İYİLİK ÜZERİNE …
Güler Ruhsar AKTAŞ
İyi olmak, iyilik yapmak gibi hareketler galiba insanların kendi kendini manevi olarak rahatlatmak için denediği bir yöntem tabi bunu yaparken başkalarına
faydalı olmak daha güzel olanı . Kimi zaman vicdan muhasebesinde kendimizi daha olumlu hissetmemize de yarar bu eylem. Kimi zamanda bizi bizden eder harap eder tabir-i caizse…
Bu yüzdendir ki dua halini bile almıştır; Allah iyilerle, iyi insanlarla karşılaştırsın” şeklinde…
Keşke babadan oğula, anneden kıza geçse iyilik. Ama geçmiyor gezmez işte. Al gülüm ver gülüm hiç mi hiç değildir. Öyle olsa anlamı kalmazdı hoş. Ben bana bu kadar yaptım sen de bana bu kadar ol biraz ticaret gibi değimli sizce de hamlıktır her şeyin ötesinde çıkara girer o yüzdendir ki kötüler karşısında kalbi
kötü olanlar bozuk olanlar karşısında iyi kalabilmek pişmektir, erdemdir. Zaman ister, tecrübe ister, acı çekmişlik ister, annenin koyduğu adla durmaktan
fazlasını yaşamış olmayı gerektirir. Başka başka bakış açıları da mümkündür aslında kimine göre de başkalarını mutlu etmek için gerçekleştirilen bir eylem
değildir iyilik yapmak, birine yardım etmiş olmanın verdiği tatmin duygusunun ana motivasyonu da denebilir. İyilik yaptığınızda ve bunun olumlu sonucunu gördüğünüzde dopamin nöronlarınız aktif hale gelir ve daha güzel hissedersiniz. Kötülüklerin ve kötülerin çoğaldığı dünyada “ Ben onun ailesi değilim akrabası değilim bana niye iyilik yapsın ki” yaygın mantığı çoğalsa da bunun aksini yaptıkları iyilik ve güzel yürekleri sayesinde ispat edebilecek kadar güzel insanların olduğunu bilmek her zaman hoş bir duygu bence.
Hoş sen ne kadar iyi olursan ol bu devrin iyiliksizleri seni pişman eder ama amacın bunu rızanla rıza için yapmaksa ondanda etkilenmezsin fazlaca. Kimi zaman canımızı iyi bildiklerimiz yaksa da kimi zaman iyiliksizlere denk gelsek de en güzeli iyi olmaya bıkmadan usanmadan devam etmektir. Ne demişler balık bilmese Halık bilir.