ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER !
Güler Ruhsar AKTAŞ
Geçtiğimiz sabah şehrin meydanında özel bir haber yakalar mıyım diye etrafıma bakıyorum. Sonra iki çocuğun çabasını görüyorum bir şeyler topluyorlar yanlarına gidiyordum fotoğraflayabilir miyim sizi diyorum ürküyorlar. Biraz konuşunca anlaşıyoruz. Yani pat çat anlaşıyoruz desem daha doğru çünkü yarım yamalak Türkçeleri var ama biraz da olsa dediklerimizi anlıyoruz .
Savaş adıyla kanıyla silahıyla bombasıyla tüyler ürperten gerçeklik.
Suriye bu gerçeği yaşayan bir coğrafyada…
Oysa bütün çocukların tek istediği şekeri oyuncağı salıncağı uçurtmayı sunabilseydik keşke, küçük omuzlarına büyük yükler yüklemek olmasaydı günümüzün fotoğrafı…
Aslında yeryüzünün en masum fotoğrafıdır çocuklar…
Yaşadıkları tüm acılara rağmen yüzlerindeki tebessüm içini ısıtır insanın.
İşte Yasin Hamza ve Yasin Hacı Yasin bu çocuklardan sadece ikisi.
Onlar Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye bir umutla gelen ve ekmek paraları için sabahtan akşama kadar sokakları arşınlayıp yüzlerindeki gülümsemeyi hala yitirmeyenlerden…
Sokakta yaşayan ve/veya çalıştırılan çocuklar; yaşadıkları ortamlarda her türlü ihmal, istismar, sömürü ve kötü davranışa maruz kalan, aile veya yasal yakınlarıyla bağları kopmuş, risklere karşı kendilerini koruyamayan çocuklar olduğu gerçeği toplumda gözümüzün önüne gelirken Çoğu zaman geceleri evlerine dönmekle birlikte arada sırada sokakta sabahlayan bu çocukların bir kısmı da yaşadıkları ortam ve geçirdikleri travma sonucu uçucu ve uyuşturucu madde kullanıyor.
Sokaktaki çocukların sokakta çalıştırılmaları/yaşamaları büyük oranda ekonomik olmakla beraber, anne-babalarının eğitimsizliği, aile içi şiddet, cinsel/fiziksel istismar, sosyal destek sistemlerinin yetersizliği, geleneksel yapı içerisinde çocuğun ev işlerinde, tarımda ve sokakta çalıştırılmasının doğal karşılanması, ailenin bakabileceğinden fazla çocuğa sahip olması, sevgisizlik, ihmal ve çocukların eğitim sisteminden kopması sayılabilir.
Bu sorunlara genel bir bakış açısı getirildiğinde kaynağın büyük oranda yoksulluk ve yetişkinlerin olumsuz tutumlarından kaynaklandığı görülüyor.
Kayseri’de de sokaklar akşam saatlerinde genelde sahipsiz çocukların mekanı olurken otoparklar alt geçitlerse çocukların adeta sabahladıkları mekanlardan sadece birkaçı.
Bütün bunların ötesinde ülkelerinde yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle Türkiye’ye gelen Suriye’li çocuklar da Kayseri sokakları’nda ekmek parası kazanmak adına yerlerini aldılar.
12 yaşındaki Yasin Hamza ve 13 yaşındaki Yasin Hacı Yasin ise bunlardan sadece ikisi. Esenyurtta yaşayan iki çocuk sabah saat 8 akşam saat 10 arası Keyseri Meydanı ve çevresinde plastik ve karton toplayıp topladıkları malzemeleri satarak aile bütçesine katkı koyarak, yaşama mücadelesine küçük yaşta atılmışlar.
Yasin Hamza’nın kendinden başka 8 Yasin Hacı Yasin’in ise 9 kardeşi var babaları ise Suriye’de anneleri ile birlikte hayata atılan iki küçük çocuk başka çaremiz yok. Türkçeyi çok bilmiyoruz ama derdimizi anlatacak kadar öğrendik. Çalışmak zorundayız çünkü ailemiz ve biz yaşadıklarımızdan dolayı zor durumdayız. Diyorlar.
Kısaca Türkiye’nin Suriye sınırını açmakla Suriye’den Türkiye’ye gelen mültecileri korumuş olmuyoruz. Ülkelerindeki iç savaştan kaçan Suriye’liler burada da kendilerini farklı bir savaşın içinde buluyor . Bir yandan , yerleştikleri bölgelerde meydana gelen her türlü olumsuzluğun günah keçisi ilan edilirken diğer yandan da bilmedikleri bir coğrafyada bazen el açıp , bazen çöpten ekmeklerini çıkarmak için hayatın zorluğuna inat gülümseyerek mücadele veriyorlar.
Usta Şair Nazım Hikmet’in dizelerinde dediği gibi çocuklara kıymayın efendiler.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.