Güler Ruhsar AKTAŞ

21 MAYIS BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ

Güler Ruhsar AKTAŞ

Asırlık bir acıyı kaleme alacağım bugün…
21 Mayıs 1864 Büyük Çerkes sürgünü ve soykırımının yıl dönümü…
Peki o yıllarda neler yaşandı dersiniz?
Mevsim kara kış ,üste yok başta yok, oradan oraya sürülen bir halk çoğu vahşi hayvanlara yem oldu, genç, yaşlı kadın çoluk, çocuk… Soğuktan donarak ölen bebekler, onlar için günlerce ağlayan analar…
Sürgün edilen soykırıma uğrayan dünyanın 4 bir yanına dağılmak zorunda kalan 1,5 Milyon insan…
2 gün boyunca açlıktan ölen bebeğiyle dolaşan bebesinin acısına dayanamayıp kendini yar’dan aşağı bırakıp ölen kadınlar.
7 yıl boyunca Karadeniz kıyıları insan kemikleri ile doluydu, kuşlar yuvalarını erkeklerin sakalından kadınların saçlarından yapmıştı. Ve rivayete göre bazı yaşlı Çerkesler hiç balık yememiş sürgünden sonra çünkü o denizlerde ölen yakınlarının anısına saygısızlık olarak gördüler bunu.
Sonra Osmanlı’ya geldiler Çerkesler…
Aşını ,işini, yemeğini, yuvasını kurmaya çalıştılar.
Asırlık bir acı bu … Kimi halklar ağır bir yükle yaşar ve o halk için sorumluluk ağırdır….
Anavatandan kopuş ,sıla hasreti ve yüzlerce yıl önce ödenen bedel…
Bugün Kayseri’de ve Türkiye’nin birçok şehrinde bu sürgün anılıyor, böyle bir gün bir daha yaşanmasın diye meşale yakıyorlar.
Ruslar yüzyıllardır Kafkasya sokaklarında yaşayan Çerkeslere en ağır ceza olan sürgünü layık görmüştü. Adige topraklarını almak isteyen Ruslar sürekli saldırdılar. Adigeler de mücadele verdiler.
Sürgün yolu soykırıma dönüştü. 70 bin Çerkesten günde 7 kişi ölüyordu. Sürgün karadan ve denizden açlık hastalıktan ölen insanların hikâyeleri ile günlerce sürdü, bazı gemiler battı binlerce insan öldü. Sürgün yüzlerce yıl sürecek bir acıydı.
Sürgünün ardından bugün Türkiye’nin yanı sıra Arnavutluk, Ürdün ve Filistin de bile Çerkes nüfus bulunuyor. Öyle ki Ürdün prensi Ali Bin Al Hüseyin annesi Çerkes olduğundan Çerkes kültürüne gururla sahip çıkmayı bilmiştir. 1998 ağustos ayında Amman’dan tarihi bir yolculuğa başladı On kadar kraliyet üyesi atlı birliği ile Çerkeslerin yoğun yaşadığı Suriye, Göksun Ovası, Ankara, Kayseri, Samsun üzerinden Kaf dağına ulaşmaktaydı. Çerkes kıyafeti giymiş atlılar Çerkesler için hayali kahraman gibiydiler. Bu ziyaretin Kayseri ayağını gazeteci olarak takip etme Ali Bin Al Hüseyin ile röportaj yapma şansını yakalamıştım o yıllarda.
Evet nerede kalmıştık sürgün yıllarında Çerkesler Deniz yoluyla geldikleri Osmanlı topraklarında yaşamaya başladılar. Çerkesler Osmanlıda, Savaşların en yoğun olduğu bölgelere yerleştirildiler. Üzerinden asır da geçse hep nihai hedefleri, hayalleri anavatanlarına dönüp orada varlıklarını unutturmamak olan Çerkesler bunun için dilleri ve kültürlerine asırlardır sahip çıkıyorlar. Kendisini bu topraklarda misafir olarak gören de var burayı artık vatanı kabul edip orayı gönlünden koparmadan orası için bir şeyler yapmak isteyen de var elbette…Ve Çerkesler tarih boyunca hiç nankör olmadılar, hiç hain olmadılar, hiç ayrı baş çekmediler. Ve her daim yaşadıkları hüznün bilinciyle asildiler, acıyı biliyorlardı, yokluğu biliyorlardı…
Kaf Dağının ardında kalan acı içinde gözyaşı içinde sürüldükleri topraklarından geldikleri günden bu yana bu duruşla bu ülkenin vatandaşları oldular.
Çerkesler hayatımın birçok yerinde güzel anılarımın bulunduğu güzel insanlar onlar benim sevdiğim kardeşlerim, dostlarım ve arkadaşlarımdır. Görüntü itibariyle
Çerkes kadınlarına benzetilip Çerkes misin? Sorusu ile karşılaştım ve ömrüm boyunca Fahri Çerkesim cevabını verdim.
Kültürlerini çocukluğumdan bildiğim ve öğrendiğim Çerkesler’le ilerleyen yaşlarımda da dostluk etmekten kardeşlik etmekten büyük keyif aldım.
Zira güvenilir insanlardır Çerkesler…
Onlara verdiğiniz sırrınızı ölseler de başkaları ile paylaşmazlar, ve neşelidirler ,yemeklerinin lezzeti konusuna hiç girmeyeceğim tatmadıysanız büyük hata…
Ve diyeceğim şu ki; Ey Okur! Onların asırlık acısı bu duygularla benim de acımdır, benim de yüreğimin en derinin de hissettiğim hüznümdür.
Bu duygularla 21 Mayıs Sürgünün de hayatını kaybeden, yurdundan, yuvasından, vazgeçmek zorunda bırakılan, onurlu mücadelesinden ve direnişinden hiç taviz vermeyen Sürgün yıllarında hayatını yitiren Kafkas Halklarını hüzünle, rahmetle yad ediyor önlerinde saygı ile eğiliyorum…

Yazarın Diğer Yazıları