BENDE Kİ OPTİMAL KAYMA / İNSAN OLMA
Güler Ruhsar AKTAŞ
Eskiden Haber Müdürlerimiz haberci büyüklerimiz mesleğin tozunu yutmuş olan ağabeylerimiz toy muhabirlik günlerimiz de bize derdi ki “Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.”
Yani özeti haber sana gelmez sen habere gideceksin.
Gözünü açık tutacaksın etrafına dikkatlice bakacaksın.
Herkesin sıradan gördüğü durumdan sana haber çıkabilir.
Bu sabah evden çıktığımda gerçekten bir kere daha bu gerçekliği yaşadım diyebilirim.
Eskiler biliyor da söylüyor muhtemelen onlardan eskiler de onlara öyle diyordu.
İlla ki bir yaşanmışlık vardı.
Bugünlerde sosyal sınıflardaki insanları irdelediğim doğrudur, dikkatimi daha çok çekiyor nedense.
Geçtiğimiz gün mail adresinden bana ulaşan sıkı bir okurum.
Ruhsar Hanım “ideolojik bakışınızda sağdan sola doğru optik bir kayma seziyorum yazılarınız da sanki bu net belli sebebini öğrenmek istiyorum” demiş.
Yok aslında bir kayma desem yalan lakin, bunu şöyle açıklıyorum.
Aslında biz insanlar içerisinde bulunmadığımız görmediğimiz hayatları ve insanları sadece filmlerde olur sanıyoruz.
Oysa görünen başka, yaşanan başka bölümleri ile karşılaşınca hayat denen filmin -vayy beee ! diyoruz.
Benim yeni felsefem belki kimine göre çok kıymetli kimine göre de nevi şahsına münhasır bir yol ama bana göre hayatımın bu kesitinde olması gereken bu’dur.
Özgürlük ve eşitlik istiyorum.
Yani bir çocuk okula yeni alınan çantasıyla giderken bir diğeri meydanın tam ortasında mutsuz bir yüz ifadesiyle kağıt topluyorsa bunda ki eşitsizliği dile getirmek sürekli tekrara düşmenin ötesinde her bir çocuğun her bir insanın ayrı bir hikayesinin olduğunu keşfetmektir. Eğer bir yerde bir bozukluk varsa düzensizlik varsa onu görmezden gelmek insan olarak hayat felsefemde yanlıştır.
İşte bugün haberlerime konu olan o mutsuz çocuklar da o yaşlı çiftte ayrı ayrı çaresiz hayatlardır.
Bunun için benim elimden gelen toplumun bir parçası gazeteci olarak bunu dile getirmektir. Çözümün bir parçası olamayanlar sorunu oluşturanlardır.
Dolayısıyla bu sorunların çözümüne katkı koyma mekanizması olanlarda ellerinden geleni yaparsa kısaca herkes evinin önünden başlarsa sorunlar bitmese de azalacaktır.
Dünya görüşümde büyük bir sapma yoktur.
Eskiden nasıl seviyorsam insanları nasıl merhamet ediyor yardım etmek istiyorsam bugün de aynı şekilde düşünüp hissediyorum.
Sadece kimsenin dili dini mezhebi rengi kimliği siyasi görüşü sebebiyle ötekileştirilmesini hoş görmüyorum. Farklı renklerin farklı kimliklerin farklı görüşlerin de dinlenebileceği empati kurulup anlanabileceğini düşünüyorum.
İllaki bizden olana bizim gibi düşünene değil farklılıklara da sevgiyle bakmak gerektiğini bu günlerde daha yüksek sesle söylüyor yazıyor konuşuyorum.
Bütün bunları yaparken sana bu iyiliği yaptım ben de şöyle büyüğüm ben de böyle mükemmelim ego patlamasından uzak herkesin üzerine düşeni sessiz sedasız yapması gerektiğini düşünüyorum.
Kendi düşmanını yaratmaktan ziyade kendi sevenler ordunu kurmanın ve böyle güçlü olduğunu fark etmenin güzelliğini keşfetmiş bulunuyorum.
Kimsenin beni sevip sevmemesi kabullenip kabullenmemesi ötekileştirmesi hain ilan etmesi dedikodu yapması zerre umurumda değil kimse kimseye güzel hisler beslemek zorunda değil bu da hissel özgürlüğün bir parçası zira.
Tüm sevenlere sevmeyenlere okuyanlara yazanlara konuşanlara anlayanlara başka tarafından anlayıp kendine göre yorumlayanlara sevgiler selamlar
Ey Okur!