EVLİLİK BÖYLE OLMAZ MI ?
Güler Ruhsar AKTAŞ
Geçtiğimiz bayram tatilinde kızlarla konuşuyorduk.
Duyduklarım karşısında çok şaşırdığımı söylemeliyim.
Evlilikler ev’ler ev eşyalarıydı konumuz …
Kayseri’de üç ayda bir perde ve eşya değiştiren hatunlar varmış .
Şaka mı bu ! diyorum
Ne şakası alışveriş yaptığım perdeci arkadaşım bana “Artık değiştir perdelerini ,sen on yıldır aynı perdeyi kullanıyorsun, burada hatunlar üç ayda bir perde ve ev eşyası değiştiriyor” dedi diye izah ediyor yaşadığı durumu.
Düşünüyorum para var huzur var mı bu psikoloji diyorum hayır para var huzursuzluk var ki sürekli bir alışverişe sarma durumu var olarak yorumluyorum.
Morali bozukken kuaföre gidip saça başa saran kadını anlarım bir yerde ama can sıkıntısından perde ,halı, eşya değiştiren kadını inanın anlamam zor oluyor.
Niye peki ?
Çünkü kadın akşama kadar evde çocuklarla mücadele veriyor, sıkılıyor, bunalıyor ve çözümü gözünün önündekileri değiştirmekte buluyor belli ki.
Adamsa kadınla ilgilenmediği için ona zaman ayırmadığı için onu en azından bu şekilde mutlu ettiğini düşünüp “Napıyorsun hatun sen senin sıkıntın ne?” bile demiyor.
Onun da işine geliyor belli ki..
Herkes hayatından memnun gibi görünse de aslında büyük bir memnuniyetsizliğin dışavurumu bu durumlar.
Evliliği bir garantör olarak görmekten çıktığımız zaman gerçek manasında yaşarız diye düşünüyorum.
Evlilik bir sigorta değil ki bir paylaşım hayat denilen yolda beraber yürümek.
İsteklerimizi ve kişisel özgürlüklerimizi ihtiyaçlarımızı kısıtlayarak yapayalnız yürüyeceksek ve maddeyle mutlu olmaya çalışacaksak ne anladım ben o işten.
Mesela diyorum drüzeltmek adına klişelerden çıksak bütün ezberleri bozsak unutsak tüm kötü örnekleri unutsak.
Hatta bilidiğimiz bazı doğruların doğruluklarını sorgulasak cesurca .
Kendimiz gibi hissettiğimiz gibi bir evlilik yaşasak mesela.
Mesela eşya alıp moralimizi düzeltmek yerine canımız sıkılığında bassak ülkenin bir ucuna gitsek dinlensek haftanın yedi günü eşimizle bitiş bitiş siyam ikizleri gibi yaşamasak özgürlük alanlarımız olsa ayrı hobilerimiz ayrı uğraşlarımız ayrı arkadaş ortamlarımız
Kendimize ait alan ve zaman istesek, bunu talep etsek, hatta bu şart aslında iyiliğimiz için desek
Olmaz mı çok mu ahlak dışı bir istek olur
Ayıplanır mıyız kötü mü görülürüz ?
Yani annelerimizin anneannelerimizin sürdürdüğü evlilikleri rol model almadan diyorum
Mesela televizyon üstü danteller kristallerle süslü vitrinler olmadan ,gümüş çatal bıçak takımı olmadan falan yani bilinen yaşanan tüm klişelerden uzak işte anlayın.
Kapalı salonları misafir odası diye kurgulamadan istediğimiz gibi döşeyip istediğimiz yerde otursak yazsak okusak müzik dinleyip dans etsek kendi kendimize
Eğer film izlemek istiyorsa eşimiz gitse izlese arkadaşlarıyla bir arada takılmak muhabbet etmek istiyorsa etse o da…
Yani diyorum ki içsel özgürlüğümüzden ödün vermeden olmaz mı evlilik dedikleri olay
Söylesenize başka türlü evlilik yaşamak mümkün değil mi ?
Çok mu uçuk isteklerim kınanır mı ?
Aaaa bunlar nasıl zararlı fikirler deyip kınama mı alır.
"Kınarsa kınasın, önemli olan sensin, benim, biz ve ne yaşamak istediğimiz" diyen şık adam ve kadınlar yok mu ?