YATACAK YERİNİZ YOK..
Ahmet ZORLU
Dışişleri Bakanlığı ABD’ye üst üste iki nota vererek, Rezza Zarab’ın sağlığını! Sorunca ‘Hassasiyetin bu kadarı’ sözleri döküldü dilimden.
Aslında devletler, başka devletlerde hürriyetlerinden edilen vatandaşlarının durumunu takip eder, onlarla ilgili muhatap devletler nezdinde girişimlerde bulunur. Mesela ABD ve Almanya’nın 15 Temmuz sonrası tutuklanan bazı vatandaşları konusunda yaptıkları girişimler son örnekler olarak görülebilir.
Ama nota vermek, ülkelerarası sorunlarda başvurulan bir yöntemdir ve genelde nota sonrası muhatap ülkeyle ilişkiler askıya alınır, elçiler geri çekilir.
Bana göre bu nota girişimi, 27 Kasım sonrası başlayacak fırtınaya toplumu hazırlama çalışmasıdır.
Zira Zafer Çağlayan’dan sonra, ABD Mahkemelerinin koridorlarında başka Memleket Büyüklerinin! isimleri mübaşir tarafından anons edilecek gibi görünüyor. Zira, gelen bilgiler doğru ise Rezayı bülbül gibi öttürmüş ABD Adalet Sistemi. Sadece o kadar da değil, Reza ve bağlantılı bazı isimleri de, gözaltı süreci öncesi yakın izlemeye almış Amerikan istihbaratı..
Literatüre, ‘Bakara-Makara’ sözünü kazandıran Egemen Bağış Hazretlerinin! birden bire Kıbrıs Vatandaşlığına geçerek, Interpolün gazabından kurtulma hamlesi, yukarda dikkat çektiğim muhtemel gelişmelerin ilk ipucudur bence.
Yeniden nota meselesine gelecek olursak.. Sefter Taş ve Fethi Şahin isimlerini muhtemelen hatırlamıyorsunuz bile.
İkisi de Suriye Sınırındaki birliklerinde, vatani görevlerini yaparken Işid Canileri tarafından yakalanmış, işkencelerden geçirildikten sonra diri diri yakılmışlardı.
Bu dinci caniler, 22 Aralık 2016 gecesi, askerler Sefter Taş ve Fethi Şahin’in yakılarak infaz edildiğine dair 19 dakikalık bir videoyu sosyal medya üzerinden paylaşmıştı. Görüntülerin ardından hükümet tarafından açıklama yapılmamış, gece yarısından itibaren internet yavaşlatılmıştı.
Videoda, asker kamuflajı içindeki bir kişi Türkçe konuşarak, isminin Sefter Taş olduğunu söylüyordu.
Sefter Taş, 1 Eylül 2015’te Suriye sınırındaki Kilis sınır karakolunda IŞİD’le çıkan çatışmada kaybolan ve örgütün kaçırdığı düşünülen askerdi.
Basına konuşan Taş ailesi, oğullarının kurtarılması için yardım istemişti.
Dönemin Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Bu video görüntüleri ile ilgili TSK’den teyit edilmiş bir bilgi yoktur. Kusura bakmasınlar, medyadaki bazı arkadaşlar da ayaklarını denk alsınlar. Uyduruk görüntülerle halkı galeyana sürükleyemezler” demişti.
Yani Devlet, ‘Eline kına yakıp size emanet ettiğim oğlum nerede” sorusuna bile cevap vermiyordu.
Sonunda çaresiz baba mahkemeye giderek Gaiplik davası açınca, duruşma öncesi Garnizon Komutanı ve Kaymakam, Taş ailesinin evine giderek Sefter Taş’ın “şehit olduğunu” bildirdi.
Görüşmeyi anlatan baba Taş, “Bu sabah beni arayıp eve geleceklerini belirttiler. Eve geldiklerinde oğlumun şehit olduğunu söylediler. Yakılma videosunun doğru olduğunu, konunun netleşmesi için beklediklerini anlattılar” dedi.
Baba Taş, Iğdır Aralık Aşağı Aratan köyünde taziye çadırı kurduklarını ve garnizon komutanlığı tarafından oğlu için köy mezarlığında anıt mezar yapılacağını söylemişti. Şimdi Sefter Taş’ın babası çıkıp dese ki, “Ev Memleket büyükleri, sonradan olma vatandaşınız Reza için gösterdiğiniz hassasiyeti niye benim, hem de asker çocuğum için göstermediniz?” diye haksız mı sayılır.
İşte ondandır, inandırıcı olmamanız.
İşte ondan yazdım başlığa, “Yatacak yeriniz yok” diye..
Hadi vazgeçtik Sefter Taş’ın ailesine yaşattığınız acıdan.
Güzel ülkemin güveni için görev yaptıkları Irak’ta başlarına cuval geçirilen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli askerleri de mı aklınıza gelmedi, Zarrab için nota yazarken. Hani gazetecilerin, ‘Nota verecek misiniz?” diye sorduklarında, “Ne notası müzik notası mı” diye alay ettiğinizi de mi hatırlamadınız?
Ya da, nota verdiğiniz ülkenin askerlerinin Türk Topraklarına yerleşmesi için hazırladığınız tezkerenin meclisten geçmesi için el kaldırdığınız da mı gelmedi aklınıza? Gerçekten yatacak yeriniz yok.
Gerçekten siz vicdanlarda mahkum edileli çok zaman geçti.
Merak ediyorum, o gün geldiğinde nasıl savunacaksınız, Türkiye Cumhuriyeti’ni bu hale getirmenizin nedenlerini..
Sen neymişsin be reza..