Güler Ruhsar AKTAŞ

MAHKUM YAKINI GÜNLÜĞÜ .

Güler Ruhsar AKTAŞ

 

Hayat insanın karşısına hep bak bu da sana güzelliğim olsun buna da çok sevin tarzında güzellemelerle çıkmıyor.  Silivri de tutuklu ve mahkum olarak hatta bırakın Silivri’yi Türkiye’nin  herhangi bir tutukevinde mahkum olarak kalan insanlar hakkında 1 fikiriniz var mı ?

 Tabi toplumun belli kesimlerin de suç işleyen cezasını çeksin düzgün dursalardı kıvamında at gözlüklü yaklaşımı gözardı edemeyeceğimizinde çok bilincinde sordum bu soruyu. Lakin benim burada dikkat çekmek istediğim olayın başka bir boyutu...

Mahkumlar öyle ya da böyle ceza için gün sayıyor yargıtay belki cezamı onamaz bozar yeniden yargılama ister diye düşünüyor ve çok kişilikli koğuşlarında gün yatıyor. Lakin Mahkum yakınlarını aklınıza hiç getirdiniz mi onlar neler yaşıyor? Onların psikilolojisi ne alemde hiç düşündünüz mü ? Zaman onlar için nasıl işler ya da işler mi başka insanlar için hızlı geçtiği kadar . Mesela mahkeme süreci nasıl geçer sonunda karara bağlandığında nasıl bir öfke, isyan ve kızgınlık duyarsınız ne kadar hazırlıklıydım biliyordum desenizde içiniz de fırtına kopar ...

Sonra savrulmuşluk nasıl rüzgarını üzerinize fırtına şeklinde estirir biliyor musunuz  1 fikriniz var mı ? Bütün bunların ötesinde  bu psikolojiden çıkayım diyemezsiniz zira sürekli etrafınızda “Gün aldı mı” iyi niyetli ama algıda o kadar iyi hissettirmeyen soruyla her seferinde yüzleşir unutamazsınız 1 an bile . Umut hep vardır direnmekte ama yanlış umutlara kapılmamalısınızdır çünkü yanlış umut fena vurur insanı .

Hani özgür  insanlar ve onların yakınları  çok farketmiyor ama 1 cezaevi görüşünde çok insan tanırsınız hepsinin yarası vardır ve herkesin yarası kendine kıymetli ve özeldir.

Ve o yaraya nasıl davrandığınız çok önemlidir bu zamanlarda.

Görüşler çok kıymetlidir mesela mahkumlar en güzel kıyafetlerini giyer en neşeli yüz halini takınırlar sadece onlar mı yakınları da çok neşelidir.

Zira sizin orada yaptığınız en ufak bir cümle bozuğu o insanların ruh halinde bunu defalarca sorgulamasına bununla ilgili bir sürü senaryo yazmasına sebep olur 1hafta sonrasına kadar.

1 şey söylemeyi unutma lüksünüz yoktur bunun için 1 koca hafta beklemek durumundasınızdır önemli  1 konuysa vay halinize. Görüş günü geç gelir görüş denen meret erken biter zaman öyle hızlı akar ki inanamazsınız . Sonra yine onu içeri yolcu edersiniz suçluluk duygunuzla ne yapacak endişesiyle. Sonra  caddelerde yürümekten nefret ettiğiniz anlarınız olur sosyal ortamlarda oturmaktan sıkıldığınız suçluluk duyduğunuz o çıkmaya buraları görür mü acaba sorusunu sorduğunuz.Fotoğraf çektirmek lükstür , birlikte çay içmek artık hayaldir.

 Sizin moraliniz düzelsin diye yaptığınız herşey adeta içsel pişmanlığınızdır vicdanen huzursuzsunuzdur o yapamıyor diye eksiksinizdir ,bunu başkaları kıçından anlayıp, hayatını gün ediyor dese de o iş öyle değildir, ateşinde yanmadığınız hiç 1 acı hakkında konuşmamanızı şiddetle tavsiyelerim Ey Okur!

Eğer mahkeme ,adliye ya da cezaeviyle 1 işiniz bu güne kadar olmadıysa ki ben kendimden biliyorum Bana eskiden haber yapmaya gittiğim cezaevinde yatanların hepsi de gerçekten  suçlu gibi gelirdi elbette ki suçlular da var ama kader mahkumu diye 1 şey varmış sahiden. O zamanlar cezaevi önünde insanlar  af çıkacak cümlesini kendi aralarında konuşurken anlamsız bulurdum, yani çok da önemli bir konu değildi bana göre neden bu kadar abartırlardı ki . Fakat hayatımın müthiş sınavlamalarından geçtiğim başka 1 dönemde gördüm ki o iş öyle değil . Bırakın affın ne önemi olduğunu sürekli aklınızda ne zaman çıkacak sorusu oluyormuş hakkaten. Bu sadece mahkum yakını olan insanlar için geçerli değilmiş ve de içerde televizyon izleyen 1 mahkumun Afrika girişiyle başlayan 1 haberi bile kelimenin başında af olduğu için heyecanla izlemesi gibi trajikomik 1 duruma  sebep olabilirmiş meğerse.

Demem o ki hayat garip şekilde sınavlardan geçirir insanları adına Silivri deyin /suçlu deyin /masum deyin, onlara  ve onlarla adeta mahkum olan beraber mahpusluk yatan yakınlarıyla empati yapmayı deneyin yaşadıklarınızı hep öyle kalacakmış hayat size sürpriz yapmazmış gibi oralara yolunuz düşmez gibi düşünmeyin. Tecrübeyle sabittir , sınavlarla büyümek olgunlaşmak zor’dur hayat koskoca  1 adam/ kadın yapar çıkar sizi başınıza getirdikleriyle  ama size nacizhane tavsiyelemem  Ey Okur ; yaşayıp dibine kadar  hissetmediğiniz hiç 1 şeyi dışardan göründüğü gibi sanma hamlığına düşmeyin zira kimse sınanmadığı  günahın masumu değil hayatta...

Yazarın Diğer Yazıları