayıp dinleyerek yaklaşmanın gayretini güttüm hayatım boyunca. Sevgiyle büyüyen sevgi verir nefretle büyüyen nefret verir. Kadına şiddetin konuşulduğu ülkemde şehrimde bu görüntülerin yaşanması üstelik böyle günlerde yaşanması ayrıca yaraladı beni. Kadına şiddete hayır, peki çocuklara şiddet uygulayanlar onları hangi vicdana koyacağız.Bazen insan tıkanır işte yazacak cümle, tepkisini dile getirecek söz bulamaz. Öyle bir an’dayım dünden bu yana… Şiddet şiddeti doğuruyor zira bu görüntüleri izleyenlerin bu kadına yapmayı hayal ettikleri onları bu denli şiddet yanlısı bir psikolojiye sokması da ve bunu yaptıkları yorumlara yansıtmaları da bunun örneği. 46 Yıl az diyenlere katılırım. 446 yıl bile az ama mesele bununla çözülecek mi?  Bundan sonra bu konuda bir yaptırım bir tedavi bir rehabilitasyon olmadıkça bunun önüne geçilecek mi ? Çözüm ne ?  Mesele bu konuya burasından da bakmakta bence. Sadece insanlık dışı kadın için hınca hınç yorum yapmakla hırsımızı o kadını bana verin parçalayayım cümlesiyle çözüme kavuşmuyor. Defalarca kere örnekleri mevcut defalarca kere yenileri mevcut olmaya devam edecektir.  Dün yine gazetemizde bir haber daha vardı  Türkiye İstatistik Kurumu’ndan verilerine göre, Türkiye’de boşanma sayısı 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 oranında artarak 130 bin 913’e yükseldi. Türkiye’de 54 kentte boşanma sayısı artarken, 27 kentte ise azaldı. Geçtiğimiz yılda, bir önceki yıla göre boşanma sayısında en fazla artışın yaşandığı il yüzde 48,8 ile Bayburt oldu. Kayseri’de boşanma oranlarının arttığı ilk 10 il arasında yer aldı. Buna bir de burasından bakmaya ne dersiniz?

Neden bu kadar boşandık sizce ?

Neden bu kadar şiddete meyillendik?

 Neden bu kadar mutsuzuz ?

Neden bu kadar agresifiz?

 Neyin peşindeyiz, ne olsun istiyoruz?

Bu acıtma hissi nereden geliyor? 

Yazarın Diğer Yazıları