ENGELLİLERE BİR ENGELDE BİZ OLMASAK
Güler Ruhsar AKTAŞ
Düşünün bir gün gözlerinizin görme yetisini kaybediyorsunuz.
Görme engellisiniz…
Işıklar tamamen sönmüş, etrafta bugüne kadar gördüğünüz ne varsa artık yok.
Sadece seslerle ve elinizdeki değnekle yol yordam buluyorsunuz.
Üç görme engelli vatandaş ile beraber Cumhuriyet Meydanı’na çıktım.
Deneyimlemek, hissettiklerimi yazmak için, ben de gözlerimi kapatıp elime asa aldım.
Gördüğüm bütün renkler gitti, insan yüzleri ,manzara her şey siyaha büründü.
Sonra düşmeden yürümenin ,dengede kalmanın mücadelesi başladı.
Biraz yürüdükten sonra bu kez yolda bulunan direklere ve mantarlara çarpmamak düşmemek için çabalamaya başladım. Sadece seslerden yardım almaya çalıştım…
Bu empati sınavımın en zor anı şüphesiz karşıdan karşıya geçmeye çalışmaktı.
Meydandan Medrese tarafına geçmek adeta ölümle dans etmek gibi geldi o anlarda bana kalbim çok hızlı çarptı…
Zira geçiş güzergahındaki mantarlar, engel olan plastik yol ayraçları, sesli uyarı sisteminin olmaması, hepsine istisnasız takılıp durdum.
İşin en acısı bu geçişler sırasında hiç ama hiçbir vatandaş sizi karşıya geçirelim, yardımcı olalım demedi , diyemedi…
Biz hangi ara bu kadar duyarsız olduk diye içimden kızdım, isyan ettim üzüldüm.
Yanımdaki görme engelli vatandaşlardan birisi “ Gördünüz mü Ruhsar Hanım? Bize kimsenin yardım etmeyeceğini söylemiştim dedi.
Nasıl yürüyeceğiz nasıl dizlerimizi yaralamadan karşıya geçeceğiz dediğimde zamanla alışıyorsunuz.
Bizim dizlerimiz bu engeller yüzünden az yaralanmadı. Bu direklere çarpmamak için verdiğimiz mücadeleyi yaşayarak gördünüz. İzli yol olsa bu engeller kaldırılsa bizi sadece seçim dönemi hatırlamasalar mesela daha güzel olmaz mı?” diye sordu.
Evet yarım saatliğine de olsa onları anlamak empati yapmak için simsiyah bir göz bandı taktım.
Onlar gibi yollardan geçmeye çalıştım, yürümeye çalıştım. Bazen dengemi kaybettim, bazen mantarlara çarptım, karşıdan karşıya geçmek için bastonumla demirlere vurarak yönümü bulmaya çalıştım. Bu deneyim benim için yarım saat bile olsa hayatımın en zor anlarından bir tanesiydi.
Sesli sinyalizasyon sistemine iğne batırıp sesinden rahatsız oluyoruz diye hoperlörünü patlatmak (Artık Kayseri’de onlar için sesli sinyalizasyon sistemi bile yok!) yerine engelliler için bunu daha kullanılabilir hale nasıl getiririzi düşününce insan olacağız.
İzli yollarımız olduğunda mantarlar ayaklarına takılmadığında,dizlerini yaralamadıklarında , düşmediklerinde, direkler onlara engel olmadığında,biz görme engellileri görmezden gelmediğimizde insan olacağız.
Unutulmamalıdır ki Ey Okur ; hepimiz birer engelli adayıyız.
Bunu unutmadan onlar için ne yapabilirizi acilen hayata geçirmeliyiz.
Bunu oy kaygısıyla değil, iktidar kaygısıyla değil, insan olmanın gereği olarak zaten engelli olanlara daha çok engel olmamak için yapmalıyız.
Şehrin yöneticileri bu konuda üzerine düşeni yapmadığı sürece, onların her yaşadığı acının vebali üzerlerindedir.
Şehrin sağlıklı vatandaşları onların bu zor durumunda, yolda ,sokakta, caddede, elini tutup ,koluna girip onlara yol göstermediği sürece benim gözümde hep vicdansız kalacaktır.
Ben gazeteci olarak, insan olarak empati yaptım, onların sıkıntılarını birebir yaşamaya gayret edip, size aktardım şimdi sıra sizde.
Herkes elinden yüreğinden geleni yaparsa daha yaşanabilir bir yer olacak dünya