Ahmet ZORLU

YANLIŞ BİLİNEN DOĞRULAR..

Ahmet ZORLU

Ekonomide yaşanan dalgalanma üzerine akiller korosu ile cahiller korosunun seslendirdiği yurttan sesler birbirine karıştı.

Türkiye’deki gelişmeleri pür dikkat izleyen kesim, Türk Lirasının erimesinin yaratacağı sorunlara işaret ederek, sorunun üzerine gidilmesini önerirken,  yaşanan sıkıntıyı dış güçlere bağlayan neden-sonuç ilişkisinden bihaber kesim, “Reisi yedirtmeyiz”in ötesine geçememiştir.

Dövizdeki durdurulamaz yükseliş, Para Politikaları Kurulu toplantısından itibaren duraksadı ve önemli oranda geriledi.

Kurul, faizi 3 baz pan artırarak, doların 20 dakikada 30 kuruş gerilemesini sağladı.

Yaşadığımız dolar kaosu şunu gösterdi;

Dövizi talimatla yerinde tutamazsınız.
Faizi emirle aşağı çekemezsiniz.

Bir ülkenin ekonomik verilerini, kim oldukları bilinmeyen dış güçler manüple edebiliyorsa;
O ülkede, yönetenler gaflet ve dalalet içerisindedir.

Devletin Merkez Bankası faiz-döviz politikalarını düzenlerken, reel ekonominin gerçeklerine uygun kararlar alamıyor, azar korkusu yaşıyorsa, o ülkede sağlıklı para politikaları ortaya konamaz.

Ve eğer bir ülkede yabancı paraların değeri aşırı yükseliyorsa, o ülkenin ekonomik temellerinde sıkıntılar vardır.

Yani dolar yükseldiği için batmıyor, Türkiye Ekonomisi.

Battığı için dolar yükseliyor.

Zira, nasıl ki aile bütçesi dengede olmadığında bankadan tüketici kredisi alıyor ve borçlanıyor, sonra da borcunuzu ödeyemiyorsanız, ülke ekonomisi de öyledir.
Üretim yok üretim.
Yurt dışından aldıklarınla sattıklarının arasında 70 milyar Dolar fark var.
Bütçe yapıyorsun yaptığın bütçeden 57 milyar dolar fazla harcama yapıyorsun.
Hava alanları, köprü ve tünellerini özel sektör yap-işlet-devret ile yapıyor.
Hastanelerin %80'i özel sektörde.

Devlet memurlarının maaşını ödemekle, duble yol yapmakla 950 milyarlık (katrilyon) bütçe açık verir mi ?
Dış güçler senin hangi üretimine engel olabilir ?

Sen teknoloji üreten fabrikalar açtın da dış güçler gelip yıktı mı?
Sen çiftçiye, Kanunda yazılı ‘Bütçenin %1'i destek Olur'u uyguladın da dış güçler gelip elini mi tuttu?
Sen Dünya'da olmayan, çiftçiye ÖTV'yi uygulamaktan vazgeçtin de, dış güçler gelip kafana mı çöktü?
Sen eğitimi örümcek yuvasına döndüresin diye dış güçler mi emretti?
Sen düşünen, şüphe eden, sorgulayan, araştıran okullar açtın da dış güçler mi mani oldu?
Sana 1,5 Trakya büyüklüğünde tarım arazisini boş bıraktıran dış güçler mi oldu?
Bilgisiz, cahil, liyakatsiz, kifayetsiz cahilleri Kurumların başına dış güçler mi koydu?
Yandaşlara, hısım akrabaya ballı ihaleleri dış güçler mi verdi ?
Medya satın alması için çiftçinin ziraat bankasına, bir yandaşa televizyonlar ve gazeteler alması için 750 milyon dolar kredi emrini dış güçler mi verdi?

İşte yanılgı, işte pompalanan, bilime ve gerçeğe taban tabana aykırı düşünce bu.

“Dış güçler..”

Ekonomiyi yönetmek, satranç oyununa benzer.

Bir, hamle yapmadan önce düşünecek, başkalarından gelecek hamleleri hesaplayacak, ona göre karar vereceksin.

İki, başkasından gelecek hamleyi önceden kestirip ona göre bir sonraki hamle için hazırlık yapacaksın.

Eğer, ülkenin Cumhurbaşkanı, Dünya ekonomisini parmağında oynatan İngiliz Para Babalarının huzurunda “Haziran seçimlerinden sonra faizi mutlaka indireceğim” der, yapamayacağı bir şeyi taahhüt ederse, o İngiliz Türkiye’deki parasını harekete geçirir, bir bölümünü geri çeker, bir bölümünü başka alanlara yönlendirir ve senin paranı 3 günde pula çevirir.

Demokrasilerde, ülkelerin ekonomisini bir kişi değil, uzmanlar kurulu yönlendirir.

Demokrasilerde, ülkenin adalet altyapısını liyakat esasına göre seçilen ve atanan isimler oluşturur.

Demokrasilerde, eğitim sistemi yıllar süren tartışmalarla oluşturulur, kolay kolay bu sistem bir daha değiştirilmez.

Demokrasilerde, ülkenin tarımsal üretimi, uzmanların oluşturduğu kurum ve kurullarca planlanır, planlı üretim olduğu için temel gıda üretiminde sürpriz yaşanmaz.

Ama bu kadar önemli konularda, karar verici tekse,  onun da dün ak dediği, ikinci gün kara çıkıyorsa, ne dövizi kontrol altında tutabilirsiniz, ne faizi emrederek indirebilirsiniz.

Mahatma Gandi, yıllar önce, toplumlar için güzel bir öngörüde bulunmuştur.

Derki Gandi;

Toplumları ve ülkeleri batışa sürükleyen unsurlar şunlardır.

1.İlkesiz siyaset;
2. Vicdanı sollayan eğlence,
3. Çalışmadan zenginlik,
4. Bilgili ama karaktersiz insanlar;
5. Ahlâktan yoksun bir iş dünyası,
6. İnsan sevgisini alt plana itmiş bilim,
7. Özveriden yoksun bir din anlayışı…

Ben bu tespitlere bir tane daha eklemek istiyorum..

“Her ota maydanoz, çok bilmiş cahil yöneticiler..”

Türkiye’nin yaklaşan bu seçimler öncesi, her şeyden önce genel bir özeleştiriye ihtiyacı vardır.

Yönetenler ile yönetilenler bu özeleştiriyi vermediği ve ülkeyi cehalet girdabına sürülemeye devam ettikleri sürece, daha çok ekonomik ve siyasi kaos yaşarız.

Yazarın Diğer Yazıları