KADINA ŞİDDET SORUNSALI
Güler Ruhsar AKTAŞ
Şort giydiği için tekme tokat dövülen koruma kararına rağmen öldürülen, ya benimsin ya toprağın arabeski ile sevilen ortamda elbette ki kadına yönelik şiddeti yazmak çok zor.
Kadına karşı şiddet, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın cinayetleri maalesef gündemimizde ağırlıklı bir yere sahip. Öyle ki artık sıradanlaşıyor bu tip olaylar. O kadar çok kadın şiddete uğruyor, taciz ediliyor ki sayısını saymak mümkün değil. Bu kadınların bu insanların hepsinin birer hikâyesi var, amacım arabeske bağlamak elbette ki değil, fakat daha birkaç gün önce tecavüze uğrayan kızının tecavüzcüsünü öldüren babanın adliyeye götürülüşü sırasındaki feryadını duymamak mümkün mü?
“Benim bir tane kızım vardı, ona da bunu yaptılar, cezalar ağırlaştırılsın” Ne hissettiniz duyunca bu sözleri. Kendinizi yerine koydunuz mu o babanın? O kızın nasıl bir travma yaşadığı hakkında empati yapmaya yüreğiniz yetti mi? Kadına yönelik şiddeti sadece cinayetler üzerinden rakamsal olarak tartışmak bu konuya ne kadar çözüm getirebilir ki? Neden artık bunun ciddi bir toplumsal yara olduğunu kabul etmekle başlamıyoruz bu işe? Bunlar sadece adli vakalar değil bunlar insanlar ve ellerinden alınan ya da travmalarla yaşamak zorunda bırakılan kadınların, kızlarımızın hayatları.
Sadece fiziksel şiddetten söz etmiyorum elbette, duygusal fiziksel şiddet, taciz gibi konularda her ne kadar baskılansa da acı gerçek listemizin başlıca maddelerinden.
Sadece kadın cinayeti haberi yaparak bu tür olayların önüne geçilmesine destek vermenin mantığına inanmadığımdan olsa gerek, sorunlu kadınlarımızın genç kızlarımızın hayatlarına da dokunabilir umuduyla yaptığım haberler var evet ama maalesef bu da bir yere kadar yeterli. Kadınların yaşadıkları bu yarayı sayıya rakama vurup gündelik adli vakalar kıvamında anladığımız sürece insanlar bunu dizi izler gibi izlemeye devam edecekler. Çoğunluğu aile ortamında huzurla teke tek kalıp kıstırıldıkları huzursuzlukları, kıyafeti için yedikleri tekmeler, kimi zaman bakışla sözle uğradıkları tacizler, kimi zamanda cinayete kurban gider miyim korkusu ile mağdur kadın adaylar da izleyecek o diziyi ötelendikleri, yalnız bırakıldıkları yerde…
Ayrıca şort giyen bir kadına saldırması tehdit etmesi hiçe sayılan, saldırganın serbest olduğu bir ortamda genç kadının can güvenliği tehlikesi, aldığı ağır tehdit ve saldırı mesajları almakta.
Üstelikte kadın olmasan görürdün yaklaşımı ile “Sonun Ayşe Paşalı gibi olur!”,
“Sonun Özgecan gibi olmasın!” benzeri sözlerle tehdit edebilecek kadar kendine ortama güvenen erkeklerin dünyasında kadınların tedirgin olmamasını nasıl bekleyebiliriz ki?
Bakın kıyafet konusunda Anayasanın 18. Maddesi der ki: Kılık kıyafet özgürlüğü insanın en temel hak ve özgürlüklerindendir. Kimse kimsenin kılığına kıyafetine karışamaz, başkasının kıyafetine müdahale edemez, insanları kıyafetinden dolayı kınayamaz ve suçlayamaz.
Yani diyor ki isteyen isteğini giymek özgürlüğüne sahiptir. Bunun için tekme tokat dövülmeyi hak etmez! ( Bu açıklama geri zekalılar için yapılmıştır)
Bu tip saldırıları gerçekleştirenlere serbestlik referansı verildiği için Şortlu kadını darp eden saldırganın “... Açık gezen kadın karımdır.” [ “Ben giyimini beğenmediğimi döverim. Devlet böyle giyinenlere ceza vermeli!”, hadsiz uçuk söylemleri onların özgüveninin göstergesidir.
O zaman bütün bunlara ciddi bir önlem alınmayacaksa sorarım sizlere bu saldırılara uğrayan tacize uğrayan istismar edilen kadınlar da özsavunma haktır mı desin?